EgeRSS

BELEDİYELER yerel halkın, yerel nitelikteki kamusal ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü kamu kuruluşlarıdır. Uzun süredir belediyeler salt bu yönleri ile öne çıkmakta, çıkarılmaktadır. Bir bakıma yerel siyaset ile yerel hizmet özdeş hale gelmiş bulunmaktadır. Onun için iyi siyasetçinin anlamı da iyi hizmet eden gibi algılanmaktadır.
Oysa ki, siyaset sadece hizmet değildir. İyi siyasetçi olmanın tek ölçütü de çok hizmet olamaz. Siyaset, bir arada yaşamamızdan kaynaklanan sorunlara çözüm üretme, daha doğrusu en iyi bir arada yaşamanın yöntemini aramadır. Hizmeti birçoklarının yaptığı gibi bir şirkete de devredebilirsiniz ama siyaseti devredemezsiniz. Hizmetin nasıl üretileceği ve nasıl dağıtılacağı, önceliklerin neye verileceği hep siyasetin konusudur.
İyi siyaset mümkün olduğu kadar alınan kararlara, bu kararlardan doğrudan etkilenecekleri de dahil edebilen siyasettir. Katılımcı veya demokratik siyaset anlayışının yerleşmesine katkı yapmaya en elverişli kurumlar belediyelerdir. Dolayısıyla belediyelerin hizmet üretmenin yanı sıra demokrasiyi hayata geçirme işlevleri de vardır.
Sözü geçen ay Kuşadası’nda gerçekleştirilen 1. Kuşadası Halk Kurultayı’na getirmek istiyorum. Kuşadası belediyesi, ilçe için çözüm önerilerini tespit etmeye yönelik görüş ve önerileri toplamak için bütün dernek, meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarına bir form göndererek işe başlar. Verilen bir ayı aşkın süre içerisinde yüz otuzu aşkın dernek, meslek odası ve sivil toplum kuruluşundan sadece dokuzu görüş ve önerilerini bildirir.
Ardından ilçe merkezinde yer alan bir düğün salonunda aynı amaçla yüzlerce Kuşadalı’nın katılımı ile bir toplantı gerçekleşir. Bu toplantıda herkes ilçe ile ilgili sorunları ve çözüm önerilerini yazılı veya sözlü olarak dile getirir. Sonra bütün bu görüş ve öneriler konuyla ilgili uzmanlar tarafından rapor haline getirilerek, bir bakıma belediye için bir öncelikler haritası ortaya çıkarılır.
Belki de ilk örnek olan bu uygulama, yerel siyasetimiz için önemli dersler içermektedir. İlk olarak, pek çok alanda olduğu gibi meslek odaları, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarında önemli bir temsil ve katılma krizi yaşandığı görülmektedir. Bu kuruluşların çoğu, temsil ettikleri kesimlerin duyarlılıklarını dile getirmede veya ortak iyinin arayışı olarak siyaset yapmada oldukça ilgisiz gözükmektedirler.
Belediyelerle kişi ve kuruluşların ilişkileri, genellikle beldenin ortak yararından çok himayecilik tarzına dönük olduğu için yerel siyaset ve katılımcılık, kayırmacılığa kurban edilmektedir. Bunun sonucunda parti yerel örgütleri ve yurttaşların çözüm üretme, ortak sorunlara kafa yorma kapasiteleri sınırlı kalmaktadır.
Bütün bu gerçekler, Kuşadası denemesinin önemini azaltmaz. Belediyelerin temsil açısından yerel halka dayanma ihtiyacını ortaya koyması ve katılımcılık anlayışı ve alışkanlığının gelişmesi için önemli bir adım olduğunu ileri sürmek yanlış olmayacaktır.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010