Kamuoyuna mal olmuş ünlü kişiler hakkında sık sık iş arkadaşlarına ve çalışanlarına yönelik cinsel taciz ve istismarda bulundukları yönünde haberler ortaya çıkıyor. Çoğunluğunda, hepsinde değil, mağdurun kadın olduğu bu şekildeki kötü muamele örnekleri #MeToo etiketi altında paylaşılıyor. 

Vakaların sayısında görülen artış, bu durumu değiştirmek için bir dönüm noktasına geldiğimizin işareti olabilir. Peki bahsedilen bu konuların koçluk ve mentorlük ile nasıl bir ilgisi kurulabilir?

Koçluk becerileri eğitimlerinin ve mentorlük uygulamalarının iş yerinde ve daha geniş manada da toplum içerisinde değişimi sağlamak için ideal çözümler olduğunu düşünüyorum. Ve bence bu önerim bahsi geçen kötü muamele vakaları için de geçerlidir. Koçluk/mentorlüğün ilişkilerin ve güç dengesinin pozitif dönüşümü için katkı sağlayabileceği bazı başlıklar şöyle önerebilirim: 

•Kişisel farkındalık ve öz yönetim

Peşin hükümlü olmayan bir diyalog geliştirmek, sahip olduğumuz varsayımlarımızı –inandığımız ve referans aldığımız, daha önce bir geçerlilikleri olsa bile bu özelliğini yitirmiş düşüncelerimizi- sorgulamamızı sağlar. Böylece kendi kalıplarımız ve ön yargılarımız, başkalarının ve içinde yaşadığımız sistemin kalıpları ve ön yargılarını daha net şekilde görebiliriz. Bunlar, cinsiyet eşitsizliği, eğlence sektöründe olduğu gibi cinsel tacizin normalleştirildiği ve/veya rapor etmenin (‘whistleblowing’) bilinçli bir şekilde bastırıldığı kültürler olabilir. Bu konuda bilincimizi netleştirdikten itibaren, neleri savunmamız ve neleri terketmemiz gerektiğine karar verebiliriz. Kendimizi daha iyi yönetmeye başlayabilir ve böylece gerginliğimizi diğer kişilere yansıtma konusunda daha kontrollü olabiliriz. 

•Şefkat ve empati

Şefkatin önemine ve sevgi ile olan ilişkisine dikkat çekmek istiyorum. Koçluk, kendimize ve başkalarına yönelik daha kabul edici ve şefkat dolu davranmamızı sağlar. Böylece, kendimizi daha iyi hissetmek için başkalarına kötü davranabildiğimiz güç zehirlenmesi tuzağından kurtulmuş oluruz. Ve eğer bu sınırı ihlal edecek olursak, durumu daha kolay bir şekilde düzeltebilir ve iç barışımızı sağlayabiliriz. Koçluk farkındalığı sayesinde daha şefkatli olabiliriz ve bu, muhtemel daha sonra yaşanabilecek bir mahcubiyetin panzehiridir.

•Öz dengemizi kurmak ve değerlerimize tutunmak

Koçluk, ayaklarımızı yere daha sağlam basabilmemizi ve böylece reaktif bir kişi olmaktan ziyade daha duyarlı olmamızı sağlar. Başkalarına kötü muamelede bulunma eğiliminin azalmasının yanı sıra, eğer biri bize kötü muamelede bulunacak olursa, kaçmak veya agresif bir tutum almak yerine yaşadıklarımızı paylaşmak için daha sağlam bir duruş gösterebiliriz. Öz duyarlılık ve kendi kendine koçluk sayesinde gerçek değerlerimize daha yakın durabilir ve böylece gelişmeler karşısında korkuyla seyirci kalmak yerine istenmeyen/uygunsuz davranışları teşhir etme eğiliminde oluruz. 

•Zor olanı göğüslemek

Cinsel saldırı vakalarında genellikle korku ve öfke veya ‘yeterince güçlü değilim’ gibi can sıkıcı duygu ve düşünceler söz konusu olur. Kişisel farkındalık geliştirmek, örneğin, etrafımızda gelişen olaylar karşısında açık ve sorgulayıcı olabilmemizi, bu olayları gündemleştirebilmemizi ve öfkeyle/acıyla hareket etmemek için kendimize hakim olabilmemizi sağlar. 

•Kültürel değişim

Koçluk ve mentorlüğün kurumsal kültürün ve liderlik yaklaşımının bir parçası haline gelmesi, tipik olarak açıklık, sorgulayıcılık, nezaket vs ile karakterize edilir. Böylesi bir ortam, sistemli bir kültürel değişim, açılma ve cinsiyet konuları da dahil olmak üzere ilişkiler hakkında konuşabilme, karşılıklı olarak hangi davranışların kabul edilebilir olup olmadığına dikkat çekme ve nelerin ortaya çıkarılabileceğini tercih etme, özgün diyaloglar ve iş birliği geliştirebilme, takdir edilme ve saygı gösterme, çeşitliliğin kucaklanması bakımından muazzam fırsatlar sunar. 

#MeToo demeyeceğimiz güzel günler temennisi ile...