Özellikle 40’lı yaşlardan sonra kadınların yüz ovali dediğimiz çene hattında yumuşama başlamakta, boyunda gevşeme ve çizgilenmeler ile hafif bir gıdı ortaya çıkmaktadır. Dudak kenarlarındaki ciltte dalgalı bir görünüm ve gevşeme, yine dudak çevresinde ince çizgilenmeler (sigara içsin veya içmesin) belirmektedir. Cildin yaşlanmasında iki önemli etkenden söz edebiliriz.

İç ve Dış etkenler

İç etkenlerden en başta geleni strestir. Öyle ki, vücudumuzun doğal kortizon üretimini olumsuz yönde etkileyerek bazen sivilce çıkarmamıza, bazen şişkinlik (ödem) sorunu yaşamamıza, hatta kabızlık, saç dökülmesi, egzema, uçuk gibi birçok soruna neden olur.

Dış etkenler ise en az iç faktörler kadar önemlidir. Aktif veya pasif sigara içiciliği, beslenme kalitesi (organik besin- gerçekliği), uyku düzeni, düzenli mide-barsak sistemi (beslenme ve içsel), hava kirliliği, Ultraviyole ışınları gibi birçok sebep sayılabilir. Kaldı ki ultraviyole ışınları tüm etkenlere bedeldir. Ultraviyole bir radyasyondur ve inanılmaz yaşlandırıcı etkilere sahiptir. Birçok dermatoloji literatüründe malign melanom ve diğer cilt kanserlerinin ilk nedenidir. Hava kirliliğinin de cildimiz üzerindeki deformasyonu tahmin edeceğinizden çok daha fazladır. ,

Peki günümüz koşullarında bizi en çok etkileyen problemlerden biri olan hava kirliliğinin cildimiz üzerindeki deformasyonunu ne kadar dikkate alıyoruz? Nasıl bir çözüm uyguluyoruz tüm bunlara açıklık getirmeden önce cilt nedir ve nasıl beslenmelidir?

Cilt, çeşitli görevleri olan hücrelerden ve bu hücrelerin içinde yaşadığı destek dokudan, damarlardan, sinirlerden, pigmentlerden ( renk maddeleri-melanin ) zengin büyük bir organdır. Hatta vücudumuzun ortalama yüzey alanı ile ilişkili olarak en büyük organıdır, dışarıyla temasta olduğu için de en savunmalı organıdır. Bir o kadar da ısı yalıtımı görevi olan, terlemeyle toksinlerden arınmayı sağlayan en önemli detoksçumuzdur.

Cildin en üst tabaka hücrelerinden oluşan yapı epidermis olarak bilinir. Buradaki hücreler epidermisin en alt sırasındaki bazal tabakadan üretilerek yukarıya yollanır. Dolayısıyla üst tabakalardan hücre döküldüğü zaman veya kontrollü travmalar sonrasında cildimiz alarma geçerek sağlıklı yeni hücre üretir. Bu durumdan kontrollü olarak yararlanarak hücre üretimini canlı tutabiliriz.

Cildimizi ihtiyaçlarını bilerek beslemeliyiz. Cildin hücrelerinin kullandığı ama yaş almakla beraber hücrelerinin üretimini azalttığı şeyleri ona vermeliyiz. Bunlar arasında en önemlisi iyi bir dolaşım için beslenme ve uykudur. Cilt hücrelerinin ürettiği destek (bağ) dokunun ana maddesi hyaluronik asit, kollajen ve elastik liflerdir. Bu maddelerin üretimi için hücrelerin ihtiyacı olan C vitamini, D vitamini, demir dolayısıyla oksijen ve enerjidir. Cildin enerjiye ihtiyacı vardır. Metabolizmamızın dengesi vücudumuzun dengesidir. Cildimiz vücudumuzun aynasıdır aynı zamanda. Dengeli ve enerjisi iyi bir vücut ve iyi bir cilt için hücre içindeki mitokondrilerimize kadar hitap edebiliriz. Egzersiz,  coenzim Q10, resveratrol ve cillte glikasyonu (şekerlenmeyi) azaltan düşük doz metformin ile antioksidanlar sayesinde de bu enerjiyi arttırabiliriz. C vitamini, folik asit ve B vitamini kullanabiliriz. 

Cildi uyarmak için bazı sihirli uygulamalardan bahsedebiliriz…

Cildi uyaran uygulamaların başında üzerine yoğunlaştığım hatta kendimde de sonuçlarını gözlemlediğim iğneleme yöntemleri geliyor. Bu uygulamaların arasında cilde kontrollü ve etkili uyarıyı yapan mikro altın iğneli radyofrekans ile kişinin cildinin rengine, kalınlığına, üzerindeki hasar oranına, kılcal damarına veya gözenek yapısına uygun dozlarda ve derinliklerde küçük iğneler ile radyofrekans verilir. Radyofrekans yönteminde ciltte uyarı amaçlı düşük dozlar sayesinde bilerek ve isteyerek kontrollü travmalar yaratılır. Bu travmalar bizim yarattığımız geçici hasarı iyileştirmek için cildin çaba sarfetmesini ve kendine gelmesini sağlar. Beraberinde kombine edilen diğer uygulamalar ile bu etkinin daha sağlıklı ve kalıcı olmasını sağlamak da mümkündür. Benim tercihim özellikle altın iğne radyofrekans uygulaması ile eş zamanlı yaptığımız PRP uygulamasıdır. PRP kişinin kendi kanından elde edilen plazmadır ve bu nedenle kendinden kendine yani otolog bir uygulamadır. Avantajı ise hücrelerden zengin ve alerji riski olmayan bu tanıdık iksirin (kendi kanımız) travma bölgesine hizmet edecek destek hücrelerin verilmesidir. Cilt mikro altın iğneli radyofrekans ve PRP ikilisi ile hemen aynı gün canlanır ve görsel olarak fark edilir etkiler aynı hafta gözlenir. Ancak biz dışardan görmesek bile cilt altında tamir yaklaşık 3 hafta boyunca devam eder ve cilt giderek daha sağlıklı ve taze görünmeye başlar. Bu arada dışarıdan sürülen kremlerin emilimi dolayısıyla etkisi artabilir. İçeriden de içtiğimiz suyu oraya daha fazla götürecek hızlı bir dolaşım olduğu için ciltte canlanma hızlanır. Tabii hastalarıma önerdiğim bazı kişiye özel beslenme önerileri ve vitaminler de var, elbette onların da olumlu etkileri yadsınamaz.

Altın mikro iğneli radyofrekans uygulaması iki veya üç seans yapılabilir. Uygulama sıklığı ilk başlayanlar için ayda bir ancak idame amaçlı ise 6-12 ayda bir olarak planlanabilir. Yapıldığı gün 1- 2 satte tamamen geçen bir kızarıklık olabilir. Kanama, kabuklanma, şişme ya da morarma genellikle görülmez. Bu arada altın iğne radyofrekans uygulanan cilde eş zamanlı yapılan PRP de iğnesiz bir şekilde uygulanmaktadır. Çünkü zaten 1-2.5 mm lik mikro iğneler sayesinde cildimiz herşeyi emmeye hazırdır. Ayrıca kılcal damarlarda hafif koagülasyon (dağlama) etkileri sayesinde ciltteki kızarıklık ve yüzeyel damarlarda da iyileştirici etkileri vardır.

Bu yöntem sayesinde hekim cildin özelliğine ve ihtiyacına göre önceden belirlediği doz ve derinlikte kontrollü bir travma yaratıp, oluşan hasarın cilt tarafından onarılmasını sağlar.  Cildi güneşten hasar görmüş kızarık ve lekeleri olanlarda,  gözenekleri belirgin ve yağlı olan ciltlerde, kırışıklıkları olan ve dolgu ya da toksin yaptırmak istemeyenlerde, dolgu ve toksin yapmalarına rağmen ciltlerinde sarkma ve yumuşaklık olan ciltlerde, rozace (gül hastalığı) veya kılcal damarları yüzeyde olan ciltlerde tek başına veya diğer tedavilerle kombine edilerek uygulanabilir.

Özellikle neştersiz tarafta seçilmesi gerekiyorsa; altın iğneli radyofrekans yöntemi ve PRP ikilisi oldukça başarılı bulduğum ve kendime de uygulattığım bir yöntem. Tabii ki kombine tedavilerin yanı sıra, uygulama sonrası düzenli olarak kullanılması gereken destek ürünlerin ve kremlerin de önemli bir yeri var.  Çünkü her zaman söylediğim gibi ‘cilt uyarılmazsa yaşlanır’. Cildinizi tanıyın ve doğru zamanda doğru ürünler ve yöntemlerle cilt sağlığınızı koruyun.

Sağlıklı günler dilerim,

Dr.Betül Şengör