Mehmet Turgut: Beni Cihangir esnafına sorun!

Mehmet Turgut, dünyanın dört bir yanında ödüller kazanmış bir fotoğrafçı. Sergiler, dergiler, afişler vs. derken başarıdan başarıya imza atıp, kendinden sıkça söz ettirdi. Dışarıdan baktığınızda soğuk ve asık suratlı görünüyor ama röportaj boyunca gülümsemesini eksik etmedi. Çok da rahat davrandı. Sonunda önyargılarımdan ötürü utanıp özür dilediğim Mehmet Turgut'u bakalım siz tanıyabilecek misiniz?   
 
Mehmet Turgut: Beni Cihangir esnafına sorun!

Türkiye’de birçok fotoğrafçının hayal ettiği noktadasın. Bu kadarını sen hayal etmiş miydin? 
Benim tarzım adamlar çocuklukta kendini belli eder. Çocukken de hareketliydim. Yaş ilerledikçe merkez odaklı, toplayıcı, hümanist bir yapıya büründüm ve organizasyon yeteneğim ortaya çıktı. Organizasyon yeteneğiniz olduğu zaman iş hayatınıza da yansıyor. Bu özellik beni buraya getirdi.

Yani aslında biraz da bekliyordun.
Hayatımın her döneminde göz önünde olma devri vardı. Çocukken de spor yapıyordum, sokak basketbolcusuydum. Ankara’da yaşadığım o dönemde herkes beni tanırdı. Sokak basketbolunda da iddialıydım. Hayatıma fotoğraf girdi, fotoğrafı da dibine kadar yaptım. Aşık olunca da dibine kadar aşık oluyorum. Bir şeyi yapmayı kafaya koyduysam onu tam anlamıyla yapıyorum.

Sence insan şanslı mıdır yoksa şansını kendi mi yaratır?
Enerjiye ve karmaya inanıyorum. Hayata nasıl bir enerjiyle tutunuyorsan, o enerjinin getirdiklerini yaşıyorsun. Pesimistsen; trafiğe çıkınca kaza yapacağım korkusu duyarsan kaza yaparsın. İş hayatında da böyle. Mesela “Ben bu işi yapabilecek miyim?” korkusuyla sete girdiğin zaman o set seni yer, bitirir…
 

'Kimin başı sıkışsa beni arar'

'Kimin başı sıkışsa beni arar'
Bir röportajında “En büyük hatam güzel sanatlar veya konservatuar okumamak” demişsin. Eğitim alsaydın şimdiki gibi sınırsız ve sıra dışı işler yapabilir miydin? O zaman kendini belki de sınırlandıracaktın…
Aslında herkes aynı şeyi söylüyor ama katılmıyorum... Bilgi her zaman insanı besler. Eğer güzel sanatlar okusaydım daha fazla bilgi ve donanımla belki şimdikinden daha büyük işler yapardım. Müzik ve fotoğraf çok benziyor. İkisinin de belli kuralları var. Bu bilgiler olmadığında iyi fotoğrafa ulaşma olasılığınız zaten yok! Akademi geçmişimin olmaması başarıyı hak etmediğim anlamına gelmiyor. Akademik kariyer yapsaydım daha fazla öğrenciye ulaşabilecek, onlara fotoğrafı daha çok sevdirebilecektim. Gittiğim üniversitelerde diyorum ki, “Fotoğraf makinasından korkmayın! Meslekten korkmayın! Yazmaktan, çizmekten korkmayın!” Herkesi her zaman teşvik etmeli…

2010 yılında yaptığın röportajda “Mutlu olmak istiyorum” demişsin. O zamandan bu zamana mutlu olmayı başarabildin mi?
Bazı insanlar panik butonudur, benim gibi… Kim başı sıkışsa ya da bir konuda destek, fikir almak istese arar ama mutlu olma kriteri aslında bir noktada çok ilginç; deformasyonu olan insanları düzeltmeye çalışıyorum. Aslında o insan bana diyor ki “Ben böyleyim. Uğraşma!” Sinyali zaten veriyor ama işte o süreçteki yorgunluk... Parasızlık, işsizlik, arabasızlık vb. maddi olan herhangi bir şeyin beni üzme olasılığı yok zaten! Umurumda olmaz yani… Cebimde 5 TL olsun, ben o parayla başka birine bir şey yapmaya çalışırım. O yüzden de hiç para biriktiremiyorum.
 

“Emel Sayın’ın peşine düşeceğim.” 
 

&ldquo;Emel Sayın&rsquo;ın peşine d&uuml;şeceğim.&rdquo;&nbsp;<br />
&nbsp;
Sergilerin arasında beni en çok etkileyen 'Underwater Suicides' ve 'Mehmet Turgut’la Ala Portreler'. İkisi de insanın kalbine dokunuyor. 'Mehmet Turgut’la Ala Portreler' sergisinin devamlılığı olabilir mi?
Tuhaf Dergisi'ni çıkartmaya başladık. Derginin görsel danışmanlığını yapıyorum. Sol ajitasyonu olmayan bir edebiyat dergisi ve bu yüzden de harika gidiyor. Sadece edebiyat ve sanat odaklı. Bu işin içinde olmaktan çok mutluyum. Tuhaf Dergisi ile beraber Atilla Özdemiroğlu, İlber Ortaylı, MFÖ gibi isimleri arşivime eklemeye başladım. Zaten Yaşar Kemal, Aydın Boysan, Mustafa Alabora gibi değerli sanatçıların olduğu bir arşivim var ama eksiklerimi yazdım ve şimdi önümüzdeki hafta Emel Sayın’ın peşine düşeceğim. Dışarıdan bakıldığında 'Mehmet Turgut Ala Portreler'in devamı gibi görünse de öyle olmayacak. İleride '50 Yaş Projesi' yapacağım. 50 yaşıma geldiğimde, 50 usta ile 50 fotoğrafta '50 Yaş Doğum Günü Sergisi' açacağım.
 

'Kimse hiçbir şeyime karışamaz!'

&#39;Kimse hi&ccedil;bir şeyime karışamaz!&#39;
Bir dönem hızına yetişemedik ama şimdi kendini geri planda tutuyorsun sanki.
İşin magazin kısmıyla çok eğleniyorum. Vücut dilim, konuşmam, sokakta yürüyüşüm, insanlarla diyaloğum ünlü değil ve bugüne kadar da hiç iyi çocuk taklidi yapmadım. Her şeyim açık… Kimse hiçbir şeyime karışamaz! Neden karışamaz? Çünkü olduğum gibiyim ve istediğim her şeyi, istediğim gibi yapıyorum. İşin aşk boyutunu konuşursak; birisi benim sevgilimse onu elinden tutar çıkarım! Şu an yok. Kime ne? Gencim, güzelim… İşte bu kadar basit. Sabah mahalledeki manavla kıymalı yumurta yiyebiliyorsan, lüks ve gösterişli bir arabayla Cihangir’e girdiğinde esnaf “Yakışır abime!” diyorsa konu kapanmıştır. Aslında bütün konu kendini o kadar önemsememek… İnsan düşünen bir toprak parçasıdır. Topraktan geldin, toprağa gideceksin. Havaya girmeye gerek yok! Hayat bu kadar basit…

Yeni projelerinden bahsedelim o zaman… 
Bir araba firması ile proje hazırlıyoruz. Yöneticileri çok tatlı, kafamız birbirimize yakın, yeni araçlarıyla harika bir çekim yapacağız. Bir ilaç firmasıyla da kalplere dokunacak sürpriz bir projemiz var ve o da aralık başında ortaya çıkacak. Ve bir projem daha var, ilk tüyosunu da sana vereyim. İnsanlara reaksiyon veren fotoğraflar yapacağım…
 

'Her sene oyunculuk teklifleri geliyor'

&#39;Her sene oyunculuk teklifleri geliyor&#39;
Ne demek bu?
Karşısına geçtiğin zaman sana reaksiyon gösteren fotoğraflar. Bu kadar kopya yeter. Ayrıca ÖDTÜ bilim insanları çalışmalarını bu sene sanatla buluşturdu ve onlarla beraber yaptığımız toplantılarda “Biz bilimi gençlere tanıtmak istiyoruz ne yaparız?” dediklerinde “Bir profesörün asla vermeyeceği pozları çekeceğiz” dedim. Sonunda “Bilim Sanatla Buluşuyor” projesi ortaya çıktı. Bu proje de her sene başka bir branşta yoluna devam edecek

Televizyon programları, dergiler, Dj’lik derken yaptığın işin dışında başka alternatif nerelerde göreceğiz seni? 
Aslında söylediğin şeylerin hepsinin ortak noktası fotoğraf. Dj’lik işin esprisi tabii ki, o başka bir meslek. Artık okulu bile var. Her sene oyunculuk teklifleri geliyor. Uzun metraj, dizi vb., kibar kibar reddediyorum.

Neden?
40 yaşındayım ve bu yaşa kadar fotoğrafta kariyer yaptım. Oradaki “komiser Necdet” neden olayım? Sokakta diyecekler ki “Komiser Necdet, bakkal Mehmet”. Niye olayım? Ben fotoğrafçı Mehmet'im.
 

'Fikrin varsa ve üretiyorsan dönemin kapanmaz'

&#39;Fikrin varsa ve &uuml;retiyorsan d&ouml;nemin kapanmaz&#39;
Keremcem’le çok yakın arkadaşsınız. Onunla sizi aynı projede buluştursalar yapmaz mısınız?
İşimle alakalı roller olursa yaparım ama bir karaktere bürünmek ve oyunculuk yapmak herkesin harcı değil. Yeteneğin ve eğitimin olması gerek. Neden film çekmediğimi soruyorlar. Bir gün aklıma iyi bir senaryo gelir, iyi bir prodüktör çıkar, belki çekerim ama böyle bir hırsım yok. Kafayı fotoğrafa takmışım, onunla uğraşıyorum. Bütün işlerimin merkezinde fotoğraf olmasını istiyorum. Şöyle bak olaya, Ara Güler gidip bir sinema filminde mi oynamış? 

Dönemin jenerasyonun da şöyle bir sorun var. Modellik yapıyorsa şarkıcı ya da oyuncu oluyor. Başka bir iş bile yapsa illa şarkıcı ya da oyunculuk yapıyor…
Yeni jenerasyonun hastalığı şu; bu videolarla, Instagram’la vb. sosyal medyayla önce ünlü olup sonra iş yapmaya çalışıyorlar. Düşünsene bir kitabı tersten okuyabilir misin? Son sayfayı okuduğun anda o kitap biter… Milyonlarca takipçisi olan gençler var. Bu adamlar 40 /45 /50 /60 yaşına gelince ne olacak? Onlar o yaşa geldiklerinde zaten yeni bir şey çıkmış olacak ve o zaman ne olacak? Kimse bunu düşünmüyor, bu yüzden ben çocuğumu Tarzan olarak yetiştireceğim. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım “Mehmet Turgut’un dönemi neden kapanmıyor?” dedi. Dönemim tabii ki bitmez çünkü ben merdivenleri yavaş çıkıyorum. O yüzden o dönemin bitme olasılığı yok! Çünkü benim fikrim var! Fikrin varsa ve üretiyorsan dönemin kapanmaz!  
 

Peki ya müzik? Müzik senin hayatının neresinde, kimleri dinlersin? 
Müzik hayatımın her yerinde… Sabah uyanınca müzik, akşam yatarken müzik… Dinleyici olarak çok geniş bir skalaya sahibim ama ilk 5’imi saymamı istersen; Skid Row, Pink Flody, Roger Waters, Phil Collins ve White Snake derim. 

Ensende 'hiç' dövmesi olduğunu biliyoruz. Hayatını da bu felsefeyle mi yaşıyorsun?
Herkesin yaşadığı garip dönemler oluyor ve kendini bir şeylere fazla kaptırıyorsun, havaya giriyorsun. Maalesef böyle bir dönemim oldu. Bir gün aynaya baktığımda 110 kg olduğumu, saçlarımın sakallarımın birbirine karıştığını ve kendimi bir halt zannettiğimi fark ettim. Önce kiloları verdim, sonra saçı sakalı kestim, ardından arkadaşlarımla toplandığımda yaptığım şeyleri ve kendimi anlatma halimi %10’a düşürdüm, ardından dövmeyi yaptırdım.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Aslında var… Buradan Beşiktaş Belediyesi'ne not olsun. Benim stüdyom Beşiktaş’ta ve Türkiye’de fotoğraf için yapılması gereken her şeyi yaptım, yurt dışında alınması gereken bütün ödülleri aldım. Bir kere bile ne bir sergimi ne de bir slaytımı Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Sergisi'ne koymadılar ve beni davet etmediler. Neden acaba? Bunu merak ediyorum. 

twitter.com/iremezgimen
instagram.com/iremezgimen

 
Bu makaleye ifade bırak