RSS
06 Eylül 2010 - 01:00
KÜRTLER VE REFERANDUM - 4

Köyümüzü özgürlüğümüzü istiyoruz

Kılıçdaroğlu rüzgârı Dersim’de etkili. Boykot diyenlerin sayısı da az değil. Herkesin ortak derdi, boşaltılan köylere geri dönememek ve kafadan “terörist” olarak fişlenmek

Tarihte isyan, kan ve şiddetle yer alan Dersim, insanın aklını kaçırtacak kadar güzel bir coğrafyaya sahip. Eski adı Mamekiye olan Tunceli şehir merkezine (Dersim, yörenin adı) sabah 10’da girip, yeşillikler içerisinde bir çay bahçesine kuruluyoruz. Doğu Anadolu’da Ramazan’da açık lokantası, cafe’si olan, insanların birbirini yargılamadığı belki tek yer, Dersim. Oysa Batman’da sokakta sigara içmek bile sıkıntı olabiliyor.
Ben internet cafe’de yazı yazarken Namık, Bünyamin ve dostumuz Hasan Şen şehir turuna çıkıyor. Tepeden şehrin görüntüsünü çekerken polis yollarını kesmiş. “Cafede küçük kırmızı laptop’la yazan bayan da sizinle mi” diye her an ensemizde olduğunu belirtmiş. Basın kartını görünce de kibarca “Burası iyi bir nokta değil, 155’i arayıp nerede olduğunuzu haber verin, sıkıntı yaşamazsınız” demişler.
Önce inanmadım ama Dersim, huzurlu, modern görüntüsünün altında herkesin izlendiği, gözlendiği bir yer. Zaten kiminle konuşsak, bir şekilde mağdur: Oğulları tutuklananlar, köyleri boşaltılanlar, fişlenenler...

MEZARA BİLE GİDEMİYORUZ
Türkiye’nin en çok göç veren bölgesi Dersim. Misal, Ovacık nüfusu 2007’de 5900, 2009’da 3900, 2010’da ise 3200 imiş. Ovacık’ta köy muhtarı olan Hayati bey, “İnsansızlaştırma politikası devam ediyor. Yasak mıntıka ilan edilmiş bölgeler, köyler var. Dersim’in 2/5’i hayvancılıkla geçiniyor. Artık hayvancılık yok, insanlar köyünde mezar ziyaretine bile gidemiyor...” diyor.
Dersim, CHP alerjisine rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’na sempati duyuyor. Sırf Kılıçdaroğlu sevdasına “hayır” çıkacak görünüyor. CHP lideri miting için geldiğinde BDP’li belediyenin “merhaba” bile dememiş olmasına da kızgınlar. 

DEMOKRATİK HALK PLAJI
Merkezden ayrılıp Munzur Vadisi’ne doğru ilerliyoruz. Yol üzerinde Alevilerin nehir yanında adak adadığı Anafatma’ya uğruyoruz... Dersim isyanında günlerce kan akan Laç deresi, Sabiha Gökçen’in bombaladığı yer, Dersim isyanını başlatan Ali Seyit’in öldürüldüğü mağara... Bu saydığım yerler, ırmağın öte yanında, girişi yasak olan bölgeler. Tabii ki ders kitaplarında yeri yok.
Munzur’da dere, gürül gürül akıyor. Yol boyunca dereye girilebilecek tesisler, hatta “Demokratik Halk Plajı” diye anılan bir yer de var.  Aileler, gençler mayoyla dolaşıp serinliyor, tavla oynuyor, bazıları mangal yapıyor.
Tuna ailesi, dere kenarına halılarını atmış, keyif yapıyor. “Hayır” diyeceklerini söylüyorlar.
Hamza Tuna, nedenini şöyle açıklıyor: “12 Eylül yasasına olduğu gibi Tayyip Erdoğan yasasına da karşıyız. Nevşehirliyim, benim hanım Tuncelili. Tarihe Erdoğan yasası olarak geçecek anayasaya hayır diyorum. Uzlaşmasız, ben yaptım oldu anayasası çünkü. Hani toplumsal mutabakat?”
Eşi Aynur Hanım da katılıyor bu sözlere: “İnandırıcı değil Erdoğan’ın söyledikleri. Oysa açılımda ümitlenmiştik...” 

AÇILIM, HAYAL KIRIKLIĞI
Merkeze döndüğümüzde, AKP İl Başkanlığı’na uğruyoruz. Başkan Cihan Aktaş, 37 yaşında. Referandumda evet hayır dağılımı için “Uçurum çıkmaz” diyor: “Tunceli halkı bilinçli, kültürlüdür. Anayasa değişikliği ile ilgili kitapçık dağıttık. Bu iş parti seçimi değil. Değişen maddeleri anlamak lazım. Bence evet oranı yüksek çıkacak.”
“Boykot” diyenlerde açılıma dair hayal kırıklığının etkisi büyük. En çok duyduğum, bu savaşın bitmesi ve köylerine dönebilmek. İktidarın politikaları “yapmacık, samimiyetsiz” bulunuyor.
“Ama fişleme bitecek...” hatırlatmasını yaptığınızda, iktidar partisinin istediği zaman asker dahil, herkesi tutuklatabildiğini söylüyorlar.



Demokratik Halk Plajı denen yerde dere kenarına halılarını atmış keyif yapan?Tuna ailesi, “Hayır” diyeceklerini söylüyor. Hamza Tuna, “Uzlaşmasız, ben yaptım oldu anayasası çünkü” diyor.

‘BARAJA HAYIR’ YÜRÜYÜŞÜNE KATILDI, HAPİSTE
Kahveler sokağı, Dersim’in nabzının attığı yer. EMEP’lisi, BDP’lisi, CHP’lisi burada. Bir masaya yaklaşıp kendimi tanıtıyorum. Başta biraz temkinliler. Fakat fikirlerini sorunca da hiçbir şeyi saklama gereği duymuyorlar. Bu nur yüzlü insanlar anlattıkça benim içim kararıyor. 
Hıdır Karabulut, Nazımiye’nin Dokuzkayalar köyünden. İstanbul’da yaşıyor fakat yazın Dersim’e geliyor. Ne var ki kendi köyüne hâlâ gidemiyor: “Dokuzkayalar hâlâ bombalanıyor. Köyümüze gidecek olursak güvenlik belgesi isteniyor, zaten ziyaret edemiyoruz. 1938’den beri sürekli göç var, ezilme var, işkence var. Bu hükümet sekiz senedir iktidar. Devletle mahkemeliğiz, zarar ziyanı alamıyoruz. Hem benden vergi alıyorsun, hem askerlik istiyorsun, o zaman hakkımı niye vermiyorsun?”

GENELGEYLE YÖNETİLİYORUZ
Hıdır Bey, referandumda Dersimliler’in özgür davaranacağına, kimsenin baskı altında kalmayacağına inanıyor. Kendisi boykot edecek: Bugüne kadar Evren yasası vardı, şimdi Erdoğan yasası. Evet desem Erdoğan’ı, hayır dersem 12 Eylül Anayasası’nı desteklemiş oluyorum. Ne yapayım? Benim haklarımı konuşmuyorsa, kendi dedemin diktiği ağacı gidip göremiyorsam, boykot. Burası valilik genelgesi, başbakanlık genelgesiyle yönetiliyor. Anayasayla değil!”
Bir başkası atılıyor: “Nazımiyeliyim dersen terörist sayılıyorsun. Gençlerimiz fişleniyor. Boşta kalanlar uyuşturucuya, tinere alışıyor. Sonra Güneydoğu insanı kapkaççı deniyor!”   

İKİ OĞLU CEZAEVİNDE
Sohbetin başından beri sessiz duran Yusuf Çongar, merkeze bağlı Gömemiş köyünden. “Bu memlekette yaşamak başlı başına sorun. Ne 12 Eylül cuntası, ne Erdoğan anayasasını destekleyeceğim. Kılıçdaroğlu’nun buralı olması etkendir, ama ben boykot edeceğim” diyor.
Sonra usul usul anlatmaya koyuluyor:  “KCK’dan dolayı iki çocuğum hapiste. Umut 22, Ferhat 17 yaşında. Malatya Cezaevi’nde kalıyorlar. Neden biliyor musunuz? Ferhat ‘Munzur’a dokunmayın’ ve ‘1 Mayıs’ yürüyüşüne katıldığı için...
Umut’u PKK’ya eleman sağlamakla suçladıkları tarih, kardeşini askere göndermişti. Suçlamak için gizli bir tanık gösterdiler. Gizli tanık olarak gösterdikleri bu kişi, itiraz etmek için izin alıp askerden geldi. ‘Bu ifade bana ait değil’ demek için. Mahkeme salonundan içeri alınmadı. Yani adam gizli tanık değilim diyor, onu bile reddediyorlar. Çok haksızlık var.
Kaldı ki Ferhat’ın yaşı küçük, mahkemesi burada ama Malatya’da tutuluyor.”

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
1998 yılında "İlla" adlı albüme imza atan sanatçımız kimdir?
Markapon
©Copyright 2010