Geri Dön

"Hikayesine tanıklık ettiğim besteler yaptım"

Seran Bilgi, senfonik projesiyle adını duyurmasının ardından bu kez de "İçinde Sen de Varsın" adını taşıyan albümüyle müzikseverlerle buluşuyor. Müjdat Gezen'in yazıp yönettiği Pera Müzikali'nde de yer alan Seran Bilgi ile bu akşam Salon İKSV'deki lansman konser öncesi albümü ve müzikal yolculuğu üzerine konuşma fırsatı bulduk.

"Hikayesine tanıklık ettiğim besteler yaptım"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr

Aslında belli bir süre bir mühendis olarak kariyer yaptınız. Neden bu kariyerinizi bir kenara bırakıp müziğe yönelme kararı verdiniz? Ya da en baştan neden müzikle başlamadınız?
Açıkçası hayatmda yaptığım hiçbir işi kimse bana zorla yaptırmadı. Mühenedisliği de büyük bir zevkle yaptım. 12 yıla yakın bir süre Tüpraş'ta çalıştım. Acısıyla tatlısıyla benim için keyifli bir süreçti. Burası, hayatımda ana alanı kaplayan müziğe de son derece saygılı bir yerdi. Dolayısıyla ben hiçbir zaman o ikisi arasında bir ateş hattında kalmadım. Ama hedefler büyümeye başlayınca zaman sorunu ortaya çıktı. Oradaki kaynak yönetimimi bir mühendis gibi yapıp tamamen müziğe yöneldim. Tabii bu bir sabah uyanmamla birden bire gerçekleşmedi. Müzik, uzunca bir süre üzerine birikim yapıp çalıştığım bir alandı. Böyle olunca diğer taraftan izin istedim, sarılıp ayrıldık.

 

O halde müziğe geçelim. Aslında müzikle iç içe geçen bir hayatınız var...

Kesinlikle hiçbir zaman uzaklaşmadım müzikten.

 

Peki beyaz yakalı yaşamı geride bırakıp müziğe odaklandığınızda kendinizi nasıl bir dünyada buldunuz?

Ben de bazen "nasıl bir dünyanın içine girdim" diyorum. Tabii ki dinamikleri çok farklı bir dünya. Müziğin kendisi değil ama dış faktörler nedeniyle ne zaman moralim bozulsa bu işe neden yöneldiğimi hatırlatıyorum kendime. Kararımla ilgili hiç pişman değilim. O tarafla ilgili özlediğim tek şey dostluklarım. Kurumsal dünya ve müzik dünyası özellikle de ilişki yönetimi açısından birbirinden çok farklı yapılar.

 

Bu müzikal yolculuk bir senfonik projeyle taçlandı. Biraz ondan bahsedebilir misiniz? Nasıl başladı?

Amerika'da yaşayan ve akıl hocam olarak gördüğüm iki dostumla başladı bu yolculuk. Onlarla tanışıp bu niyetimi anlattığımda böylesine bir projeyle çıkmamı tavsiye ettiler. Bu tamamaen onların fikriydi. Ben o dönem İzmir'de yaşıyordum. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'na gittim.

Hikayesine tanıklık ettiğim besteler yaptım

Bu tavsiyede bulunurken Türkiye'nin müzikal beğenileri ve şartları hakkında bilgiye sahipler miydi?

Tabii ben onlara verebileceğim azami bilgiyi vermeye çalıştım. Beni, ailemi tanıyorlardı. Burada neler dinlendiğini biliyorlardı. Projeyi hazırladıktan sonra İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'na gittim. "Merhaba Ben Seran Bilgi, Tüpraş'ta çalışıyorum, kimya mühendisiyim, senfonik bir projem var" dedim. Çok tuhaf aslında. Beni 15 dakika dinledikten sonra projeyi yapmaya karar verdiler. Yılbaşı Konseri'ni benimle yapmak istediklerini ifade ettiler. O dönemde bu tip pop senfonik iş yapılmıyordu. 9 ay öncesinden repertuvarımı hazırlayıp onlara sundum. İlk olarak da 2013 yılbaşı programında bunu yaptık. Beni mutlu eden nokta şu oldu; konserden sonra bir şekilde bu iş camiada duyuldu. Ertesi yıl İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'ndan bu proje için teklif geldi. Bursa, Antalya, Çukurova, Eskişehir...  Art arda geldi.

 

Yılbaşı Konserleri'nin repertuvarında hangi şarkılar vardı?

En klasiği Celine Dİon'un My Heart Will Go On'dan bu proje fikrini bana sunan Frank Wildhorn'un bestelerine kadar pek çok çalışma yer aldı. İçlerinde Frank Wildhorn'un benim için bestelediği eserler de var. Zaman içinde Türkçe şarkılar da ekledik. Eskişehir'de bir Zülfü Livaneli bestesinden olan Sevdalı Başım'a yer verdik. Benim albüm şarkılarımdan birkaçına senfonik düzenleme yapıp repertuvara dahil ettik. Bu haliyle Seran Bilgi Senfonik devam ediyor.

 

Senfoni kısmını kapatırken tam onu soracaktım. Bu proje devam edecek mi?

Evet devam edecek. İçinde kendi şarkılarımın senfonik düzenlemeleri de olacak şekilde genişleyecek.

 

Bu akşam Salon İKSV'de albümün tanıtım konseri olacak. Öncelikle projenin hikayesini öğrenebilir miyiz?

Bu albümde birlikte yola çıktığım isim Cenk Erdoğan ve Nedim Ruacan'dır. Cenk ile de beni tanıştıran Nedim'dir. İkisi de çok kıymetli müzisyen arkadaşım. Cenk'in stüdyosında birlikte çalışmaya başladık. "Bu şarkı amiral olur", "bu şarkıyı sonraya sakla", "bu şarkı single olsun" gibi fikirlerle bana yardımcı oldular. Her iksi de bugünün kirlenmiş pop dünyasının uzağında kalmış isimler. Kaygıları iyi müzik üretmek, iyi içerik üretmek olan isimler. İlk albümde böyle isimlerle çalıştığım için çok şanslıyım.

Hikayesine tanıklık ettiğim besteler yaptım

Günümüzde müzikal üretim biraz daha tekliler üzerinden ilerliyor. Siz daha cesurca bir adım olarak nitelendirilebilecek bir şey yapıp albüm yayımladınız. Hikayesi olan bir şey...

Kesinlikle. Albümün ismi "İçinde Sen de Varsın". Bu aslında albümün içinde yer alan şarkılardan biri değil. Sadece albümün adı. Bu şarkıları yazarken herhangi bir ticari kaygı gütmedim. "İçinde Sen de Varsın" defansif bir albüm. Bir ses bütünlüğü taşımasa da benim yazdığım şarkılar. Hikayelerin tanık olduğum besteler. İçinde farklı türler var. Ama bunun nedeni "o taraftan da insan çekelim" değildi.

 

Peki biz bu albümünüzü dijital platformlarda ya da müzik reyonunda hangi türün içine dahil ederdiniz?

Güzel soru. Özgün. Popüler sınıfına da koyabiliriz.

 

ihsan.dindar@milliyet.com.tr

25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber