29.08.2017 02:30 | Son Güncelleme:
DİLARA EKŞİ İstanbul 

Küçücük omuzlarda hayatın ağır yükü

Onlar çocuk işçiler... Tarlalarda, inşaatlarda, atölyelerde ter döküyorlar. Kendilerini koruyamayıp can veriyorlar. Acı liste kabarıyor. Son olarak üç çocuk işçi hayatlarını kaybetti

Çalışma hayatının ‘kara tablosu’ haline gelen çocuk işçiliğiyle mücadele kapsamında çalışmalar sürerken, Türkiye’nin üç bölgesinden gelen haber, daha alınacak epey yol olduğunu gözler önüne serdi.

Ankara Mamak’ta bir inşaatta çalışan Samet Çelebi (17), Düzce’de fındık işçilerini taşırken devrilen traktörde Piroz Yaşar (17) ve Kocaeli Gebze’de bir inşaatta yaşanan yük asansörü faciasında Suriyeli Muhammet Nur El Ahmet (15) adlı çocuk işçiler öldü. Dünyada 200 milyon çocuk işçi var. Ülkemizde 1 milyonu geçen çocuk işçilerin yüzde 57’si tarımda, yüzde 27’si hizmet sektöründe, yüzde 16’sı sanayide çalışıyor.

236 çocuk işçi öldü

Çalışan çocukların çoğu mevsimlik tarım işçisi. Çoğu eğitimlerine devam edemiyor. İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre, 2013 - 2016 yılları arasında 236 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Çalıştırılan çocuklar, sadece eğitimden değil tüm hayat standartlarından mahrum kalıyor. Uzun çalışma saatleri, tehlikeli çalışma koşulları, sosyalleşememeleri ve daha birçok neden onların gelecekteki hayatlarını da şekillendiriyor. Okula devam ederken çalışmak zorunda kalan çocuklara ilişkin veriler de iç karartıcı... 15 - 17 yaş grubundaki çocukların işgücü durumu yüzde 20.8 olurken, erkek çocukların iş gücüne katılım oranında düşüş yaşandığı, kız çocuklarında ise artış olduğu belirtildi. 

UNICEF desteği

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) da tarımda çalışan çocuk işçilere yönelik başlattığı kampanya kapsamında pek çok çalışma yürütüyor. Ailelerin ve kamu görevlilerinin çocuk işçiliği konusunda bilinçlendirilmesini sağlayan kurum, tarlalarda çocukların eğitsel, psiko-sosyal destek alabileceği, oyun oynayabileceği ‘çocuk dostu alanlar’ yaratıyor. Eğitimden geri kalmış çocuklara etüdlerle destek olan kurum, tarlada doğan ocukların nüfusa kaydedilmesini, böylece sağlık hizmetlerinden faydalanmalarınısağlıyor.  Özel sektörü bilinçlendiren UNICEF, tarımla ilgili şirketlerin çocuk işçiliğinden arınmış üretime geçmelerini teşvik ediyor.

‘Bakış açısı değişmeli’  

Çocuk işçiliğiyle mücadele eden ‘Hayata Destek Derneği’ temsilcisi Zeynep Ekin Aklar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2018’i ‘Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı’ ilan etmesini önemsediklerini belirterek şunları söyledi: “Aynı zamanda işyerleri ve tarlaların denetlenmesini ön plana çıkaran, ilgili devlet kurumlarındaki müfettişlikleri kuvvetlendiren, okuldaki devamsızlıkların takip edilmesini sağlayan, bu alandaki yaptırımları artıran ‘Eylem Planı’nı da doğru bir adım olarak görüyoruz. Öncelikle bakış açılarını değiştirmeliyiz.”

‘Toplum ayıplamalı’

Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Kürşat Coşkun, çözüm için çocuk işçiliğinin toplumda ayıplanır hale gelmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul dışında çocukların yaz dönemlerini de programlaması gerekir. Ayrıca çocukların aile bütçesine katkılarının ne kadar olabileceği belirlenmeli ve fonlanmalı. Bu fon, ihtiyacı olan ailelere, çocukların eğitim hayatına katılması karşılığında ödenmeli. Bunu mülteciler için yapabiliyoruz, kendi çocuklarımıza yapamıyoruz.”  
 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0