A.TANI

Vaka tanısında, şimdiye kadar geçerli, diğer disiplinlerde kurulu benzer prosedürlerin tamamı geçerlidir.

Lingual ortodonti olarak özelleştiğimizde, öncelikli hasta grubu gelişimi bitmiş erişkin hastalar olduğundan ek diagnostik girdiler mutlaka gerekecektir. Bu konuda periodontist (dişeti tedavisi uzmanı), prostodontist (protez uzmanı) ve çene cerrahın yardımları kaçınılmazdır. Ayrıca erişkin hastalarda yaşla bağıntılı olarak baş-boyun bölgesinde görülen histolojik değişiklilerde göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. Ortodontik tedavi sırasında, erişkin dişine uygulanan kuvvet sonrası, ortodontik hareketin oluşması için gerekli doku adaptasyonu yaklaşık üç ay sürmektedir. Bu adaptasyonun adolesan bireylerde görülenden çok daha yavaş olması, az trabeküllü ve kan desteği ve dolayısıyla beslenmesi düşük erişkin kemik yapısı sebebiyledir.

Bu doğrultuda, vakanın tedavi yaklaşımının, lingual (dişlerin arkası), labial (dişlerin önü), hareketli veya herhangi başka bir yolda olmasının belirlenmesi, tüm bu farklı disiplinlerdeki derleme sonrası üstünde durulması gereken bir konudur.

Tedavi planı başlangıç tanıya göre şekillenmekle beraber, kullanılacak çok çeşitli tedavi yaklaşımlarının avantajları, sınırlamaları, hasta tercihi ve tabi ki zaman ve maliyet faktörleri de planı şekillendiren unsurlardır.

Zaman ve maliyet faktörleri olarak değerlendirilebilecek hususlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

   a.  Başlangıç ayrıntılı sorgulama aşaması, tanı, konsultasyon ve tedavi planlaması, normale kıyasla           ek ortalama 30 – 45 dakika süre gerektirir.

   b.  Laboratuar işlemleri ve set-up hem harcanan zamanı hem de maliyeti artıracaktır.

   c.  Hastada finishing aşamasında konvansiyonel labial aygıtların kullanımı gerekebilir.

   d.  Ayrıntılı, arzu edilen bir sonuç için ek olarak şeffaf plak kullanılması gerekebilir.

Tüm bu unsurlar, ortodontist ve ekibinin zamanını ve tedavi giderlerini, konvansiyonel yaklaşımlara kıyasla  % 30 – 50 arasında arttıracaktır.

 

B.TEDAVİ PLANLAMASI

Kesin bir tedavi planı oluşturabilmek ve tedavi sonunda geleneksel (dişlerin ön yüzeyi) uygulamalardaki sonuçlara yakın sonuçlar elde edebilmek için lingual mekanoterapinin konvansiyonel yaklaşımlardan farklılaşan yönlerine hakim olmak, bu konuda yeterli güncel bilgi birikimine ve yeterli klinik deneyime sahip olmak gerekir.

Öncelikle,

Tüm ortodonti vakalarında olduğu gibi, dişeti ve çevre dokuların durumu dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme erişkin, lingual teknik hastalarında çok daha büyük önem arz etmektedir. Tedavinin herhangi bir aşamasında periodontist desteği gerekebilir.

Yine, erişkinlerde, geniş restorasyonlara ve protetik çalışmalara rastlama ihtimali çok daha fazladır. Kullanılan yapıştırma materyalleri yalnızca pürüzlendirilmiş mineye, plastik yüzeylere ve bazı tip porselenlere yapışabilmektedir. Bu sebeple lingual teknik hastası protetik açıdan da değerlendirilerek ağızdaki mevcut metal porselen kronlar yahut diğer metalik restorasyonlar, lingual yapıştırmayı engellemeyen geçici plastik kronlarla değiştirilmelidir.

Çok diş kayıplı ve çok sayıda köprü restorasyona sahip vakalarda tedavi kontrendikedir.

Bir kural olarak, labial teknikle (dişlerin ön yüzeyi) tedavi edildiğinde çok sayıda teknik problem oluşturacak vakalarda lingual teknikle (dişlerin arka yüzeyi) tedavi düşünüldüğünde bu problemler katlanarak büyüyecektir.

Ortalama bir hastada lingual yüzeyden diş boyutu, labial yüzeyden diş boyutundan yaklaşık % 30 daha kısadır. Kritik kron boyutu sıklıkla üst yan kesiciler ile alt küçük azılarda karşımıza çıkar. Alt küçük azılar, diş boyutunun çok kısa olduğu durumlarda bypass edilebilir. Ancak üst keserler için en azından 7 mm lingual diş yüksekliği gereklidir. Aksi durumlarda hastanın lingual teknik dışında tedavi yaklaşımlarına yönlendirilmesi daha doğru olacaktır.

 

C. HASTA SEÇİMİ

Lingual teknik hastası seçerken en önemli unsur, şüphesiz hastaların neden tedavi olmak istediklerinin öğrenmek ve bu bağlamda ön bir kişilik değerlendirmesi yapmaktır.

Hasta tedavi hakkında bilgilendirilmelidir ve hastaya tedavinin özellikle başlangıçta yol açacağı sıkıntılardan bahsedilmelidir. Yanlış yönlendirme, hastanın tedaviden beklediklerinin yanlış değerlendirilmesi, olası yan etkiler konusunda eksik bilgilendirilmesi ve bunların da bir sonucu olarak hastanın bir türlü tedaviye adapte olamaması, lingual aygıtların sökümüne kadar bizi götürebilir. Bu sebeple hastayla oluşacak başlangıç kooperasyonu oldukça önemlidir. Bu da tamamen hasta seçimiyle alakalıdır.

Başlangıçta hastayla ilk karşılaşmada hastanın uysal, hoşgörülü, yeni değişikliklere kolayca adapte olup olmadığı, isteklerinde gerçekçi olup olmadığı, doğru geribildirim ve tedavi sonuçlarının sağlam bir şekilde değerlendirilmesi için içten, samimi olup olmadığı gibi unsurlar değerlendirilerek hasta hakkında fikir sahibi olunmaya çalışılmalıdır. Hasta seçiminde kişilik faktörü göz ardı edilemez bir öneme sahiptir.

Tüm bu bilgiler ışığında tedavi için uygun olan/olmayan vakalar aşağıdaki gibi gruplandırılabilir;

 

1. İDEAL VAKALAR      

a. Derin kapanış, orta seviyeli çapraşıklık, dengeli fasiyal patern,

b. Derin kapanış, yaygın diş arası açıklıkları, dengeli fasiyal patern,

c. Derin kapanış, üst çene ileriliği, dengeli fasiyal patern,

d. Alt çene geriliğinden kaynaklı kapanış bozuklukları,

e. Genişletme gerektiren vakalar,

 

2. TEDAVİSİ ZOR VAKALAR

a. Cerrahi vakalar,

b. Alt çene ileriliğine eğilimli vakalar,

c. Üst çene ileriliği, dört 1.küçük azı çekimli vakalar,

d. Çok sayıda restorasyona sahip hastalar,

 

3. KONTRENDİKE (İDEAL OLMAYAN) VAKALAR

a. Akut eklem bozukluğu hastaları,

b. Arka grup azı dişlerinde kapanış olmayan hastalar,

c. Ön grup kesici dişlerinde kapanış açıklığına sahip hastalar,

d. Geniş ön kesici diş protezleri olan hastalar,

e. Kısa klinik diş boyutları,

f. Ağır üst çene ileriliği hastaları,

g. Kötü oral hijyen veya kritik periodontal durum,

h. İstenmeyen karakter yapısı,