KitapRSS
17.03.2010 - 21:22 | Son Güncelleme: 17.03.2010-21:24

Marilyn Monroe neden öldü?

“Marilyn’i Kurtarmak”, 1960’ların Hollywood’u ile psikanalizin ilişkisini anlatırken Marilyn Monroe’nun fotoğraflardaki hüznü hakkında da ipucu veriyor.

Sitene Ekle
Marilyn Monroe neden öldü?

MİNE ÖZDEMİR

Mavi renkli örtüyle kaplanmış bir yatakta yüzü çarşafa dönük bir şekilde ve sağ elinde telefon ahizesi, Los Angeles’taki evinde ölü bulundu Marilyn Monroe. Tarih, 5 Ağustos 1962... Bugün hala 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızı, seks tanrıçası ve pop ikonunun ölümünün ardındaki sır perdesi aralanmadı.
Monroe’nun ölümü kayıtlara ‘aşırı dozda uyku hapından kaynaklanan muhtemel intihar’ olarak geçse de; ölüm sebebi üzerine pek çok spekülasyon yapıldı, komplo teorileri oluşturuldu. Peki gerçekten Marilyn, ölüme giden yolu kendisi mi seçmişti; yahut onu bu yola hayatında derin izler bırakan kişi ya da kişiler mi itmişti? Onu, Marilyn Monroe olma zorunluluğu mu öldürmüştü; yoksa kullandığı ilaçlar ya da bitmek bilmeyen psikanaliz seansları mı?
İşte tam da bu noktada Michel Schneider’ın “Marilyn’i Kurtarmak” adlı kitabı, tüm bu sorulara cevap araması ve psikanalizle sinema arasındaki ayrılmaz bağları sorgulaması açısından ilginç...

Ölümcül bir çekim
Schneider’a 2006 Interallie Ödülü’nü kazandıran romanın olay örgüsünü, Marilyn Monroe ile son psikanalisti Ralph Greenson arasında 1960 Ocak’ından 4 Ağustos 1962’ye dek yaşanan ve Freudcu psikanaliz yöntemin sınırlarını aşan ilişki oluşturuyor.
Beyazperdede rol yapabilmesi, sevebilmesi ve ölmemesi için Hollywood psikanalisti Greenson’a ihtiyaç duyan Marilyn, ölüme giden yolu ve bu yolda ona eşlik eden kişiyi kendisi seçmişti. Tüm dünyanın beraber olmak istediği yıldızın özellikle son yıllarında Greenson yanındaydı. Seanslarda sadece konuşmayı tercih eden psikanalist, Marilyn’in yalnız kaldığı zamanlarda kendisine bir şey yapmasından endişelendiği için ona bir aile ortamı sağlamaya çalışıyordu. Hatta kitapta Greenson’ın Marilyn’i sık sık karısı ve çocuklarıyla beraber yaşadığı kendi evine davet ettiğini de görüyoruz. Ama Marilyn’i içinden çıkarmaya çalıştığı o girdaba her gün bir adım daha yaklaştıran Greenson olmuştu. Marilyn’in büyüsüne kapılan psikanalist; bilmeden, ama şiddetle arzulayarak, ölümcül bir çekim oyununda bulmuştu kendisini.
Tarihte kimi zaman geriye dönerek, kimi zaman da sona çok yaklaşarak Marilyn’in kameralara yansımayan yaşantısının anlatıldığı kitapta, okur kendisini 1960 Los Angeles’ında, 1948 Viyana’sında ve 1955 New York’unda bulabiliyor. Kitapta Kennedy kardeşler, Anna Freud, Truman Capote, Clark Gable, Frank Sinatra, Arthur Miller’ın etrafında dönen, psikanaliz ve beyazperde, şefkat ve tutku arasında yaşanan ilişkiler yumağı da tek tek çözülüyor. 

Kara vezirlere karşı
Roman; bir taraftan Hollywood ve psikanaliz ilişkisini anlatırken, diğer taraftan sarışın seks sembolünün fotoğraflardaki hüznünün nedenleri hakkında da ipucu veriyor. Aktris sonu başından belli olan satranç oyunlarında hep beyaz vezir olarak, siyah vezirlere karşı verdi mücadelesini. Belki de bu yüzden kendisi için ‘platin sarısı saçlı’ denilmesini istedi. Ama seçme şansı yoktu, kamera onu arzulamadığında dehşete kapılan, kendisine odaklandığında aklını kaçıran genç bir kadına dönüşüyordu. Tek çaresi düşlerindeki Marilyn’i beyazperdeye yansıtmaktı.
Öldüğünde 36 yaşında olan aktris, sinema hayatı boyunca hakkını vererek oynadı ‘sarışın, güzel ama aptal kadın’ rolünü... Ancak bunun ötesinde Marilyn’in içinde bambaşka bir kadın nefes alıyordu. Kameraların algılayamadığı, derinlemesine yansıtamadığı bu kadının kafasındaki sabit düşünceyi de kitaptaki sayfalarda okuyabiliyoruz:
“Güçlü biri, karşılaştığı insanların yaşamlarını sonsuza dek değiştirecek, önemli ve gizemli bir figür olmak”.
Marilyn’in amacına ulaştığını da kanıtlayan bir roman “Marilyn’i Kurtarmak”.

Etiketler:
Yorum Yazın
Gönder
Bir meslek kuruluşu olan Baro'yu kimler oluşturur?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX