Lohusalık depresyonunu elbet yaşamayan anneler vardır. Ancak çok hassas bir dönem olduğunu kendi deneyimlerimden ötürü gayet iyi biliyorum. 

Hamilelik boyunca östrojen ve progesteron hormonlarındaki artış doğum sonrasında çok keskin bir şekilde düşüyor. Bu nedenle ciddi duygusal dalgalanmalar yaşıyorsunuz. Hassasiyetiniz o derece artıyor ki etraftan söylenilen iyi niyetli herşey kişide yetersizlik duygusu yaratıyor ya da yoğun bir eleştiri imiş şeklinde bir algıya sebep oluyor. 

Ben kendimi sürekli olarak 'ya bebeğime iyi bakamazsam', ya 'iyi bir anne olamazsam', ya 'yeterince sütüm gelmez ve bebeğimi besleyemezsem' gibi çok mantıklı olmayan, acımasız eleştirilerle kendimi üzüyordum. Bu duygu değiişikliğinde bebek sahibi olduktan sonra ki fizyolojij değişimlerin yanı sıra sosyal hayatınızda ki değişikliklerde sebep oluyor. Bu dönemde çok uykusuz gecelerim oldu. Yakınlarıma çok sert çıkışlarım oldu. Böyle bir dönemde bebeğiniz kadar sizin de şevkate ihtiyacınız oluyor. En büyük görev eşinize ve ailenize düşüyor. Her zamankinden daha fazla anlayışlı olmaları, tavsiye, nasihat verirken özen göstermeleri gerekiyor. Çevrenin sizi üzebilecek soru bombardımanına tutmalarını engellemeleri gerekli. Örneğin 'sezeryan doğum mu? normal doğum mu? ''sütün geliyor mu?' 'yok bebeğini öyle tutma', 'yok kırkın çıkmadan dışarı çıkma'..gibi anlamsız konuşmalar sizi tahmininizden çok yıpratabilir. 

Eğer şanslıysanız yakın çevrenizden böyle bir destek alıp bu süreci daha kılay atlatabilirsiniz. Bunun yanı sıra fırsat buldukça açık havaya çıkmak, yürüyüşler yapmak, sağlıklı beslenmek, müzik dinlemek, eşinizle ve arkadaşlarınızla sosyal hayatınıza devam etmek ve hayatınızı normalleştirmek size çok iyi gelecektir. Eğer endişeleriniz çok fazla ise, ciddi düşünce bozuklukları yaşamaya başlamazsanız utanılacak bir durum yoktur. Bu süreyi uzatmayın ve hekiminizden yardım almaktan çekinmeyin.

Sevgilerimle

@wellnessmomm