Kronik ağrısı olan hastalara, sinir sistemi tarafından işlenen ağrıyı, ağrının nörofizyolojisini, bu nörofizyolojinin detaylı olarak açıklanmasını sağlayan bir tedavi konsepti. Ağrının nedeni, hasarlı doku ya da fonksiyonu bozulmuş doku değildir. Ağrının kaynağı, aşırı uyarılmış sinir sisteminden (hassasiyet) kaynaklanmaktadır. Normalde doku iyileşmesi ile ağrının kesilmesi aynı sürede gerçekleşir. Ancak çevresel etmenler (stres, ekonomik kaygı, vb.) durumlar sinir sistemini hassas duruma sokar ve doku iyileşmesine rağmen ağrı devam eder, böylece kronik bir durum gelişir. Örneğin kronik bir bel ağrısı olan hastayı sorguladığımızda, ağrının 10 yıl önce başladığını, ani bir hareket, ağırlık kaldırma, öne doğru eğilme esnasında kilitlenip kaldığını ya da bir travma ile başladığını belirtir. Bu ağrı o kadar uzun devam etmez, doku iyileşmesi ile beraber normalde kısa sürede geçer. Bu durumun uzun sürmesinin çeşitli nedenleri vardır:

1: Bir uzman tarafından konan fıtık teşhisi sizde ameliyata gitme, işinizi engelleme gibi düşüncelerle bir stres başlatacaktır.

2: İnternet ortamında fıtık ile ilgili yaptığınız çeşitli araştırmalar ve önünüze konan kötü senaryolar, stres durumunuzu daha fazla artıracaktır.

3: Hassaslaşan sinir sistemi ile fizik tedavi almaya başladığınızda tedavinin faydasını göremeyebilirsiniz; bu durumda endişe daha çok artacak ve tedavi için başvurduğunuz her uzmandan sonra ağrı belki hafifleyecek fakat kısa sürede tekrar başlayacaktır. İyileşemeyeceğiniz düşüncesi sinir sistemini daha hassas hale getirecek ve beyin ağrı üretmeye devam edecektir. Böylelikle stres, artık sizi bir döngüye sokacaktır.

Terapötik ağrı eğitiminde, ağrının mekanizması, nasıl hassas hale geldiği, beyindeki ağrı süreçleri hastaya anlayabileceği şekilde anlatılır. Yapılan eğitimler ile hastadaki aşırı hassas sinir sistemi sakin bir düzeye indirilir.