Zeki Demirkumbuz'un aynı adlı filmi ile başlamak istedim bu yazıma. İzleyenler bilir, kıskançlık sonucu felakete sürüklenen bir ailenin trajik öyküsünü anlatır. Çirkin kadın güzel kadını kıskanır ve olaylar gelişir. Oysa ki çoğu insan farkında değil, şu dünyada kıskanılası bir şey varsa o da kendinden memnun olma, mutlu olma halidir, güzellik ya da başka birşey değil. İnsanların kuyusunu kazarak mutlu olmak ise biraz zor iş.

Kadınların özellikle hemcinslerine karşı sürdürdüğü kıskançlık politikası erkekler tarafından oldukça itici bulunuyor. Haklılar da. Dünyada o kadar güzel ve kıskanılası başarılara imza atmış kişi varken çoğu kadın kendi küçük dünyasına hapsolmuştur, kendisinden sadece 2 kg zayıf olan yanıbaşındakini kıskanır! Fiziğini, kariyerini, sevgilisini, çocuğunu, genel olarak arkadaşınızın hayat tarzını beğeniyor olabilirsiniz. Kimi zaman girdiğiniz bir ortamda bakışların onun üzerinde olmasını kıskanabilirsiniz. Ancak herşeyin olduğu gibi kıskançlığın da sağlıklı bir dozu var.

Etrafınızdaki olumlu gelişmelerden beslenin, sadece bana hep bana yaklaşımı sağlıklı değil. Çevrenizdeki kişilerin hayatındaki pozitif gelişmeler size de umut ışığı vermeli ve 'Hayatta güzel şeyler de oluyor, benim için de her an iyi gelişmeler olabilir!' mesajını alabilmelisiniz.

Kendinizi arkadaşlarınızla* (bakınız: frenemies) kıyaslamaya başladığınız an anlamsız bir rekabete girdiğinizin farkında olun ve tutumunuzu değiştirin. Her insan özeldir, kendinizi önce siz sevin ve özel olduğunuzu bilin. Başkaları ile rekabete girmek sizi sadece sıradanlaştırır. Boy-kilo-para-pul-çoluk-çocuk kıyaslama çizelgesine girmeyecek kadar çok ve çeşitli yönleriniz olmalı. Kalbiniz, vicdanınız, gülüşünüz bir başkası ile kıyaslanabilir mi? Ne kadar manasız!

Kıskanç kadın farkında olmadan etrafına kötü elektrik yayar ve ortamı gerer. Asabi tavırlar, imalı bakışlar, memnuniyetsiz cümleler, asık surat ya da zoraki gülümseme... Her ne kadar 'Ben birşey yapmıyorum!' deseniz dahi vücut diliniz sizi ele verir ve özgüven eksikliğine işaret eder.

Yanınızda tahammül edemediğiniz seviyede yapmacık, rüküş, boş bir karakter olabilir. Herkesin dikkati bu kişide toplanmış, abartılı komplimanlar havada uçuşuyor olabilir. Sizi bu derece rahatsız eden bir durum varsa zannetmeyin ki kimse olup bitenin farkında değil! Muhtemelen diğerleri de durumun farkında, bu şekilde davranmalarının altında bilinçli bir yaranma duygusu yatıyor: Bana terfi verir mi? Bana borç verir mi? Benimle beraber olur mu? Kendinizi tutun, iğneleyici laflar sarfetmeyin. Onu bozmaya çalıştığınız takdirde varlığını tehdit olarak algıladığınızı, kendinizden üstün gördüğünüzü ve kıskandığınız izlenimini verirsiniz. Ekmeğine yağ sürmek yerine eğer becerebiliyorsanız rahat ve umursamaz olun, görmezden gelin. Yaşanan tiyatro sizi geriyorsa uygun bir bahane ile ortamdan uzaklaşın. Sizi geren ortamlarda bulunmak zorunda değilsiniz.

Güzel baktığımız ve güzel gördüğümüz bir yıl olsun,

Sibel ŞENGÜL