İstanbul’da tam 10 yıl boyunca yürüyerek şehrin en güzel yürüyüş rotalarını samimi ve eğlenceli bir üslupla kaleme alan seyahat yazarı Melih Uslu ile yeni kitabı ‘Yürüyerek İstanbul’ üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

- Sizi Hürriyet Seyahat ve Hürriyet Daily News’teki yazılarınızdan tanıyoruz ama kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdikten sonra yazı dünyasına adım attım. 2000’li yılların başından itibaren yaklaşık 20 yıl boyunca Skylife, SunTimes gibi global dergilerde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptım. Yazılarım The Daily Telegraph, Le Figaro, Die Welt, Gulf News, Kommersant ve Pravda’nın da aralarında bulunduğu birçok prestijli gazetede yayımlandı. Galiba zahmetli kitapların yazarıyım.

İlk kitabımı yazabilmek için 25 bin 500 kilometre kat etmem, ikinci kitabım için ise 50 ünlü ile röportaj yapmam gerekti. 2018 sonbaharında çıkan son kitabı ‘Yürüyerek İstanbul’ için ise 10 yıl boyunca yürümem gerekti.
 

- Yeni kitabınız ‘Yürüyerek İstanbul’da neler var?

Bu kitap, ister doğma büyüme İstanbullu olsun, ister başka kentlerden veya ülkelerden ziyarete gelsin; araştırmayı, öğrenmeyi, tatmayı, izlemeyi seven her “gezgin ruh” için pek çok bilgi içeriyor. 10 yıllık yoğun emek ve titiz bir seçki ile yayına hazır hâle getirdiğimiz kitapta, İstanbul’dan seçilmiş her biri iki ile dört saatlik süreler arasında yürünebilen 34 farklı güzergâh anlatılıyor. Hemen belirteyim: Bu kitap, klasik bir şehir rehberi değil. Kitabın akıcı bir dilinin olmasını çok önemsedim. Bir roman gibi okunabilen, ahkâm kesmeyen, samimi ve açık sözlü bir kitap olsun istedik. ‘Yürüyerek İstanbul’un sevgiler ve çiftlerin birlikte okuyup şehri gezebileceği en iyi kitap olduğu söyleniyor. Buna yürekten katılıyorum. Bu kitap sevgileri bir parça da olsa mutlu edebilirse çok sevinirim. Unutmadan şu bilgileri de vermekte fayda var. Kitabın 400 sayfaya yakın kapsamlı bir içeriği var. Sıkıcı olmaması için kitabı renkli illüstrasyonlar ve fotoğraflarla süsledik. Dahası ünlülerden görüşlerle zenginleştirdik. Bu kitap, İstanbul’un şehir literatürüne bir arpa boyu kadar katkıda bulunursa çok mutlu olurum.

- İstanbul’da yürüyerek neler keşfederiz?

10 yıllık yoğun emek ve titiz bir seçki ile yayına hazır hâle getirilen bu kitapta, Haliç’ten Tarihi Yarımada’ya, Boğaziçi’nden Adalar’a İstanbul’un en iyi yürüyüş rotaları anlatılıyor. Adeta iğne ile kuyu kazmak misali bilgileri İstanbul yollarında yürüyerek toplanmış bu kitabı, sayısız olayın, heyecanın ve izlenimin belleği olarak nitelendirebilirim.

- Ne kadar zamandır yürüyorsunuz?

Yıllar önceydi. Anne ve babamın içini, üstünü ve bagajını tıklım tıkış eşya ile doldurduğu bir otomobilin arka koltuğunda, Kuzeybatı Almanya'dan İstanbul'a, 2 bin 500 kilometrelik bir yolculuğun zorunlu yolcusuydum. Henüz Berlin Duvarı yıkılmamıştı. Kimi zaman çeşitli aksiliklerle bir haftayı bulan yolculuk boyunca Avusturya, Yugoslavya ve Bulgaristan'ın içinden geçerdik. Almanya'nın steril şehirleri, tozsuz bir yeşilliğin arasından gülümseyen Doğu Avrupa kasabaları, Demirperde ülkelerinin asık yüzlü kentleri ve renkli Balkan köyleri otomobilimizin buğulu camlarından akıp giderdi. Birbirinden ilginç insan manzaralarına yelken açan bu yolculuklar, dönemin iki kutuplu dünyasını belgesel tadında sunardı çocuk belleğime… Galiba içimdeki gezme tutkusu o yıllarda filizlendi. O günden bu yana 40’tan fazla ülkenin yanı sıra, Türkiye'yi birkaç kez baştanbaşa gezme şansım oldu. Elbette sadece yürüyerek gezmedim. Ancak çoğu zaman yürümeyi ve toplu taşıma araçlarını tercih ettim. Çünkü gittiğiniz yeri en iyi biçimde keşfedebilmenin yolu buradan geçiyor.

- Yürümenin size nasıl bir etkisi oldu?

Ornitologlara göre ‘kuşlarda kanat ne ise insanlarda ayak odur’. Bu sözü şu şekilde de okuyabiliriz: ‘Dil için konuşmak ne ise şehir için yürümek odur.’ Dolayısıyla insanların şehirlerin içinde uçabilmesini sağlayan temel davranış yürümektir. Yürünemeyen şehirler, yaşanabilir olmaktan çıkmıştır. Unutmayalım! Antik çağda şehir kavramı, içerisinde rahatça yürünebilen kamusal alanları ifade ediyordu. Buradan hareket edersek bir şehri keşfetmenin ilk yolu, yürümektir. Ne kadar yürürseniz şehrin kılcal damarlarına o kadar kolay ulaşırsınız.