Dünya çapında yoğun ilgi gören ve Google dahil pek çok önemli şirketin çalışanlarına uyguladığı ‘Inside Yourself’ (Derin Farkındalık & Duygusal Zeka) programını 23-24 Mart tarihlerinde İstanbul’lularla buluşturacak olan liderlik eğitmeni Gamze Bayraktaroğlu ile başarılı liderliğe dair detayları konuştuk.

- Modern zamanların ve iş hayatlarının getirdiği stres ve yoğunluk uzun süredir kişilerin ve şirketlerin kendi kendilerine sorunlarla başa çıkmalarını engelleyen önemli nedenler arasında. Tam da bu noktada sizin uzmanlığınız devreye giriyor… Kişilere ve şirketlere verdiğiniz eğitimler ana başlıklar olarak hangi konulara odaklanıyor?

Çok güzel ifade etmişsiniz. Modern zamanlarda iş hayatının getirdiği sorumluluk, sonuç yaratma baskısı ve belirsizlik arttıkça çalışanlarda çok fazla ruhsal baskı yaratıyor. En üst yönetimden en yeni işe giren kadrolara kadar, dozları ve içerikleri farklı olmakla birlikte, maalesef her seviye bu durumdan nasibini alıyor. Aslında baskı, insanı geliştiren konfor alanının dışına çıkmasına vesile olan bir fırsattır. Ancak üzerimizdeki baskıya anlam bulamayınca ya da yaptığımız işin bütüne faydasını görmeyince dar çerçevede angaryaya ya da sadece bir göreve dönüşüyor. Aslında insan zorlanmaktan kaçmıyor. İnsan anlamsızlığı sevmiyor. Zorlanmayı bir anlama, bir faydaya bağladığınızda ve bu başarıyla sonuçlandığında tam tersi zafer duygusu çok daha güçlü geliyor. İçi dolu bir özgüvenle ve motivasyonla sonuçlanıyor işler. Ne yazik ki bu çok atlanıyor. Kuru kuruya içine sıkıştığımız görev tanımlarının içinde mesai saatinin bitmesini bekliyoruz. Sanki hayat onun sonrasındaymış gibi… Aslında hayat ürettiğiniz her andadır. O nedenle en çok vermeye çalıştığımız mesajlar, ‘kendinin farkında ol, tanı, ekibini tanı, işine anlam yükle, ekibine ilham ver, yenilikçi düşün, konfor alanının dışında kendini zorla, potansiyelini keşfet ve açığa çıkar’... Buna hizmet eden bütün başlıkları kucaklıyoruz. Kişisel Liderlik, Ekibe Liderlik, Organizasyona Liderlik, Koçluk ve Mentorluk, Takım Koçluğu, Sistem Koçluğu gibi bireysel sisteme uzanan çok boyutlu yaklaşıyoruz. Mentorluk eğitimi ve projeleri tasarlayıp kuruma entegre ediyoruz.

- Sizin bu konudaki profesyonelliğe geçiş sürecinizi anlatır mısınız?

Ben 13 yıl yatırım bankacılığı yaptım. Onca yıl Türkiye’nin yatırım fırsatlarını yabancı yatırımcılara anlattım. Bunu yaparken sadece bilanço rakamlarından yola çıkmak ve sermayenin insan faktörünü ne kadar ihmal ettiğini görmek bir noktadan sonra çok acı gelmeye başladı. Zaten kendi gelişimime yatırım yaparken insan potansiyelinin nasıl ortaya çıkarılabileceği yönünde çok da deneyimim olmuştu. 2001 yılında ülke finansal krize girdiği dönemde, Doğuş Grubu insana yatırım yapmaya devam ettiği yıllarda grupta yeteneklerden biri seçilmiştim. 3 yıllık bir liderlik gelişim programının içinde kendimi daha fazla keşfetme şansım oldu. 2005 yılında artık profesyonel olarak insan gelişimi üzerine bir kariyer yapma kararı ile bankadan ayrıldım.  İlk faaliyetimiz ilk uluslararası akredite koçluk okulunu ülkemize getirmek oldu. O zamanlar Müslüman mahallesinde salyangoz satmak bu diyen de çok oldu ama sonrasında sezgilerimize güvenmenin ödülünü aldık. Şimdi bırakın salyangozu Türk lokumu oldu koçluk okulları. İlk o eğitimi tamamladım, sonra birkaç ekol daha tanımak için farklı koçluk okulları bitirdim. Şimdi Avrupa’nın en prestijli okullarından biri olan Academy of Executive Coaching’in Türkiye temsilcisiyiz. Burada uluslararası standartlarda koç ve mentorler yetiştiriyoruz. Programlarımıza çok dikkatli seçerek kabul ediyoruz.

- Dünya çapında ilgi gören ‘Derin farkındalık & Duygusal zeka’ programının içeriğinden bahseder misiniz?

Yıllardır Google’da verilen ve en favori eğitimlerden biri, “Search Inside Yourself”...  Dışarıda karmaşıklık arttıkça, içimizde netliğe olan ihtiyacımız artmakta. Etkili liderler, aklını daha iyi kullanmakla yetinmez, diğer akıllarla daha iyi etkileşim içinde olarak onların da iyi çalışmasına destek olur. Bunun için uygun ortamı yaratır. Bu noktada ihtiyaç duyulan Esneklik, Netlik, Denge, İçgörü ve İlham Vermek liderlerin en önemli araçlarındandır. Ve odaklanmak en çok ihtiyacımız olan becerilerdendir.
İş yaşamında, her seviyedeki liderin, bu araçları en etkin şekilde kullanmaları, kendi iç dengelerini korumaları, en etkin performanslarını göstermeleri, güvene dayalı iş birlikleri yaratabilmeleri için John-Kabatz Zinn, Daniel Goleman, ve Chade-Meng Tan (Stanford Universitesi, Neuroscientist uzmanı, Google’da mühendis) tarafından hazırlanan, dünya çapında çok ilgi gören program 23-24 Mart 2018 tarihlerinde Türkiye’ye geliyor.
Programa katılanlarla yapılan anketlerde yüzde 89’u stresin olumsuz etkilerinin yönetme becerisini geliştirdiğini, yüzde 91’i zihninin daha da berraklaştığını, yüzde 85’i başkaları ile daha etkili bağ kurduğunu söylüyor.

- İster kişisel ister kurumsal olarak iş hayatında pek çok duyguyla başa çıkmak zorunda kalıyoruz. Bu duygularla başa çıkmayı da öğretiyor musunuz?

Elbette. Aslında bütün olay bu zaten. Zihnimiz 5 duyu ve bedenin diğer algı merkezleri ile bir olaya tanıklık ediyor ve algıladığı kadarıyla anlamlandırıyor. Yarattığı anlam bir duyguyu tetikliyor ve o duygunun sonucu olarak da bir davranış ortaya koyuyor. Düşünün aynı olaya tanık oluyor veya yaşıyorsunuz ama farklı tepkiler veriyoruz. Duyguyu yönetmek düşünceyi çözmekle başlıyor. Ama bazen tepkilerimizi yönetmekte o kadar hızlı davranamıyoruz. “Search Inside Yourself” eğitiminde beynimizin yapısını bu ani tepkilerimizi olumlu anlamda yönetmemizi sağlayacak şekilde şekillendiren araçları öğretiyoruz. Böylece tepkisel değil rasyonel düşünme halinde kalacak, akılcıl kararlarla ilerleyeceğiz. Sadece kendimize değil çevremize de bu etkiyi yaratmayı öğretiyor.

- Verdiğiniz liderlik eğitiminde öne çıkan en önemli detay hangisi?

Farkında mısın? Yaşadıklarına nasıl anlamlar yüklediğinin farkında mısın? Çevrende olup biteni sen mi etkiliyorsun yoksa olanların etkisinde mi kalıyorsun?  Meseleyi çok farklı boyutlarda görebiliyor musun?
Bu soruları kendisine sorararak başlaması gerekiyor. Kendimize liderlik yapmadan kimseye liderlik yapamayız. Kendimiz savrulurken başkalarını nasıl tutacağız. İnsanın önce kendi merkezini tanımlaması, korkularını farketmesi, anlaması, nasıl tepki verdiğini keşfetmesi, modelleri bilmesi ve yenilerini oluşturması gerekiyor. İşte bunları sağlayan koçluk, eğitim ve mentorluk bizim işimiz.

- Lider olmanın en önemli kıstasları nelerdir? Kimler lider olabilir, kimler lider olamaz?

Etki yaratma motifi ile ilerleyen herkes potansiyel liderdir bana göre. Lider olunur mu doğulur mu tartışmasını çok anlamlı bulmuyorum. Yaşamda kalmak kendi başına bir liderlik becerisi gerektiren bir şey. Hayatının daha çok tadını çıkarmayı, yaşamını istediği gibi tasarlamayı, bunu yaparken kendini keşfetmeyi ve kaynaklarını doğru kullanmayı başaran herkes bir liderdir bana göre.

- Hem dünyada hem de ülkemizde kadın lider olmanın zorlukları nelerdir?

Kadın modern toplumlarda biraz daha fazla imkana sahip. Kanun, kurallar kadını görüyorsa da kollektif biliçaltında kadını besleyen, bakım veren ve şefkat gösteren tarafına dair beklentiler daha çok ikinci sırada gelmesine sebep oluyor. Avrupa’daki zaman zaman ayrımcılığa tanık olduğumda çok şaşırmıştım. Gönüllerde yakın çevresi tarafından kadının anne ve eş rolü çok daha fazla takdir alıyor. Bu da tabii ki kadınları bir tercih esnasında çok etkiliyor. Belki içgüdüsel olarak da kadın destekleyici rolde olmayı tercih ediyor.
Günümüzde ekonomik modeller maskülen değerler üzerine kurulu. O nedenle çoğu kadın erkek gibi bir lider olmaya soyunuyor. Bu da onu kendine yabancılaştırıyor. Aslında liderliğin dişi boyutunu keşfetmek ve organizasyona onu katmaya çalışsa çok daha tamamlayıcı olacak.

- Sizi çalıştığınız kadın liderler arasında en çok etkileyen özellikler hangileri? İş hayatında sağlıklı bireyler olarak yaşamımızı sürdürmek için kadın ya da erkeklere vereceğiniz en önemli öğütler ne olabilir?

Kendileri gibi olmayı başaranları çok beğeniyorum. Kurum kültürünün dayattığı veya beğeni kazanmış önceki liderlere benzemeye çalışmak yerine kendi değerlerini iş-insan dengeli yönetimi ile getiren kadın liderler favorim. Çalışan memnuniyetini de öne çıkaran, bunu kendi önceliği olduğu için önceliklendiren kadın liderler mesela. Kadının en doğal hallerinden biri olan annelik onun aslında ne istediğini anlatamayan minik bir canlı ile iletişim kurma becerisinin bütünüdür. Kadın belirsizliğin içinde sağduyusunu kullanarak, sezgilerine güvenerek kalmayı başarabilen, duyguyu okuyabilen, yumuşatarak duyguları olumlu hale getirebilen, soyutta kalmayı başaran ve içgüdüleri çok gelişmiş bir yapıya sahiptir.
VUCA (volatile, uncertain, complex, and ambiguous – değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak)
dünyasında kadının doğal becerilerini kullanarak başarılı olacağını düşünüyorum.
Dört yaşındaki bir erkek ve kız çocuğa aynı resmi gösteriyorlar. Erkek çocuk sadece araba, top gibi nesnelere odaklanırken, kız çocuklar insanlara ve duygulara odaklanmışlar. Bu da yeterince açıklıyor aslında.
Kadın liderlere önce kadın olmayı keşfetmelerini, erkeklere de kadınlardan onlar gibi olmasını beklemek yerine onları dengeleyen yönlerini cesaretlendirmelerini öneriyorum.