16.03.2013 02:30 | Son Güncelleme:
Korutürk'lü yıllar - 2 / Aydın Hasan

Korutürk'lü yıllar - SEÇİM KİLİDİNİ ONUN ADI AÇTI

Demirel ile Ecevit, Faruk Gürler’in cumhurbaşkanı seçilmesini engelledi. Ancak 1973’te cumhurbaşkanlığı seçimi kilitlendi. Demirel, yıllar sonra çözümün nasıl sağlandığını şöyle anlattı: İhsan Sabri Çağlayangil ile aklımıza Korutürk geldi. Kimseyle sürtüşmesi olmayan, zarif bir insandı. Ecevit’e önerdik. Kabul etti

6 Nisan 1973’de Fahri Korutürk, Cumhurbaşkanı seçildi. Ertesi gün de, teknokrat hükümetin Başbakanı Ferit Melen, görevinden istifa etti. Cumhurbaşkanlığı görevi boyunca hükümet bunalımları ile uğraşacak olan Korutürk, görevinin ilk yılında Boğaz Köprüsü’nün açılışını yapma onurunu yaşadı. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağlayan ilk köprünün açılışı 30 Ekim 1973’te Korutürk tarafından yapıldı. 1970 yılında inşaatına başlanan köprüye Türk solunun önemli bir bölümü karşı çıktığı için Boğaz Köprüsü siyasi tartışma gündemi içinde de önemli bir madde oluşturuyordu. Korutürk, köprü üzerinde bir süre yürüdü. Açılış günü on binlerce kişi aynı anda köprünün üzerinden geçmeye çalışınca Boğaz Köprüsü daha ilk gününde beşik gibi sallandı.

ECEVİT VE DEMİREL
Korutürk’ün görev yaptığı 7 yıl içinde, 8 ayrı hükümet kuruldu. Talu ile Sadi Irmak, iki ayrı teknokrat hükümet oluşturdu. Ecevit ile Demirel de, bu dönemde üç ayrı hükümete başkanlık etti. Bu süre içinde 16 kez hükümet bunalımı oluştu. Bu dönemde, iktidar ağırlıklı olarak Ecevit ile Demirel arasında bir ping pong topu gibi el değiştirdi.

CHP-MSP KOALİSYONU
Korutürk, daha Cumhurbaşkanlığı’nın ilk günlerinde, hükümeti kurmakla görevlendireceği kişiyi seçmek durumunda kaldı. Cumhuriyet senatosu Kontenjan Üyesi Naim Talu’yu hükümeti kurmakla görevlendirdi. Talu, AP ve CGP’den milletvekillerinin yer aldığı bir koalisyon hükümeti oluşturdu. 1973 genel seçimlerinden sonra bu kez hükümet kurma görevini sırayla AP lideri Süleyman Demirel ve CHP lideri Bülent Ecevit’e verdi. Ancak iki liderde bir hükümet kuramadı. Bunun üzerine görevine devam eden Talu’ya yeniden hükümet kurma görevini verdi. Ancak Talu, yeni bir hükümet oluşturamayınca 10 Ocak 1974’te istifa etti. Hükümeti kurma görevini yeniden Ecevit’e verdi. Ecevit, Necmettin Erbakan ile birlikte CHP - MSP koalisyon hükümetini kurdu. Korutürk, MSP’yi rejim açısından sakıncalı bir parti olarak görüyor ve Erbakan’a güvenmiyordu.

‘KIBRIS’I KORUYUN’
Ecevit Hükümeti döneminde, Kıbrıs’taki Rum cuntanın Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıları artmıştı. Başbakan Ecevit, Kıbrıs’a asker çıkarma hazırlığı içine girmişti. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın kararı 16 Temmuz 1974 tarihinde Çankaya Köşkü’nde yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alındı. Korutürk’ün o toplantıda, “Beyler Kıbrıs Türklerini korumak için bir şey yapmak istiyorsanız, sırası şimdidir; eğer şimdi yapmazsanız bir daha hiçbir zaman yapamazsınız!” dediği yıllar sonra ortaya çıkacaktı.

IRMAK’I GÖREVLENDİRDİ
Siyasi bunalım, yeni bir teknokrat hükümetin işbaşına gelmesine zemin hazırladı. Korutürk, hükümet kurma görevini Cumhuriyet Senatosu Üyesi Sadi ırmak’a verdi. Irmak’ın kurduğu hükümette sadece CGP’den 4 milletvekili yer aldı. Diğer üyelerinin Meclis dışından atandığı bu hükümet, sadece 17 gibi çok düşük bir kabul oyunun çıktığı oylamada güvenoyu alamadı. Cumhurbaşkanı, 31 Mart 1975’de görevi bu kez Demirel’e verdi. Böylece ilk Milliyetçi Cephe Hükümeti, yani AP-MSP-MHP koalisyonu kuruldu. Bu hükümet 1977 seçimlerine kadar görev başında kaldı.

AMANSIZ REKABET
Ecevit’in CHP’si, 1977 seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 42’sini alarak seçimden birinci çıktı. Ancak Meclis’te güvenoyu için yeterli çoğunluğa sahip olmadığı için Ecevit’in kurduğu hükümetin ömrü ancak bir sürebildi. Korutürk, bu kez hükümeti kurma görevini ikinci partinin lideri olan Demirel’e verdi. Demirel, 21 Temmuz 1977’de İkinci Milliyetçi Cephe hükümetini kurdu. Bu hükümet, 31 Aralık 1977’de CHP’nin verdiği gensoru ile düşürüldü. Korutürk, hükümet kurmakla yeniden Ecevit’e görevlendirdi. siyasi literatüre “Güney Motel Vakası” olarak geçen 11 bağımsız milletvekilinin transferi ile Ecevit, CHP Hükümeti’ni kurdu. 17 Ocak 1978’de kurulan bu hükümet, ara seçimde boş bulunan 5 milletvekilliğini de muhalefetin kazanması üzerine Ecevit’in istifası sonucu aynı yılın kasım ayında sona erdi. Korutürk, yeniden hükümeti kurma görevini Demirel’e verdi. Demirel’in azınlık hükümeti, 25 Kasım 1979’da Meclis’te güvenoyu aldı. Bu hükümet, 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbe ile yıkılacaktı.

KRİZ VE KENAN EVREN
Korutürk, 1977’nin ağustos sıcağında çalışma ofisini Çankaya Köşkü’nden İstanbul’daki Florya Köşkü’ne taşımıştı. Başbakan Demirel, Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve Milli Savunma Bakanı Sadettin Bilgiç’i İstanbul’a çağırdı. Toplantının gündemi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atamada yaşanan sorundu. Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun, hükümete karşı açık tavrından dolayı emekliye sevk edilmişti. Bu göreve atanabilme özelliklerine sahip üç orgeneral vardı: Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Adnan Ersöz, İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü Olcay ve III. Ordu Komutanı Ali Fethi Esener.
Kara Kuvvetleri’ne atama teamüllerine ve kıdem sırasına göre Birinci Ordu Komutanı’nın atanması gerekiyordu. Ancak Demirel, bu göreve kendisine yakın olan Orgeneral Esener’i getirmek istiyordu. Korutürk, Esener’in atanmasına ilişkin kararnameyi imzalamadı. TSK’nın iki numaralı koltuğuna yapılacak atamada yaşanan düğüm 3 orgeneralin de emekliye sevk edilmesiyle aşıldı. Orgeneral hiyerarşisi içinde son sıralarda yer alan Ege Ordusu’nun Komutanı Kenan Evren, önündeki üç orgeneral emekli olunca birden kendini Kara Kuvvetleri Komutanlığı koltuğunda buldu. Böylece Evren’in Genelkurmay Başkanı olmasının da yolu açılmıştı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülend Ulusu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’un imzalarının taşıyan mektup, 27 Aralık 1979’ta Korutürk’e gönderildi. El yazısı ile “Cumhurbaşkanım” hitabıyla başlayan mektupta, şu ifadeler yer alıyordu:

UYARI MEKTUBU
“Sayın Cumhurbaşkanım, ülkemizin içinde bulunduğu ortamda devletimizin bekası, milli birliğin sağlanması, halkın mal ve can güvenliğinin temini için; anarşi, terör ve bölücülüğe karşı parlamenter demokratik rejim içerisinde anayasal kuruluşların ve özellikle siyasi partilerin, Atatürkçü milli bir görüşle müştereken tedbirler ve çareler aramaları kaçınılmaz bir zorunluk olarak görülmektedir. Milli Güvenlik Kurulu’nun muhtelif toplantılarında bu konuda alınan kararların muhalefete mensup siyasi partilerin kısır tutum ve davranışları yüzünden olumlu sonuçlara götürülemediği yüksek malumlarıdır.
Kuvvet Komutanları ile beraber yaptığım son gezilerimde Ordu ve Kolordu Komuta seviyesindeki general ve amirallerle görüşmelerimde milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde süratle bir sonuca ulaşabilmek için gerekli tedbirlerin müştereken tespiti amacı ile tüm anayasal kuruluşlar ve siyasi partilerin bir kere daha uyarılması bütün komutanlarca müştereken dile getirildi. Bu karar ışığında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görüşlerini, Milli Güvenlik Kurulu Başkanı olarak zatıalilerine sunuyorum. Gereğini yüksek takdirlerine arz ederim. Saygılarımla. “
Korutürk, mektubu aldıktan sonra 1 Ocak 1980’de, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanlarını Çankaya Köşkü’nde kabul ederek görüştü. Ertesi gün de, yani 2 Ocak 1980 tarihinde, dönemin Başbakanı Demirel ile anamuhalefet lideri Ecevit’i birlikte Köşk’e davet ederek, uyarı mektubunun bir suretini kendilerine verdi. Aynı gün Millet Meclisi Başkanı Cahit Karakaş, Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil, Cumhuriyet Senatosu Milli Birlik Grubu Başkanı Fahri Özdilek, Cumhuriyet Senatosu Kontenjan Grubu Başkanı Zeyyat Baykara ile Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Cumhuriyetçi Güven Partisi Genel Başkanı Turhan Feyzioğlu ve Demokratik Parti Genel Başkanvekili Faruk Sükan’a da mektubun birer suretini gönderdi.

GÜNDE 20 KİŞİ
Ankara’da bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye genelinde sokak huzursuzdu. Ekonomi bozuktu ve temel ihtiyaç maddeleri için uzun kuyruklar oluşuyordu. Silah ve sigara başta olmak üzere her türlü kaçakçılık artmıştı. 1970’li yılların ikinci yarısı, Cumhuriyet tarihinin ülke genelinde huzursuzluğun ve terörün doruk noktaya çıktığı kabul kabus yıllarıydı. Sağ ve sol gruplar, silahlı eylemlere yönelmişti. Sokak çatışmaları 1974’ten itibaren katlanarak tırmanışa geçti. Şiddet, 1977 ile 1980 arasında doruk noktasına çıktı. Günde ortalama 20 kişinin öldürüldüğü bu dönemde, 5 binden fazla kişi terör sonucu hayatını kaybetti. 1977 yılının 1 Mayıs kutlamalarında Taksim’de yaşanan katliamda 34 kişi öldü. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta Alevi vatandaşlara yönelik saldırılarda 105 kişi yaşamını yitirdi. Bir hafta süren Maraş olayları, Sünni-Alevi gerilimini tırmandırdı ve çatışmalar Çorum’a sıçradı. Çorum’da meydana gelen olaylarda ise 26 kişi öldü. Türkiye’nin iç barışı ciddi yaralar alıyordu. 1979 yılında Milliyet gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi, alçakça bir suikastın kurbanı oldu. Aynı yıl Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul da teröre kurban gitti. Üniversiteler, sol ve sağ grupların çatışma alanına dönmüştü. İzmir’in Tariş fabrikası başta olmak üzere çok sayıda fabrikada olaylar çıkıyordu. 1980 yılında aralarında Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak, efsanevi sendika lideri Kemal Türkler ve eski Başbakan Nihat Erim’in de bulunduğu farklı çevrelerden çok sayıda tanınmış kişi suikaste uğradı. Sıkıyönetim, terörü durduramıyordu. Polisin eğitimi eksik, teknik olanakları çok zayıftı. Üstelik polis, POL-DER ve POL-BİR dernekleri aracılığıyla ikiye bölünmüştü.

MECLİS SEÇEMEDİ
Korutürk’ün görev süresi 6 Nisan 1980’te sona erdi. Sonra Meclis’teki cumhurbaşkanlığı seçimleri bir krize dönüştü. Meclis, yeni bir Cumhurbaşkanı seçemedi. 12 Eylül darbesi ile de feshedildi. Korutürk’ün Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği de, darbeye kadar sürdü. Darbeden sonra kendi köşesine çekilen Korutürk, 12 Ekim 1987’de vefat etti.

Korutürk’ün görev yaptığı dönemde Ecevit ve Demirel üç ayrı hükümet kurdu.

Yedi yıllık süreçte 16 kez hükümet bunalımı oluştu. Korutürk hep denge unsuru oldu.

BİTTİ

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 1Üzgünüm
Toplam Oy1