Mehmet Ali Erbil: Aile içine yerleşen bir televizyon figürü

Ülkece eğlenmeyi seviyor, bizi eğlendiren kişilere de büyük imtiyazlar veriyoruz. Mehmet Ali Erbil, bunun örneklerinden biri. İmtiyazları fazla, dozunu kaçırsa da affediliyor ve televizyonda her görüşümüzde "Hey gidi!" diyerek iç geçiriyoruz.

Mehmet Ali Erbil: Aile içine yerleşen bir televizyon figürü

Beyaz cam, küp şeklinde, eğlenceli

Beyaz cam, küp şeklinde, eğlenceli

Televizyon Türkiye'ye girdiğinde ifade ettiği şey çok farklıydı. Bir salonda koltukların baktığı yönü belirleyeceği daha en başından belliydi sanki ama, farklı misyonları vardı. Bilgilendirmesi, öğretmesi, keşfettirmesi, tek kanallı dönemlerde televizyona yüklenen önemli bir misyondu. Televizyon yalnızca dizi veya yarışma yayınlayamazdı, insanlara dünyayı da öğretmeliydi. Nitekim bu misyonu uzun bir süre yürüttü.

Daha sonra, özel televizyonların ortaya çıkışı bizim "beyaz cam" -bu klişeyi hiç sevmiyorum- eğlenceyi başrole çıkardı. Eğlence televizyon oldu, televizyon da eğlence.

Mehmet Ali Erbil, o dönemin direksiyonu doğru yöne kıran figürlerinden. Bir kümeste yarışmacılara tavuk-horoz kovalatmak, uzun deyimleri ve atasözlerini tahmin ettirmeye çalışmak, izdivaç türevi programların en ilgincini ortaya koymak, kültleşmiş komedi dizileriyle güldürmek...

Mehmet Ali Erbil, televizyonla büyük büyük işler yaptı. Boş görünen, anlayışla karşılanması çoğunlukla zor fakat ülkede bir şekilde kabul gören bir eğlence tarzıyla televizyon akşamlarını doldurdu.  

Zamana yayıldı

Zamana yayıldı

Zamana yayıldı Erbil sahiden. Kamera karşısında geçirdiği yıllar boyunca hepimizi güldürdü. Çok çabaladı, insanların akşam yemeğinden sonra 2-3 saat kafasını boşaltmasını sağladı. Bu nedenle eleştirildiği de oldu, yerden yere vurulduğu da, yaptığı hatalarla yüzleşmek zorunda kaldığı da. Fakat yıllar içerisinde eksik olduğu dönemlerde "Sahi nerede yahu bu adam?" dedirtti hepimize.

Sahi, sağlığını tez zamanda kazanıp geri dönse ya...

Serseri ruhlu, şakacı, bazen fütursuz

Serseri ruhlu, şakacı, bazen fütursuz

Yaptığı tüm programlarda büyük izlenme oranları yakaladı. Düşüşe geçtiğini fark ettiği anda da birden kayboldu hep. Büyük hatalar yaptı bazen de. Türkiye'de kendisine büyük imtiyazlar tanıyan ya da yaptıklarını görmezden gelen insanların bile kalbini kıracak hatalar... Fakat bir şekilde affedildi, insanların kalp kırıklığı sabit kalsa da ondan vazgeçmedi izleyicisi.

Mehmet Ali Erbil, babamızın küçük serseri kardeşi, annemizin bayramdan bayrama karşılaştığımızda tuhaf şakalarıyla yüzümüzü kızartan ama içten içe kıkır kıkır güldüren ağabeyi, fütursuzluğuyla aileyi birbirine katsa da tüm büyüklerin "Yahu amaaan" deyip sineye çektiği bir aile bireyi oldu. Fütursuzluğu hem bizi hem onu yaraladı, ne var ki, ondan vazgeçmeyi hiç de istemedik.

Esasen bizim bu imtiyaz tanıma halimiz, yalnızca Mehmet Ali Erbil'le sınırlı değil. Bir şekilde kendisini kabul ettiren ve bizi güldüren kişilere büyük imtiyazlar tanıyoruz. En belaltı şakalarına da, en serseri hallerine de gülüp geçiyoruz. Doğrudan bizimle dalga geçseler de "Aman canım, nasıl eğleneceğiz böyle şeyler yapmasa?" diyoruz. 

Seyfi Dursunoğlu, Zeki Müren ve diğerleri

Seyfi Dursunoğlu, Zeki Müren ve diğerleri

Sözgelimi Huysuz Virjin karakteriyle yıllarca hem televizyonda hem de gazinolarda yaptığı programlarla epey ağır ve kabul ettirilmesi zor bir mizah tarzını kabul ettirebildi Seyfi Dursunoğlu. O mizah ile yıllarca aklımızda yer edindi. Kadın kılığında kanto yapan bir erkeği televizyonda da, gazinolarda da sevdik. Onun imtiyazları vardı. Bir masanın etrafındaki kişilerle hunharca şakalaşırdı. 

Zeki Müren ya da... En yakın dostu Göksenin Çakmak'ın verdiği röportajlarda anlattıkları inanılmaz. Herhangi bir kişinin yapmaya cesaret edemeyeceği belaltı şakaları yapabilmesi müthiş bir şey. Ünlüleri seviyoruz ama hafif matrak ünlüleri daha çok seviyoruz biz hep.

Her geri dönüşünde affedildi

Her geri dönüşünde affedildi

Mehmet ali Erbil, televizyon hayatını bitirme noktasına getiren her hatasından belli bir süre sonra geri dönebildi ekranlara. Onu bu kadar özel yapan şey, halk nezdinde sahip olduğu krediydi ve o krediyi hala tüketebilmiş değil.

Avam bulunabilecek bir mizah tarzıyla yıllarca ayakta tuttuğu eğlence kültürü onu hem televizyona yakın hem gece eğlencelerine yakın bir konuma sabitledi. Kredisi de halkın ona gösterdiği anlayış da son bulmadı. Çok sinirlenilse de, çok kırsa da, çok yanlış anlaşılsa da, şanssızlıklara kurban gitse de...

"Heh heh heh, ne adam yahu"

"Heh heh heh, ne adam yahu"

Annemiz, teyzemiz, anneannemiz, babamız, amcamız, dayımız, dedemiz, babaannemiz onu hep "Ne adam yahu" ifadesiyle takip etti. Zira biz farkında olmasak da, ailenin tüm bireyleri o hafifmeşrep şakaları yapıyordu. Biz büyüdükçe o şakaları anladık, biz büyüdükçe Mehmet Ali Erbil yerleşti evin bir köşesine.

Mehmet ali Erbil, anı olarak kalan samimi şakaların bir izdüşümüydü. Tüplü televizyonların güldürmeyi beceren örneklerinden biriydi kariyeri boyunca.

Televizyon izleyicisine ayna tuttu

Televizyon izleyicisine ayna tuttu

Yaptığı şakalarda "Bunları siz de yapıyorsunuz ama ben yapınca şaşırıyorsunuz" etkisi vardı hep. Şaşırdığımıza gülüyor, güldüğümüze şaşırıyorduk. Koskocaman adamın girdiği kılıkları "Hiç yakışıyor mu canım?" ifadesiyle değil ama şaşırarak izledik. Aile içinde süregelen o bıyıkaltı güldüren şakaların televizyona yansımasını çok sevdik. Şimdilerde televizyon için çalışmıyorsa da onun televizyonda yaptıklarını bir tür ayna tutma görevi olarak gördük. Aile içinde olan, aile içinde kalacağını düşündüğümüz pek çok komedi ve şaka unsuru onunla ve onun gibilerle televizyonun bir parçası oldu. 

Yerinde durmamasını sevdik

Yerinde durmamasını sevdik

Yaptığı şakalardaki bazen dozu kaçan avamlık, dozunu kaçırdığını hissettiğimiz o serseri tavır, belaltı vurayım derken amacını aşması, yerinde durmaması ve daha fazlası hem kızmamıza hem de gülmemize neden oldu. Tatlı Kaçıklar'ın, Aşkım Aşkım'ın çapkın ve hayta adamı oldu, Çarkıfelek dendiğinde akla ilk gelen isim oldu.

Kredisi bitmez, sağlığına kavuşması da, sağlığına kavuşur kavuşmaz tez zamanda televizyona dönmesi de en içten dileğim...

andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel









 

Bu makaleye ifade bırak