Yılın sonu geliyor. Elimde hala alıp okuyamadığım, yılın son aylarında çıkan kitaplar var. Bunlardan biri Tahir Musa Ceylan'ın Kızböcekleri...

Kitap rafında ismiyle beni cezbetti. İtiraf ediyorum yazarla da bu kitapla tanıştım. Görülen o ki geriye doğru diğer tüm kitaplarını da okuyacağım.

İsmi ve aslında kapak tasarımı ilginçti.

İlginç geldi, çünkü kapakta kızböcekleri yani "yusufçuk" olarak bilinen kanatlı böceklerin çizimi vardı. 

Neye ithafen bu isim verilmişti anlamadan kitabı elime aldım ve arkasını okumaya başladım;

"Kızböcekleri, gündelik dilin yavanlığına dilin sonsuz olaslıklarıyla başkaldıran bir metin. Bir ayrıkotunun; düzenin dişlileri arasında hayatta kalma uğraşı veren bir 'tutunamayan'ın; erkeğin kadınla imtihanını sorgulayan Bektaş Toztoprak'ın romanı"

İlk okuduğumda anlamlandıramadığım bu cümleler romanı okudukça o kadar yerine oturuyor ki!

Bir de, yine arka kapakta "Kadınlar yırtıcı hayvan misali, adamlar ise korka korka ölüme giden sürüler" diyordu.

Katıldım hemen bu söze. Çok da üstünde düşünmemiştim o an belki de.

Gelelim kitaba, Bektaş Toztoprak anlaşılacağı gibi kitabımızın kahramanı.

İki ablası var, yalnız yaşıyor, temizlik ve evle ilgili bir takım konularda takıntıları olan bir öğretmen. Hayatındaki tüm ayrıntılar birbirine sıkı sıkya bağlı.

Hiç bir şey tek başına anlamlı değil. Mutfağı kirliyse, dersine hazırlanamıyor, iyi ders anlatamıyor, yine de anlatayım demiyor. Onun deyimiyle ders mutfakta başlıyor. 

Kitabın ilk sayfalarında Bektaş Toztoprak'ı iyice tanıyıyoruz.

Yaşamını, evini, hayatındakileri, yalnızlığını, okulunu...

O bir "tutunamayan", ilişkilerinde sorun yaşayan, yalnızlığı seven ama zaman zaman bundan sıkılan, kendine ait bir alanı olan, bu alana da kimseyi pek dahil etmeyen biri.

Sanki değişmezmiş gibi görünen kurallar var başta.

Sonra öyle bir evriliyor ki olaylar, öyle bir hayatın içine dalıyoruz ki, bu kez Bektaş Toztoprak merkezde kalıyor ama  biz ona dokunan tüm insanların hayatlarına dahil oluyoruz.

Değişmez dediğimiz o kadar çok şey değişiyor ki:

Yaşadığı mekan, evi, şehri hatta işi...

Birden tüm bu değişikliklerle beraber bambaşka yaşamlara, dramlara tanık olurken içimiz de acıyor elbet.

Kelimeleri çok özenle seçilmiş bir roman.

Dili zengin.

Merak uyandıran, zaman zaman gülümseten, sürükleyen...

Yılın son aylarında kendime güzel bir armağan vermişim.

Size de keyifli okumalar diliyorum.

 

@hulyoalkan