01.12.2017 - 01:30 | Son Güncelleme: 01.12.2017-1:30 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

KREDİ BİTİYOR, KONUŞMA ZAMANI GELİYOR



Aralık 1999’da, kameraların önünde beyin kanaması geçirdi Ebru Gündeş. O gün hem ölümden döndü hem de tüm ülkenin duasını ve sempatisini kazandı. Bitmeyen bir krediye sahip oldu.

16 yaşında evlendirilmiş, eşinden şiddet görmüş bir kadın olması zaten yürek burkan bir hikayeydi. Üzerine sağlık sorunu eklenince, eskilerin deyimiyle müstesna, yani benzerlerinden çok farklı bir yere koydu onu Türk halkı. Belki de sırf bu yüzden olsa gerek, yaşadığı ilişkiler ve evlilikler, hep mutluluğu arama çabası olarak yorumlandı, çok konuşulmadı.

Eşi Reza Zarrab meselesinde de uzunca bir süre durum aynı oldu. 31 Aralık 2013 günü, gizlice İstanbul Emniyeti’ne gidip, abisiyle yaptığı ve Reza Zarrab’tan bir yerlere vermek için 200 bin dolar rüşvet alınmasıyla ilgili bir konuşma yüzünden sorulara muhatap oldu Gündeş. Bir de Kasım 2016’da şu meşhur, kanunsuz yalı tadilatı nedeniyle ara celsede mahkemede ifade verdi.

Resmi makamların soruları ayrı şey, kamuoyunda sorgulanmak başka şey ya, bu kez sadece susarak dalga geçmeyecek gibi. Özellikle de Reza Zarrab’ın ABD’ye anlaşarak gittiği ve Gündeş’in bundan haberdar olup olmadığı yolundaki soru, belli ki gündemde kalacak. Doğrusu ortaya çıkan tablo, akla başka sorular da getiriyor. Bunca zaman Zarrab’ı hiç ziyaret etmeyen, “Boşanacağım” deyip, vazgeçen ve şimdi tekrar boşanma kararı alan bir Gündeş var.

Bir zamanlar birlikte olduğu adam uğruna Avustralya konserinden ve ciddi bir kazançtan vazgeçen şanatçı, eşi ABD’de tutuklandıktan 10 gün sonra, önceden yapılmış konser anlaşması gerekçesiyle sahneye çıkıyorsa, kafalar karışır, sorular sorulur.

Sonuç mu? Ebru Gündeş, tırnaklarıyla kazıyarak geldiği yeri korumak adına, en azından bir kere konuşmalı ve Zarrab sorularına cevap vermeli...

Ünlü çocuğu olmak... 

Reşit olmuş hiçbir kız çocuğu bir mekanda, açık havada sigara içiyor diye haber olmaz Türkiye’de. Ama Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu’nun kızları Zehra için yapılmıştı bu haber.

Arabasında siyah cam filmi var diye hiçbir yetişkinin haberi de yapılmaz Türkiye’de.

Ama Sibel Can ve Hakan Ural’ın oğlu Engincan için ‘Yasağı umursamadı”’ diye haber yapıldı dün. Aracın orijinal halinde camlarda film varsa zaten suç değil de, bu haberi okumanın ne faydası oldu bize? Ünlü çocuğu olmanın en zor olduğu ülkelerden birisi Türkiye ve artık iş hakikaten zıvanadan çıktı.

Kuşadası turist bekliyor

Bir zamanlar Türkiye’nin en önemli tatil beldelerinden biriydi. Her gün ağzına kadar turistle dolu yanaşan üç gemi, hem esnafın hem de ilçe halkının yüzünü güldürürdü. İki gün Kuşadası’nda kaldım. Geçtiğimiz yaz günde değil haftada üç gemi ya gelmiş ya gelmemiş diye duydum. Esnaf neredeyse kan ağlıyor, durgunluk sadece Kuşadası’nı değil, Efes ve Meryem Ana turizminden pay alan Selçuk’u da etkilemiş. Türkiye’ye turist taşıyan uçakları özendirmek için sağlanan teşviklerin daha fazlasını, yolcu gemileri için de acilen sağlamak lazım. Kuşadası kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer olmamalı...  

Telefon haberleşme aracıdır

Türkiye, aylık ortalama 441 dakika süreyle Avrupa’da en fazla mobil konuşma yapılan ülke olmuş. İkinci sıradaki Makedonya’da bu süre 295, İtalya’da 271, Romanya’da 270 dakika...

Telefonu haberleşme değil, iletişim aracı olarak kullandığımız için ortaya çıkıyor bu rakamlar. Oysa sesli ya da görüntülü fark etmez, telefonda konuşurken karşınızdakinin tüm beden dilini, gözündeki duyguyu göremezsiniz. Hatta karşınızdaki sizi övüyor mu alay mı ediyor, doğru mu söylüyor yoksa yalan mı, onu bile anlamanın imkanı yoktur. Bir sürü evlilik ve ilişkinin telefon konuşmalarıyla sona ermesi o yüzden sürpriz değildir. Arkadaşlık ve akrabalık ilişkilerinde, telefonda yaşanan tartışmaların da genellikle anlaşmazlıkla sonuçlanmasının sebebi budur. Yüz yüze iletişim kurmayı, düşünce ve duygumuzu maskelemeden paylaşmayı bilmediğimiz için meseleleri telefonda çözmeye çalışıyoruz.

Telefonu haberleşme aracı olarak kavradığımız gün, işimiz daha kolay olacak...

Halkla ilişkilerde zirve, kraliyet ailesi...  

“Dul bir kadın”, “Üstelik annesi siyahi, yani melez”, “Yaşı nişanlısından büyük”, “İnsan hakları konusunda aktivist” biri olarak biliniyor, “Oynadığı dizi ve filmlerde cüretkâr diye tanımlanan sahneler de var”... Geleneklerine son derece bağlı bir ülke olan İngiltere’de, bir prensin kendisine böyle bir prenses seçmesi tahminen felaket senaryosu olarak adlandırılırdı, bundan 20 sene önce.

Oysa Prens Harry’nin, Meghan Markle’la nişanlandığı haberi şimdi resmen açıklandı, 2018 ilkbaharında da düğün yapılacak. Kraliyet Ailesi, dünyanın en iyi halkla ilişkiler kurumu olduğu için düğüne kadar geçecek süreye dikkat etmenizi öneririm.

Daha ilk televizyon röportajından belli oldu ki, bu evlilik katıksız bir aşk üzerinden anlatılacak kamuoyuna. Genç çift, kameralar önünde hep el ele, göz göze olacak. Prenses adayı Meghan Markle, kamuoyuna mutlaka beyaz rengin dikkat çektiği, ağır kıyafetlerle çıkacak. İngiltere Kilisesi’ne bağlanma ve vatandaşlık işlemleri, mutlaka
haberlerde yer bulacak.
Bu yüzyılda kraliyet geleneğini sürdürmenin koşullarından birisi de, halkla ilişkilerde başarılı olma becerisi. Görürsünüz, düğüne kadar bu konuda en hassas çalışmalardan biri yapılacak...

 

Bilgi YarışmasıNazım Hikmetin soyadı hangisidir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.