Pazar

18.12.2016 - 02:30

Mevlana’nın yolu

Hz. Mevlana tüm yolculuğu boyunca vuslat gününü şüphelerden, korkulardan arındırarak düğün-bayram günü olarak işaret etmiş ve bu şekilde yaşamıştır

Sitene Ekle
Anadolu'nun sözü  |  Ali Canip Olgunlu alicanipolgunlu@gmail.com Tüm Yazıları »

Hz. Mevlana nezdinde vuslata merhaba. Başlangıçta çağının tüm ilimleriyle neyin ne olduğunu ve akabinde de neyin ne olmadığını bilmeye yönelik tüm çalışmalarının neticesini “aşk” ile taçlandıran Hz. Mevlana; gönülden gönüllere giden yolda sevgi, saygı, tevazu, hoşgörü, kusur örtme, cömertlik ve edep ile çağları zümrüdü anka gibi aşarak yol açan bir aşk yolcusudur.

Bilinmeyen her şey insanı korkutur; Hz. Mevlana yüce Yaradan’ın açık ve seçik olarak yarattığı her şeyi hem varlıkta derin bilgi vasıtasıyla bilmiş hem de onların mahiyetlerini aşk vasıtasıyla anlayabilmiştir. Bir şeyin mahiyetini bilmek ayrı şeydir, o şeyin mahiyetini anlayabilmek ise ayrı bir iştir. Salt gerçek olan Yaradan’ı O’nun gerçekliği mahiyetinde yaşayarak her yerde ve herkese aktarabilmiştir. Aşık, sufi şair Hz. Mevlana “Gerçek işimize gelmelidir, işimize gelen gerçek değil” der.

Yaradan’a akan çeşme

17 Aralık 1273’te saat 16.00 sularında Yaradan’ına kavuştu, kendilerinin ifadesiyle şeb-i aruz (“düğün gecem”) olarak dile getirilen günde fani bedeni de yurduna döndü (topraktan gelip toprağa gitti), ruhu da yurduna (hayy’dan gelip hu’ya) döndü. Hz. Mevlana Yaradan’a yol alırken şöyle der: “Ben bir çeşmeyim, sen benim suyumsun, senden sana akarım; ben bir gözüm, sen benim ışığımsın, senden sana akarım; yüce Yaradanım nihayetinde ben bir yolcuyum, sen benim yolumsun, senden sana giderim.”

Nereden geldiğini bilenler için dün diye bir şey, dolayısıyla keşkeler yoktur ve nereye gideceğini bulanlar için de yarın diye bir şey yoktur, böylece endişelere de yer yoktur. Keşke diyenler şikayet şeyhleridir, bu gibiler Yaradan’dan o denli uzaktırlar ki her şeyden ve herkesten sürekli şikayet ederler. Oysa Yaradan’a yakın olan bir aşk yolcusu için “Her şeyde vardır bir sebep” diyebilme olgunluğu ve asaleti vardır. “Neden böyle?” yerine, “Vardır bir sebebi” diyenlere “aşk olsun; aşkları cemal olsun; cemalleri nur olsun; nurdan ala nur olsun.”

Maddi (bedensel) ve manevi (ruhsal) mahiyette yol alan insanoğlunun bu birlikteliğini Hz. Mevlana tekamül yolculuğu olarak görür. Tüm yolculuğu boyunca vuslat gününü (bilmeyenlere göre ölüm günü olarak adlandırılan günü) şüphelerden, korkulardan arındırarak düğün-bayram günü olarak işaret etmiş ve bu şekilde yaşamıştır. Ruhunun da bedeninin de kıymetini bilerek onları bir arada mesut mutlu bir şekilde vuslat yolunda yürüten Hz. Mevlana der ki “Yol biziz, bunca giden de bizden; can idik yoktu beden bizde”.

Suyu ararken...

“Bilenler kıymet bilirler, bilemeyenler ise kıymet biçerler; hem de kıymetten haberdar dahi olmaksızın. Keza su içerisinde olan balık hiç suyun kıymetini bilir mi? Balığın çırpınması susuzluktan dolayıdır elbette.” Eş deyişle sahip olduklarımız için şükretmeliyiz; şükür Yaradan’la olan birlikteliğin dile getirilmesidir.

Nihayetinde bu dünyada birçok kişi yana yakıla suyu ararken su da susuzu bekler durur. Su, ateşi aşk dergahında söndürmez; ateş ise suya karşı tevazuyu elden bırakmamak için suyu yakmaz elbette. Sudan ateşe, ateşten suya, gönüle yolculuk güzeldir; yol boyunca dinlene dinlene, ara ara da demlene demlene elbette. Hz. Mevlana Yaradan’dan başlayıp Yaradan’da nihayetlenecek aşk yolculuğunda aşk sarhoşu olmuştur. “Biz şaraptan sarhoş değiliz; şarap da bizden sarhoştur” cancağızım. Can ehli olanlar, can lokması yiyenler, can lokması kazananlar, can lokması dağıtanlar “aşk ile kalsın”. Zanları ile can sıkanlara, birlik yerine ikilik yaratanlara  “aşk olsun”. 

Ozanların, yapıtlarında kullandıkları takma ada ne denir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.