Kozmetik ürünlerinin etiketinde gördüğünüz an kaçmanız gereken kimyasallar

Günlük hayatımızın vazgeçilmezlerinden biri de, kuşkusuz kozmetik ürünleri. Şampuan, tıraş losyonu, makyaj malzemeleri ve daha birçok kozmetik ürününün içerisinde tehlikeli kimyasallar bulunuyor. Kadın, erkek, çocuk demeden hepimizin kullandığı bu ürünlerin bazıları, sağlığı ciddi ölçüde tehdit edecek kimyasallar içeriyor. Peki hangi üründe hangi kimyasala dikkat etmeliyiz? Ürün etiketini okurken aşağıda bahsedilen kimyasalları görüyorsanız yol yakınken rafa geri bırakmanızı tavsiye ederim.

Kozmetik ürünlerinin etiketinde gördüğünüz an kaçmanız gereken kimyasallar

Tehlikeli kimyasalları sıralamaya başlamadan önce belirtmeliyim ki, hiçbir kozmetik ürünü yüzde 100 doğal içeriğe sahip olamaz. Kozmetik ürünleri genellikle uzun raf ömrüne sahiptir. Bu sebeple raf ömrünü uzatacak bazı kimyasalları içerirler. Aynı zamanda tüketiciler tarafından sık değiştirilmedikleri için (şampuan, nemlendirici, saç spreyi vb.) uzun süre aynı formunu koruyabilmesi için de belli kimyasallar içermek zorundadırlar. Bu yüzden herhangi bir kozmetik ürününün üzerinde “Yüzde 100 doğal” ibaresini gördüğünüzde aldanmayın, böyle olması ne yazık ki mümkün değil. 

 

En bilinen: PARABEN

 


Aslında çoğumuz parabenin ne kadar tehlikeli olduğunu duymuş veya okumuşuzdur. Parabeni bu kadar tehlikeli yapan nedir peki? Paraben, kozmetik ürünlerinin raf ömrünü uzatan bir kimyasal. Yukarıda bahsettiğim gibi kullanım süresini uzatabilmek adına neredeyse her markanın kullandığı bir şey. Bakteriyi ve küflenmeyi önlediği için, özellikle nemlendiriciler ile bakım kremlerinde oluyor. Parabeni bu kadar tehlikeli yapan şey, kanserojen olması. Araştırmalar, parabenin meme ve cilt kanserlerini tetiklediği sonucuna varmış. Kötü haberlerim bununla kalmıyor... Ne yazık ki paraben kozmetik ürünlerinde kaçabileceğimiz bir kimyasal değil. Çünkü hemen hemen hepsinin içinde var! Bir ürünün üzerinde “Paraben içermez” ibaresini görüyorsanız bu koskocaman bir yalandır... Ancak ürünün içeriğindeki paraben azaltılmış olabilir ki, bunu da zaten ürünün 6 ile 8 ay arasında bozulmasından anlayabilirsiniz. Yani bu kimyasaldan kesin olarak korunmanın tek yolu, bir daha asla rimel sürmemek veya beyaz sabunla saçınızı yıkamak olacaktır...

 

Böcek ilacı olarak da bilinen SLS

 

 


Köpük oluşturmada ve sabit/uçmaz ürünler yapmakta kullanılan bir jelatin olan SLS de, tıpkı paraben gibi kozmetik ürünlerinin neredeyse tamamında ve endüstriyel temizlik ürünlerinde kullanılıyor. Özellikle yan etkileri ve vücudumuza vereceği zarar parabenden daha fazla. Bunun en basit örnekleri, cildinizdeki sivilceleri yok etmesi için kullandığınız kreminizin sivilce yapması veya 'kepeğe karşı etkili şampuanınızın' saçınızdaki kepeği arttırması! Bunun sebebi, SLS’nin cildi tahriş eden ve gözeneklere dolarak siyah nokta ve sivilce gibi cilt sorunlarına sebep olan bir kimyasal olması. Öte yandan cilt kuruluğu, ağız yaraları, ciltte iltihaplanmalar yaşıyorsanız, sebebi yine bu kimyasal olabilir. 

SLS aslında böcek ilaçlarında kullanılıyor. Böcekleri öldürmekte kullanılmasının sebebi, zehirli sülfat gazları yayması. Sülfat gazları ısıyla yayılırlar. Bu sebeple içinde SLS olan bir kozmetik ürünüyle duş almak oldukça zararlı! Eğer şampuanınız veya duş jelinizde SLS varsa hemen yok etseniz iyi edersiniz... SLS, diş macunları, deterjanlar, deodorantlar, şampuanlar, duş jelleri ve daha nice kozmetik ürününde bulunuyor...

 

Vazelin mineral yağlar ve sıvı parafinler 

 


Vazelin de kozmetik ürünlerinde sıkça rastlanan kimyasallardan biri. Yumuşatma özelliğine sahip olduğundan yüz yıkama jellerinde ve nemlendiricilerde kullanılıyor. Sürdüğünüzde ilk yarım saat cildiniz yumuşacık ve parlak görünürken, düzenli kullandığınızda cilt kızarıklıkları, tahriş, sivilce ve siyah nokta yapıyor. Mineral yağlar da makyaj malzemelerinde sıkça kullanılıyor. Makyajın yüze daha iyi 'yapışmasını ve bütünleşmesini' sağlıyorlar. Ve maalesef oldukça tehlikeliler... Zaten vazelin de mineral yağlar da petrolün yan ürünleri. Kulağa iğrenç geliyor değil mi? "Yüzünüze petrol sürer misiniz?" diye sorsalar hepimiz itiraz ederiz ama fondöten sürüyoruz işte... Dudak ürünleri ve özellikle bebekler için üretilen pişik kremlerinde kullanılan bu kimyasal, cildin kendi nem dengesini bozuyor, hücreleri öldürüyor ve erken yaşlanmaya sebep oluyor. Aynı zamanda kanserojen. Uzun süre kullanımında hormonsal aktiviteyi bozabiliyor. Ne yazık ki bu kimyasaldan da uzak durabilmenin kesin yolu makyaj yapmamak veya nemlendirici kullanmamak! Makyaj yapmamak nispeten mümkün olmasa da (!) nemlendirici olarak zeytinyağı ve balı tercih edebilirsiniz.

 

Sentetik renklendiriciler ve dioksin

 


Zaman zaman kozmetik ürünlerinin güzel kokularına ve renklerine aldanarak satın alırız. Özellikle ruj, allık, far gibi makyaj malzemelerinde bunu sık yaşıyoruz. Fakat bu sentetik renklendiriciler de tıpkı vazelin gibi petrolün yan ürünlerinden biri. FD&C ve D&C olarak da bilinen bu renklendiriciler oldukça zararlı. Makyaj malzemelerinde içeriği görmek ve okumak pek mümkün olmasa da, markayı tanımanızda tahminde bulunmanız için yeterli olacaktır. X markasının diğer bir ürününe bakarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilirsiniz. Renklendiriciler genellikle boyalardan daha fazla tercih ediliyor. Çünkü maliyetleri boyaya göre nispeten daha düşük. Kanserojen kimyasallar arasında en tehlikelilerinden biri; çünkü vücutta zaman içerisinde birikiyor. Dioksin de böyle bir kimyasal. Köpürme ve renklendirme özelliği olduğundan, duş jelleri ve renkli sabunların vazgeçilmez kimyasallarından biri. 

 

Ürünün içeriğini incelemeyi unutmayın

 


Yukarıda bahsettiğim kimyasallar, herhangi bir ürünü elinize alıp içerikler kısmına göz attığınızda ilk göreceğiniz kimyasal. Özellikle Sodyum lauryl sulfate (SLS), sodyum laureter sülfat (SLES), propilen glikol (PG), dietanolamin (DEA), kokamid DEA, lauramid DE A, flor, alfa hidroksi asit (AHA), alüminyum, bütan, dioksin, flüorokarbonlar, formaldehit, gliserin, kaolin, lanolin, mineral yağ, petrolatum, propan, talk ve PEG gibi kimyasalları içerik kısmında görüyorsanız bu ürünlerden uzak durun. 

Kullandığınız veya kullanacağınız ürünün içeriğini araştırmaya özen gösterin. Cildiniz riskli sayılabilecek bir ciltse, alerjikse, hamileyseniz, aşırı hassassa, kanser tedavisi veya herhangi bir tedavi görüyorsanız, cildiniz tahrişe ve diğer zararlı durumlara daha açık olur. Bu sebeple sağlık durumunuza uygun ürünler tercih edin. Özellikle organik, vegan ürünlere ve markalara yönelin. Çünkü organik ürün kategorisindeki ürünler yüzde 90 bitkisel kaynaklıdır. Bitkisel ürünler özellikle cildin vitamin ihtiyacını karşılamada oldukça başarılıdır. En önemli ve en temel olanı ürünün, Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olup olmadığı. Lütfen bunu kontrol etmeyi unutmayın. 

Ne de olsa en değerli giysimiz, cildimiz!

 

 


 

Bu makaleye ifade bırak