03.01.2018 01:02 | Son Güncelleme:
AA

Mahir Ünal'dan o soruya sert yanıt

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "Tokat ve Konya'da silahlı  eğitim kampları bulunduğu" şeklindeki iddialarına sert yanıt verdi. Ünal, "Bu  nasıl bir sorumsuzluktur? Türkiye'de, toplumsal fay  hatlarını tetiklemek için böyle bir dil kullanılmıştır." ifadelerini kullandı. Ünal İran'daki protestolara ilişkin olarak da "Siz bazı sorunlar yaşıyorsanız,  yaşadığınız sorunlar aslında rakipleriniz tarafından kaçınılmaz olarak bir  rekabet avantajına dönüştürülüyor. Onlar tarafından maniple ediliyor. Şu an İran  bunu yaşıyor yani Amerika'nın, özellikle Trump'ın açıklamalarına baktığımızda çok ciddi bir manipülasyonla karşı karşıya." diye konuştu.

Ünal, CNN Türk televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin  değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

İran'daki protestolar ve bölgede yaşananlara ilişkin bir soru üzerine  Ünal, son 5 yıldır bölgede "Arap Baharı" ile başlayan çok ağır sorunlar  yaşandığına dikkati çekti.

Küresel güçlerin, bölgede kendi politikalarını ve amaçlarını  gerçekleştirmek için yaşanan sosyal meseleler, toplumsal talepler ve zafiyetleri  kendi avantajlarına dönüştürmeye yönelik hamlelerinin olduğunu belirten Ünal,  "İran birtakım sosyal, ekonomik sorunlar yaşarken, İran'ın yaşadığı bu sorunlara  dönük bazı küresel güçlerin de müdahalesi oldu. Yani siz bazı sorunlar  yaşıyorsanız, yaşadığınız sorunlar aslında rakipleriniz tarafından kaçınılmaz  olarak bir rekabet avantajına dönüştürülüyor. Onlar tarafından maniple ediliyor.  Şu an İran bunu yaşıyor yani Amerika'nın, özellikle Trump'ın açıklamalarına  baktığımızda çok ciddi bir manipülasyonla karşı karşıya. Ruhani'nin açıklamaları  bu durumu fark ettiklerini açık bir şekilde ortaya koydu." diye konuştu.

Türkiye olarak bölgede istikrarsızlık istemediklerini, son 6 yıldır  bölgede istikrarı oluşturmak ve barışı sağlamak için çalıştıklarını anlatan Ünal,  komşu ülkelerin toprak bütünlüğünün, Türkiye'nin sınırları için önemine işaret  etti. Ünal, "İran'da böyle bir istikrarsızlığın, belirsizliğin ortaya çıkması  tabii ki Türkiye'nin asla arzu etmediğini bir durum olur." dedi.

Ünal, İran'daki protestolara ilişkin İran Cumhurbaşkanı Hasan  Ruhani'nin konuşmasında, "Protesto haklarına saygı duyuyoruz ama bu protesto  hakkının bir vandallığa, yakıp yıkmaya, kamu binalarını ele geçirmeye  dönüşmesine, kamu görevlilerine karşı silah kullanılmasına asla müsaade  etmeyeceğiz." şeklindeki sözlerini hatırlatarak, İran dini lideri Ali Hamaney'in  de açıklamaları arasında fazla bir çelişki görmediklerini ifade etti.

"İRAN BİR SURİYE OLMAZ"

"Asla İran bir Suriye olmaz." diyen Ünal, İran'ın bölgede bağımsız  hareket eden aktörlerden biri olduğunu söyledi.

Ünal, "Bir istikrarsızlıkla İran'da ortaya çıkacak bir kargaşa, kaos  ya da bir yönetim krizi bölgede bağımsız hareket eden aktörlerden birisi için  sıkıntı oluşturur." ifadesini kullandı.

"İran konusunda ABD'nin parmağının olup olmadığına" ilişkin görüşleri  sorulan Ünal, her ülkenin kendisini rekabet avantajı açısından iyi bir pozisyonda  konumlamak istediğini aktardı. Ünal, 1990'dan itibaren bir bölgesel dönüşümle  karşı karşıya olunduğuna dikkati çekerek, özellikle Sovyet Rusya'nın ortadan  kalkması ve dünyanın tek kutuplu hale gelmesiyle ABD'nin kadim topraklarda  yeniden bir düzenlemeye gittiğini anlattı. ABD'nin bölgede ne yapmak istediğini  gizlemediğini dile getiren Ünal, "Amerika bölgede kendi çıkarları doğrultusunda  bir bölgesel dönüşüm gerçekleştirmek istiyor. Bunun da arka planında Amerika'nın  yüksek çıkarları var." dedi.

İran'daki protestolarda yaşanan sorunlara ilişkin pankartlar hakkında  değerlendirmeleri sorulan Ünal, Gezi Parkı olaylarını örnek gösterip İran'da da  başlangıçta ekonomik sıkıntılar ve sosyal sorunların dile getirilmesiyle başlayan  sürecin, manipülasyon aşamasında, manipülatörlerin devreye girmesiyle başka bir  yere, vandallığa evrildiğini aktardı.

"Bölgede bir Kürt devleti kurulup kurulmayacağı ve Ortadoğu'da  dengelere ilişkin yapılan yorumlara" yönelik soru üzerine Ünal, bölgede son  yüzyıldan beri 1. Dünya Savaşı'nın sonuçları itibarıyla devam ettiğine işaret  etti. Bölgenin kendine has sorunlarını hatırlatan Ünal, "Dört tane ülkeden toprak  parçası alarak yeni bir devlet kurmak demek, Suriye, İran, Irak ve Türkiye,  bölgenin yeniden bir kan ve ateş çemberine dönüşmesi demektir. Biz bunun yerine  diyoruz ki bölgede artık insanların eşit haklara sahip, eşit vatandaşlar olarak  yaşadığı, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı bir bölge  istiyoruz." şeklinde konuştu.

Ünal, 15-20 yılın planlamasını yaparken yeni ülke ve sınırlar  üzerinden değil, bölgede yaşayan herkesin eşit haklar temelinde, hak ve  özgürlüklerinin güvence altına alındığı, barış ve istikrar içerisinde yaşadığı  bir bölge hayal ettiklerini kaydetti.

KHK İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, 696  Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ilgili tartışmalara yönelik bir soru  üzerine, 15 Temmuz'dan 12 gün sonra bir KHK çıkarıldığını ve bunun TBMM'de  görüşüldüğünü anımsattı. Burada yasa yapım tekniği açısından bir sıkıntı  bulunmadığını vurgulayan Ünal, bu düzenlemeyle ilgili itirazın olmadığına dikkati  çekti.

KHK'da yer alan ilgili maddeyi okuyup buradaki atıfın 16 Temmuz'a  dönük olduğunu belirten Ünal, şöyle devam etti:

"Yasa yapım tekniği açısından siz yazdığınız, yaptığınız düzenlemede  her şeyi yazmazsınız. Neden? Çünkü yaptığınız düzenlemenin başka yerlerde  atıfları varsa o atıflar hükmünce zaten buna gerek duymazsınız. Şimdi birilerinin  Türkiye'de bir milis gücü oluşturması, anayasa açısından mümkün müdür? Böyle bir  şey olamaz. Yani birileri kalkıp da 'Ben bundan sonra emniyet gücüyüm.', birileri  kalkıp 'Ben askeri gücüm.' diyemez. Dediği anda karşısında devleti bulur. Yani bu  abesle iştigal böyle bir şey söz konusu olamaz. Birileri çıksın bakalım. Zaten  anayasal düzende, birilerinin anayasanın dışına çıkacak şekilde suç işleme  özgürlüğü olamaz. O yüzden burada bunu ifade etmeye gerek yok. İki, bu düzenleme  geçmişe dönük bir düzenlemedir, geleceğe dönük bir düzenleme değildir. Üçüncüsü  bu af niteliğinde bir düzenleme değildir. Dolayısıyla daha sonra buraya sadece  siviller eklenmiş."

"Halk Özel Harekatı" adı altında kurulan derneğe yönelik Ankara  Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun "kapatılması gerektiği"  değerlendirmesi hakkında Ünal, "Halk Özel Harekatı diye bir grup çıkıp eğer  anayasaya aykırı bir şekilde bir milis olma iddiası ortaya koyduğu anda devlet  onun kafasına çöker, böyle bir şey olmaz." diye konuştu.

Ünal, yapılan düzenlemelerle ilgili bir sorun çıktığında yeni  düzenlemeler yapılabileceğinin de altını çizdi.

O SORUYA SERT YANIT

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "Tokat ve Konya'da silahlı  eğitim kampları bulunduğu" şeklindeki iddialarına yönelik soru üzerine Ünal, "Bu  nasıl bir sorumsuzluktur? Türkiye'de, az önce sözünü ettiğim, toplumsal fay  hatlarını tetiklemek için böyle bir dil kullanılmıştır." ifadelerini kullandı. 12  Eylül öncesi dönemde de "Falanca yerde komando eğitimi alınıyormuş" gibi  iddiaların ortaya atıldığını anımsatan Ünal, "Bu sorumsuz bir dildir. Bu en  basitiyle abesle iştigaldir. Bu en kötüsüyle de iç savaş çığırtkanlığıdır. Böyle  bir şey olamaz. Türkiye Cumhuriyeti devleti, hükümetiyle emniyet güçleriyle  askerleriyle her şeyiyle yerli yerinde ve bu ülkenin güvenliğini sağlamak, bu  ülkede anayasanın amir hükümlerini yerine getirmek için 24 saat görev yapıyor.  Nasıl olur da siz kalkıp, 'Efendim falanca yerde kamp kurmuşlar', böyle bir şey  olamaz. Böyle bir şeyi konuşmak her şeyden önce sorumsuzluktur." diye konuştu.

Ünal,  Akşener'in bu iddialarının ihbar olarak alınıp, söz konusu  illerde bir araştırma yapılıp yapılmayacağına yönelik soruya karşılık da, böyle  bir şeyin olmadığını ve olmayacağını zaten gerekli birimlerin açıklayacağını  vurguladı.

"O GECE BİR YAĞMA YAŞANMADI"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ünal, "15-16 Temmuz gecesi  askerlerden alınan silahların birtakım çevrelerin eline geçtiği" iddiaları ile  "seçim güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağı"nın sorulması üzerine, şunları  kaydetti:

"O gece her şey hepimizin gözü önünde yaşandı. O gecenin bir ahlakı  vardı. O gece, bu millet kendisine silah sıkan askerin elinden silahı aldığında o  silahı kendisine silah sıkan askere doğrultmadı. O silahı devlete teslim etti. O  gece bir yağma yaşanmadı, tanklara, silahlara, askeriyeye ait unsurlara el  konmadı. Askerin envanterinden herhangi bir şey eksilmedi. Tam tersine her şey  Emniyet tarafından, darbeye karşı çıkan askeri unsurlar tarafından alındı ve  tekrar envantere eklendi."

Ünal, 15 Temmuz gecesi milletin ahlakıyla erdemiyle ülkesine ve  milletine sahip çıktığını ve asıl konuşulması gerekenin de bu olduğunu ifade  ederek, canı pahasına Türkiye'yi işgalden koruyan güzel insanlara bu tarz  ithamlarda bulunmanın doğru olmadığını kaydetti.

Türkiye'de güvenlik ve özgürlük dengesini sağlamak için ciddi bir çaba  verildiğini vurgulayan Ünal, Türkiye'nin özellikle son 3 yıldır bölgesinde  yaşanan olaylardan dolayı çok ciddi sorular yaşadığına, 4 terör örgütüyle  mücadele ettiğine dikkati çekti. Ünal, bunlara karşın Türkiye'nin büyümede  rekorlar kırdığı ve ekonomik istikrarını koruduğunun altını çizerek, "Birilerinin  bu ülkede kendi başına kendi kafasına göre bir takım güvenlik riski oluşturacak  eylemler yapmasına bizim göz yumacağımız gibi bir ihtimal konuşuluyor aslında.  Biz böyle bir şeye göz yummayız. Biz bu ülkede birilerinin anayasaya, mevcut  düzene, istikrara, güvene, emniyete birilerinin zarar vermesine asla izin  vermeyiz, müsaade etmeyiz." diye konuştu.

Sandıkla geldiklerini ve seçmenin hoşuna gitmeyecek bir davranışa,  güvenlik riski oluşmasına asla izin vermeyeceklerini belirten Ünal, "Burada  birileri Türkiye'ye dönük bir kara propaganda yürütüyor. Bu kara propagandanın  bir parçası da iç savaş çığırtkanlığı. Bu ülkede iç savaş kimse çıkaramaz. Bu  ülkede birilerinin bu şekilde bir girişimde bulunmasın, AK Parti hükümeti izin  vermez. Bunun güvencesi 15 yıllık AK Parti iktidarıdır." dedi.

ABDULLAH GÜL'ÜN AÇIKLAMALARI

Mahir Ünal, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 696 sayılı KHK'ya  ilişkin ifadeleri anımsatılarak, "AK Parti'nin en üst düzey kurucularından,  Cumhurbaşkanlığı yapmış bir isimden gelen eleştiri neden otomatikman AK Parti'ye  yönelik bir tavır olarak adlandırıldı ve siz cidden muhalefetin ortak adayı  olacağını düşünüyor musunuz?" değerlendirmelerinin sorulması üzerine, "Her şeyden  önce Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşıdır. Kurucu değildir, bu  arada 'kurucu' dediniz, AK Parti'nin kurucularından değil, kurucu  milletvekillerindendir. Yani kurucular kurulu üyesidir." dedi.

Ünal, "Burada bizim altını çizdiğimiz şey şu, AK Parti'liler  birbirleriyle medya üzerinden konuşmazlar. AK Parti partilerden bir parti  değildir, bir millet hareketidir. Kendi içinde ilkeleri vardır, kurullarında  istişareye çok önem verir. Hele hele Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip  Erdoğan'la Sayın Abdullah Gül'ün özel bir hukuku vardır. Kaldı ki Sayın  Cumhurbaşkanımız da yol arkadaşlarından kolay kolay vazgeçmez, yolunu kolay kolay  ayırmaz." şeklinde konuştu.

Gül'ün halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı olmadığına işaret  eden Ünal, "Dolayısıyla anayasanın amir hükmü gereği daha önceki cumhurbaşkanları  gibi 7 yıl boyunca tarafsız bir pozisyonda kalmış olmasını anlayabilirim ama  cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonraki olaylara baktığımızda, Sayın Abdullah  Gül'ün, 11. Cumhurbaşkanı'nın belli meselelerde kenarda durması ve kenarda durup,  hiçbir risk almadan daha steril bir söylemle konuşması kendi tercihidir."  ifadesini kullandı.

Ünal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her kavganın içerisinde, her riski  sonuna kadar aldığına ve bu mücadeleyi de Türkiye'yi ayakta tutmak, çıkarlarını  korumak için verdiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu mücadele esnasında siz hiçbir açıklama yapmıyorsunuz ve bu  meselede bir açıklama yapıyorsunuz. Kaldı ki yaptığınız açıklama, herhangi bir  açıklama. Hani şöyle bir öneri ortaya koyabilirsiniz, bir bakış açısı  sunabilirsiniz, bir çözüm ortaya koyabilirsiniz ve bu çok kıymetli bir düşüncedir  ve bunu da medya üzerinden paylaşabilirsiniz. Hadi medya üzerinden konuşmuyoruz  ama siz bakış açınızı, kavrayışınızı, çözüm önerinizi çok güçlü bir dille bir  öneri olarak paylaşabilirsiniz. Diyorsunuz ki 'muğlak', eğer muğlaklığı  konuşacaksak çok muğlaklık var konuşacağımız. Yani ilişkiler açısından, pozisyon  alma açısından, risk alma açısından, o konforlu alanı terk etmeyip o steril  pozisyonda kalma açısından muğlaklık. Biz bunları konuşmuyoruz."

"Taban, Abdullah Gül'ü de o riski alan aktörlerden birisi olarak  görmek istiyor"

AK Parti Sözcüsü Ünal, "Gül'ün yeterince rengini belli etmediğini mi  düşünüyorsunuz?" sorusuna karşılık da AK Parti'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın  verdiği mücadelenin bir millet mücadelesi olduğunu vurguladı.

Ünal, "Dolayısıyla burada güçlü bir siyasi aktör olarak, AK Parti'nin  önemli aktörlerinden biri olarak tabii ki taban Abdullah Gül'ü de o riski alan  aktörlerden birisi olarak görmek istiyor. İşte üzücü olan, Cumhurbaşkanımızın  'üzüldüm' dediği şey budur. Kaldı ki Cumhurbaşkanımızın doğrudan Sayın Abdullah  Gül'ü hedef alan bir açıklaması da zaten söz konusu değil. Sayın Cumhurbaşkanımız  da yol arkadaşlarıyla öyle kolay kolay sorun yaşamaz ve yol arkadaşlarından da  öyle kolay kolay vazgeçmez. Abdullah Gül'le Recep Tayyip Erdoğan arasındaki hukuk  da öyle hemen zarar görecek, kolay incinecek bir hukuk değildir."  değerlendirmesinde bulundu.

"AK Parti'nin en ufak bir eleştiriye bile kapılarının kapalı olduğu"  yorumlarının sorulması üzerine de Ünal, "Biz eleştiriyi içeride yaparız,  kavgamızı içeride veririz." şeklinde yanıt verdi. Ünal, MYK, MKYK,  milletvekilleriyle gerçekleştirilen toplantılarda herkesin düşüncesini rahat ve  özgürce söylediğini, yapılan istişareler sonucunda ortak bir karar alındığını ve  herkesin de bu karara riayet ettiğini anlattı.

Ünal, şunları kaydetti:

"Sayın Abdullah Gül'le ilgili bahiste üzücü olan şey şu, biz 'AK  Partililer birbirleriyle medya üzerinden konuşmaz' diyoruz. Yani biz burada Sayın  Abdullah Gül'ün eleştiri hakkına ya da ifade özgürlüğüne dönük bir şey  söylemiyoruz. Eğer bizimle medya üzerinden konuşacaksa, o zaman bizim onu AK  Partili görmekle ilgili bir endişemiz ortaya çıkar. Yani bu defa bizi eleştiren,  bizimle ilgili ifade özgürlüğünü kullanan insanlara hangi hoşgörü ve toleransı  gösteriyoruz, hangi mesafeyi koyuyorsak, bu defa ona karşı da aynı mesafeyi  koyarız."

"YOL ARKADAŞIYSAK BU KAVGAYI BERABER VERECEĞİZ"

"Parti, Abdullah Gül'ü artık tam AK Partili olarak görmüyor mu?  Tabanda bir tepki olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusunu da Ünal, "Benim bu  konuştuklarım daha çok tabandan gelen. Şunu da kabul etmiyoruz, birilerinin  sosyal medyada Sayın Abdullah Gül'e dönük çirkin, kabul edilemez bir takım  ifadeleri, kullandıkları dili de kabul etmiyoruz. Çünkü bizim AK Parti olarak  dilimiz, siyasi söylemimiz bellidir. Biz bir meseleyi konuşurken, şahsiyet  üzerinden konuşmayız. Bir meseleyi konuşurken, eylem, davranış, söylem üzerinden  konuşuruz." şeklinde yanıtladı.

Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tabanda böyle bir şey var. Yani kenarda duran, risk almayan ve tam da  Recep Tayyip Erdoğan kavganın ortasındayken, şimdi eğer biz yol arkadaşıysak bu  kavgayı beraber vereceğiz. Yani eğer AK Parti partilerden bir parti değil, bir  millet hareketiyse ve Sayın Abdullah Gül'ün ofisinden yapılan açıklama da, 'AK  Parti'nin kuruluş ilkelerinden olan ifade özgürlüğüne saygı çerçevesinde  açıklamalarıma devam edeceğim' ifadesi kullanılmış. Biz Sayın Abdullah Gül'ün  ifade özgürlüğü çerçevesinde açıklamalarına devam etmesine dönük bir şey  demiyoruz. Biz sadece şunu söylüyoruz, diyoruz ki eğer AK Parti davasına,  hareketine, AK Parti'nin verdiği bu millet mücadelesine omuz verecekse, her AK  Parti'li bir nefer olarak bu neferlerden bir tanesi de Abdullah Gül'dür diye  düşünüyoruz."

"BU YAPI ZAYIF YA  DA SORUNLU OLSAYDI O DEĞİŞİKLİKLERİ GERÇEKLEŞTİREMEZDİK"

Ünal, "AK Parti'de memnuniyetsizler grubunun oluştuğu ve bir bakımdan  Gül'ün bu memnuniyetsizlerin sesi olmaya başladığı" iddialarının sorulması  üzerine, bu yorumu yapanların neye dayanarak yaptığını bilmediğini vurguladı.  Yapılan değerlendirmelerin, analizlerin gerçeklikle örtüşmesinin önemine vurgu  yapan Ünal, AK Parti'nin meclis grubundaki oylamaların oranına bakılması  önerisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Genel Başkan olarak AK Parti'ye dönmesinin de  partiye yeni bir heyecan ve ivme kazandırdığını aktaran Ünal, "Çok riskli bir şey  gerçekleştirdik, siyasi riski yüksek bir şey aldık ve belediyelerde bir  değişikliğe gittik. Eğer o yapılan değerlendirmede olduğu gibi bu yapı zayıf ya  da sorunlu olsaydı o değişiklikleri gerçekleştiremezdik." diye konuştu.

Ünal, belediyelerle ilgili dört temel ilkeden birinin belediye  başkanını aday gösteren parti tarafından bir sorun görülmesi durumunda genel  başkanın onu istifaya çağırma hakkı olduğunu anlatarak, burada da antidemokratik  bir uygulama olmadığını dile getirdi.


 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0