21.01.2018 12:26 | Son Güncelleme:

MHP Lideri Bahçeli: Afrin yıkılsın ya da teröristler yakılsın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,"Artık terör örgütü PYD, PKK'a Afrin'in tabut, Münbiç'in mezar olması yegane ve sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir. ABD'nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Ya Afrin yıkılsın ya da teröristler yakılsın" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kızılcahamam'da yapılan, partisinin Merkez Yönetim Kurulu,  Merkez Disiplin Kurulu ve TBMM Grubu ortak toplantısı kapanış oturumunun ardından  basın toplantısı düzenledi.

Bir asrı geçen süredir, Türkiye'nin güney sınırları boyunca "fitne  kazanı kaynatıldığını" belirten Bahçeli, emperyalizmin önce kaos çıkartıp daha  sonra müdahale gerekçeleri oluşturduğunu ifade etti.

Bahçeli, Anadolu'nun fethinden beri zulmün hesabının bitmediği, kara  kaplı defterin hiç kapanmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Türk milletine kimi zaman simetrik, "KARŞI ÇIKANLAR MONDROS ARTIKLARIDIR"kimi zaman da asimetrik  yöntemlerle saldırı düzenlenmiştir. Türklüğün son yurdundaki varlığı, birilerini  hep rahatsız etmiştir. Komplo ve kumpaslarla vatan elimizden alınmak istenmiştir.  İşbirlikçiler ve ihanet lobisi kanalıyla milletimizin bölünmesi  projelendirilmiştir. Dünden bugüne iyi gibi takdim edilen iğrenç niyetler hep  aynıdır. On yıllar boyunca aktörler ve zaman doğal olarak değişse bile, saha ve  zemin, amaç ve araçlar hep bildik ve tanıdıktır.

Güney sınırlarımızın hemen dibinde, vatan topraklarının mücavir  kesimlerinde, alenen terör koridoru açılması, bir terör devleti kurulması için  canla başla sürdürülen şirret faaliyet şu an için en yakın, en yalın milli  güvenlik tehdididir. PKK, sınırlarımızda himaye ve destek görmektedir. Daha  vahimi ise sayıları 30 bini bulan teröristlerden sözde sınır muhafız birlikleri  kurulmasıdır."

İki gün evvel, "ABD'nin bine yakın PKK'lı haini", Tel Abyad'a  naklettiğinin gündeme düştüğünü anımsatan Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:

"Ne var ki ABD'li bir komutan bu iddiayı gevşek ve yuvarlak ifadelerle  tekzip etmiştir. ABD'nin sınırlarımızın hemen yanı başında ne işi vardır?  PKK-PYD'yle ne yapmakta, hangi karanlık filmin galası için hazırlık içindedir?

Suriye'nin kuzeyindeki ağır sorunların müsebbibi ABD'dir, mihrak  ABD'dir, kanlı müttefikler ise ABD-PYD-PKK'den müteşekkildir. Meselenin can  alıcı, yürek yaralayıcı tarafı ise, Türkiye'nin insanlık düşmanı terör  örgütleriyle aynı kareye giren bir ülkeyle NATO şemsiyesi altında birlikte  çalışıyor olmasıdır. Aynı anda hem dost hem düşman olmak hangi hukuk, hangi adap,  hangi demokratik erdem ve ortaklıkla tanımlanacaktır? Suriye'nin kuzeyinde  geçtiğimiz yıllarda ilanı yapılan sözde kanton yönetimleri, küresel güçlerin  terörizme verdiği altın pas, gösterdiği ibretlik kolaylık sayesinde kurulmuştur."

Ayn el Arap'ın işgal edildiğini, Cezire'nin istilaya uğradığını ve  Afrin'in de tasallut ve abluka altına alındığını aktaran Bahçeli, 6 Ağustos  2012'de yaptıkları, "Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla, batı  ucu Afrin'i, doğu ucu Kandil'i içine alacak şekilde tesis edilecek hilal  şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir."  şeklindeki çağrıyı hatırlattı.

Türkiye'nin şu anda sınırlarının diğer yakasından kaynaklanan muazzam  bir tehdit dalgasına muhatap olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Halep'in en büyük  ilçesi olan, doğusu Azez'e, batısı Hatay'a, kuzeyi Kilis’e komşu bulunan Afrin'de  terör devletinin provaları yapılmaktadır. Amanos Dağları Afrin'e açılan  penceredir ve bu yolla teröristler yıllar içinde vatana sızmış, hain ve kanlı  eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Şunu herkes görmelidir ki Afrin'de Ankara'nın  kuyusu kazılmaktadır." dedi.

Bahçeli, Münbiç'in PYD/PKK'nın hakimiyetinde olduğunun ve terör  koridorunun Akdeniz'e ulaşabilmesi için burasının oldukça stratejik önem  taşıdığına değinerek, "ABD, bu maksada, gözü dönmüşçesine yardım ve yataklık  etmektedir. Afrin, Türkiye'nin sınır güvenliğini emniyete almak için temizliği  mecburi olan stratejik bir noktadır. Halep'in bu ilçesi terörizmin esaretinden  kurtarılırsa, PYD/YPG'li caniler Münbiç'ten sökülüp atılırsa, Suriye'nin  kuzeyinde hainlerin barınma imkanı, tutunma ihtimali kalmayacaktır." ifadesini  kullandı.

"ABD'NİN OPERASYONEL ORTAĞININ KÖKÜ KAZINMALIDIR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kütahya'da, günlerdir beklenen  Afrin operasyonun sahada fiilen başladığını ilan ettiğini hatırlatan Bahçeli,  "Nihai olarak 'Zeytin Dalı' isimli askeri harekat dün saat 17 itibariyle yıldırım  gibi hainlerin tepesine inmiş ve icra edilmiştir." diye konuştu.

Bahçeli, Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını  kullanarak, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygıyla yaklaşarak bölgesel istikrar  ve güvenlik için devreye girdiğini bildirdi.

Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu operasyon için gerekli askeri, siyasi ve diplomatik tüm  hazırlıklar tam bir uyum ve dengeyle yapılmıştır. Artık terör örgütü PYD/PKK'ya  Afrin'in tabut, arkasından sırayı alacak olan Münbiç'in mezar olması yegane ve  sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir.

ABD'nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Suriye Demokratik  Güçleri çatısı altında kamufle edilen PYD-YPG'nin hesabı görülmeli, defteri  dürülmeli, şehitlerimizin aziz ruhları şad edilmelidir. Bunun başka yolu  kalmamıştır. Ya Afrin yıkılsın ya da teröristler yakılsın. Ya istiklal ya ölüm,  ya zafer ya da son nefere, son nefese kadar şehadet. Bilinsin ki Kerkük'e 5 bin  bozkurtla gidecek kadar gemileri yakan milliyetçi-ülkücü hareket, yeri gelirse,  ihtiyaç hasıl olursa, 'Ha ekmeğini yediğim ha kefenini giydiğim ülkem' diyerek,  binlerce gönüllüsüyle Türkiye'nin kudretini tescil için Afrin'in boğazına  çökecektir. Yetmedi, Münbiç'e gök gürlemesini andıran bir imanla sel gibi akacak,  mızrak gibi saplanacaktır.

Gözümüz karadır, zira mevzu bahis vatandır. Şakamız yoktur, zira konu  milletin bağımsızlığı ve güvenliğidir. Kahraman Mehmetçik yalnız değildir, nice  Mehmetler vatan sathında onlara katılmak için hazırdır. Hükümet yalnız değildir,  Milliyetçi Hareket Partisi yanındadır. Devlet asla yalnız değildir, millet vardır  ve ayaktadır. Türkiye'ye kanlı silahlarını çevirenler buna pişman edilmelidir.  Mücadeleyse mücadele, cansa can, feda olsun vatana diyor, Allah’tan  kahramanlarımıza muvaffakiyetler diliyorum."

"İNANCIM ODUR Kİ AFRİN DARMADAĞIN EDİLECEKTİR"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, terör koridoruyla İsrail'in nefes almasının  planlandığını vurgulayarak, İran'a karşı tampon bir bölgenin oluşturulmasının  dayatıldığını belirtti.

Enerji kaynaklarının denetim ve kontrolünün sümen altından bekletilen  gündem başlıkları arasında olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "ABD, PYD/PKK'yı  silahlandırarak önce düzenli orduya kavuşmasını, sonra da siyasi kimlik ve  tanınma kurgusuyla devletleşmesini amaçlamaktadır. Bir NATO üyesi olan  Türkiye'nin sınırlarında, bir başka NATO üyesi ülke tarafından terör  örgütlerinden müzahir ve devşirilmiş bir alan yaratılması gündemdedir. Bu durum  NATO'nun kuruluş ilkelerine tamamen aykırıdır. Bu durum uluslararası hukuka göre  suçtur." ifadesini kullandı.

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetin Afrin'e operasyon  düzenleneceğine ilişkin açıklamaları olduğunu hatırlatarak, şöyle dedi:

"Bir kısım zevat ise davulla, zurnayla bir devletin yapacağı  operasyonu duyurmayacağını ileri sürmüştür. Bunlar değerlendirme yanlışına  düşmüşlerdir. Hükümet haklı olarak kamuoyu hazırlamıştır. Milli dayanışma zinde  tutulmuştur. Uluslararası toplum nezdinde harekatın meşruiyeti pekiştirilmiştir.  Ülkemizin uluslararası hukuktan doğan hakları paylaşılmıştır. NATO uyarılmış,  milli güvenlik ve egemenlik haklarımızın tehlike altında bulunduğu ısrarla  hatırlatılmıştır. Genelkurmay Başkanı Brüksel’de toplanan NATO Askeri Komitede  konuşmuş, MİT Müsteşarıyla birlikte 18 Ocak'ta Rusya’ya gitmiştir. PKK'nın  rezilce yardım dilendiği Rusya’nın desteği değilse bile, göz yumması için çaba  sarf edilmiş, hava sahasının Türk savaş uçaklarına açılması konusunda yoğun  çalışmalar sergilenmiş ve çok şükür netice alınmıştır. ABD çelişkili  açıklamalarla durumu kurtarmaya, açığını kapatmaya, terör örgütleriyle girdiği  karanlık tüneli örtbas etmeye çabalamıştır. Ancak çırpınışlar beyhudedir."

Bahçeli, Türkiye'nin yoğun diplomasi turlarıyla, açık ikaz ve  ihtarlarıyla tüm dünyanın dikkatini Afrin'e çektiğini belirterek, ABD Dışişleri  Bakanı Rex Tillerson'ın Türkiye'yle yakın iş birliğinden bahsettiğini,  Türkiye'nin kaygılarına kulak verdiklerini açıkladığını söyledi.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Madem kaygılarımıza kulak veriyorsunuz, madem yakın işbirliği  diyorsunuz, o zaman ne geziyorsunuz Suriye'nin kuzeyinde, ne arıyorsunuz terör  örgütlerinin kanlı nefeslerinin tam ortasında? ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin  PKK'lı teröristlerle ilgili kaygılarını gidermek için yakın çalışacaklarını  söylemektedir. Bu bakana diyorum ki, ayağımıza dolaşmayın, başka bir şey  istemeyiz. Bir yanda yakın çalışacağız dersiniz, diğer yanda PKK'nın sırtını  sıvazlarsınız. Hem Türkiye ile stratejik ortak olup, hem de PYD-PKK-YPG ile  operasyonel ortaklık kurmak tek kelimeyle rezalet, cinayet ve hıyanettir. Türk  milleti bunu yutmaz, bu tuzağa düşmez, bu zehri yemez."

Türkiye'nin uyarılarına rağmen PYD/PKK'yı koruyup kollayan ve  sözlerini tutmayan ABD'nin Suriye'de "teröristlerden kurulu sözde kuzey ordusu"  ile bardağı taşırdığını belirten Bahçeli,  "Bundan sonra Türkiye'nin teröristleri  yakaladığı, bulduğu, üredikleri mahal ve yerlerde imha etmesi tarihe ve ecdada  karşı ertelenemez bir görevdir. Bu görev şeref bahsidir, hamdolsun yerine  getirilecek, inancım odur ki Afrin darmadağın edilecektir. Bundan kaçış kurtuluş  yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

"BİR MADALYONUN İKİ YÜZÜ GİBİLER"

"Afrin operasyonu gündeme gelince CHP’nin Genel Başkanı ve sözcülerini  öfke ve tahammülsüzlük sarmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu, bekamıza diş bileyen  Türkiye düşmanlarıyla diplomasi yoluyla mücadeleyi önermekle halt etmektedir.  Herhalde, 1920'li yıllarda yaşasaydı, yine diplomasi diyecek, yine çakacak, yine  maskesi düşecekti." diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"CHP Genel Başkanı'nın bu PYD-PKK hoşgörüsü, operasyonu sulandırma  hevesi basbayağı zillettir, alnına sıçrayan kara bir lekedir. Sorumsuz ve gayri  milli siyaset işte tam da budur. Dalından kopan, kökünden savrulan CHP'nin hız ve  yönünü bundan böyle Türkiye düşmanlarının estireceği rüzgar belirleyecektir. Gazi  Mustafa Kemal Atatürk'e ihanet edilmiş, mirasına kurt düşürülmüştür.

Sayın Kılıçdaroğlu Afrin'i kast ederek diyor ki, 'Oraya asker  sokacaksınız, seni kefenle karşılayan arkadaşlarını gönder önce. Bu milletin  fakir fukara çocuğunu oraya gönderme.' CHP Genel Başkanı konuşur da yedekleri  durur mu? Elbette durmaz, durmamışlardır. HDP beklendiği gibi operasyona karşı  çıkarken, CHP'nin eteğinden tutan İP'liler de 'Madem operasyona bu kadar  heveslisiniz kendi çocuklarınızı gönderin bu kadar basit. Kendi çocuklarınızı bu  harekatın ön saflarında, birliklerin içerisinde görmek istiyoruz.' demiştir. Alın  birini vurun ötekine. Aynı tas aynı hamam. Bir madalyonun iki yüzü gibiler,  birinde CHP diğerinde İP ve HDP. Afrin harekatına karşı çıkmak, millet evlatları  arasına nifak sokmak FETÖ dili, PKK ağzıdır. Bunlar milletimize öylesine  yabancıdır ki, bağımsızlık için 80 milyonun aynı anda kefen giyecek kadar imanlı,  iradeli ve bayrak sevdasına sahip olduklarını bilmeyecek kadar da cahillerdir.  Afrin harekatını yıpratıp altını oymaya çalışanlar, düşmanın içimizdeki kolu,  PYD-PKK-FETÖ kuklalarıdır.

Haine hain diyemeyen, düşmana tavır gösteremeyen ne milletin gönlüne  girebilecek, ne de Türkiye’nin gündeminde olmayı hak edecektir. Bunların sonu  hüsran, gidecekleri yer ise tarihin çöplüğünden başka bir yer olmayacaktır."

MHP için siyasetin, ilkel çıkarların savaştığı, ilkesiz çıkarcıların  yarıştığı, çarpık fikirlerin karşılaştığı kaotik bir alan olmadığını belirten  Bahçeli, "Bizim için siyaset ilk zorlukta nefesi tükenenlerin, ilk zaferde nefsi  yükselenlerin merkezi ve meşgalesi hiç değildir. Siyaset, millete samimiyetle  hizmetin, ülke ve ülkülere safiyetle hizmetkarlığın demokratik ve meşru bir  fırsatıdır. Bizim yaptığımız da, yapacağımız da budur." ifadesini kullandı.

Bahçeli, davalarının hak, hakikat, Türk-İslam ve millet davası  olduğunu vurgulayarak davası olanların derdi, idealleri, iddiaları ve hayalleri  olduğunu söyledi. Dava adamının da "Mert, merhametli, metanetli, ruhen  muvazeneli, fikren muteber, ahlaken muazzez seviyede olduğunu" aktaran Bahçeli,  "Her türbülansta telaşlanan, her saldırıda sığınacak yer arayan, sağı solu  kolaçan edip suya sabuna dokunmayan, riske girmeyen, elini taşın altına koymayan,  sadakati yalnızca sözde kalan kişilerin bir davaya yürekten bağlanması, çevresine  ve tarihin çehresine güven vermesi izan ve ihtimal dışıdır. Bunları tecrübe ede  ede yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Bu kapsamdaki şahısların hüviyet ve  hedeflerini de biliyoruz." diye konuştu.

Bahçeli, hiç kimsenin davadan büyük, davadan mühim olmadığına dikkati  çekerek, şöyle devam etti:

"Hiç kimsenin, varlığını davanın önünde ve üstünde göstermeye,  kerameti kendinden menkul saymaya hakkı da, haddi de yoktur, pek tabii  olmayacaktır. İşlerine geldi mi, çıkarlarına uydu mu her yapılanı güzel ve doğru  bulanlar; tam tersi bir durumda ise her şey berbat ve kötü diyenler bir defa  samimiyet fukaraları, inanç ve itibar yoksunlarıdır. Bunlarla işimiz yoktur,  geleceğimiz yoktur, yolumuz ayrılmıştır.

Kendisini taşıtan değil, davasını taşıyan; hesabi bakan değil, hasbi  davranan; günlük düşünen değil, ufuk ötesine bakabilmeyi beceren fazilet ve  feragat nişanesi şahsiyetler ülkülerinde erimeyi başarabilmişlerdir.  Milliyetçi-ülkücü hareketin mensupları işte bu kalite, kalibre ve kırattadır.  Böylesi dava, insanları aynı zamanda millet ve medeniyetimizin çelik iradeli  fertleri, müşfik yapılı yüzleridir. Sayısız 'ben'in içinde 'biz'i yakalayabilmiş,  kişilere değil olay ve olgulara kafa yormuş, yoran ve yoracak olan yüksek vasıflı  ülkücülerle geleceğin Türkiye'si temellenecektir.

Mesele azlık çokluk meselesi değildir. Hiç kimse vazgeçilmez değildir.  Dünden bugüne tutarlıyız, ilkeliyiz, ahlaklıyız. Çizgimizde kırıklık, fikrimizde  dağınıklık, yürüyüşümüzde aksaklık, duruşumuzda sarsaklık hiç olmamış, bilinsin  ki, hiç de olmayacaktır. Ellerini ovuşturanlar boşuna beklemesin, boş yere hayal  kurmasın. Milliyetçi Hareket Partisi, siyasetini 49 yılın köklü birikimiyle  yapar, mertçe yapar, adam gibi yapar, milletin beklentisine, ülke ve vatanının  gerçeklerine göre yapar."

Milliyetçi Hareket Partisinin sabırlı, sağduyulu ve sorumlu siyasetini  her şartta muhafaza ettiğini vurgulayan Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tahriklere karşı uyanık bir şuur, tehlikelere karşı çevik bir gurur,  tertiplere karşı atik bir vakur siyasetimizin mahreç, muhteva ve manasını teşkil  etmiştir. Ne yapıyorsak, neyi teklif ve temenni ediyorsak milletimizin tarihi ve  kültürel varlığını korumak içindir. Bugünkü şartlarda, güven ile kuşku arasında  gelip giden, güvenlik ile korku arasında adeta sarkaç gibi salınıp duran  Türkiye'yi emniyetli ve istikrarlı bir şekilde dengede tutmayı amaçlıyoruz. Huzur  arayan milletimize tercüman oluyoruz. İhtilaf yerine işbirliğini tesis edelim  istiyoruz. Kutuplaşma yerine kucaklaşmayı temin iradesindeyiz. Teslimiyet  diyenlere, tavize yanaşanlara milli mukavemeti ihtarla hatırlatıyor, sağlam  tavrımızı ilan ve izhar ediyoruz."

"KARŞI ÇIKANLAR MONDROS ARTIKLARIDIR"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, özellikle 15 Temmuz FETÖ darbe  teşebbüsünden sonra, eski alışkanlıklarla, eskiyen siyasi taktiklerle, artık  erimiş olan siyasi kalıplarla birlik ve beka mücadelesinin sürdürülemeyeceğine  dikkati çekti.

Siyasetin denklemi, bu denklemdeki sabit ve değişken parametrelerin,  15 Temmuz'la beraber değişikliğe uğradığını belirten Bahçeli,  Hz. Mevlana'nın  ifadesiyle, "Şimdi yeni şeyler söylemek" gerektiğini dile getirdi.

Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:

"Söylediğimiz bu yeni şeyler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk  milletinin varlık ve birliğini muhafaza gayesine hizmet edecek tavır, tutum,  söylem ve eylem birliğinin sosyal ve toplumsal alanını genişletmek, siyaset  ayağını derleyip toplamaktır. Bu birlik tercihine karşı çıkanlar Mondros  artıklarıdır. Bu birliktelik hukukuna kara çalanlar Sevr kalıntılarıdır.

Düşman kampında mevzilenenler illetin yüz karaları, milli mutabakatta  birleşenler ise milletin yüz aklarıdır ve tarih böyle yazacak, gelecek nesiller  bir yanda dua diğer yanda bedduayla ak ve karalar hakkında hükmünü verecektir."

Bahçeli, 7 Ağustos 2016 günü, Yenikapı'da inşa edilmiş irade künhünün,  irfan gücünün 15 Temmuz dirilişinin, 15 Temmuz silkinişinin tarihi bir halkası  olduğunu inançla söylemek istediğinin altını çizdi. Bahçeli, "Biz 7 Ağustos’ta,  Türkiye’nin önüne yeni bir kapının açıldığına şahitlik ettik, böyle yorumladık.  15 Temmuz'da sahneye çıkan milli cesaret, 7 Ağustos'taki uzlaşma asaletiyle  takviye edilerek pekişmiş, sonuç itibariyle siyaset kurumuna yeni bir soluk  getirmiş, yeni bir sorumluluk listesi yüklemiştir. Türk milleti 15 Temmuz'da,  altını kalın olarak bir kez daha çiziyorum ki, kanlı işgali durdurmuş, 7  Ağustos’ta ise kalıcı uzlaşma iradesini doğrultmuştur." dedi.

Bahçeli, bunun tarihi bir dönemeç olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin  tehditlere karşı önlem alması gerektiğini, bekasına saldıranları şaşkına  çevirmesinin şart olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin yeni ve milli bir hükümet etme sistemiyle güvenceye  alınması gerektiğini belirten Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, Cumhuriyet'in kuruluşunun  94'üncü, çok partili siyasi sisteme geçişin 71’inci yıl dönümünde bizzat milli  iradenin seçim ve tercihiyle onaylanmıştır. Türkiye 16 Nisan 2017'de hükümet ve  yönetim sistemi itibariyle yeni bir faza, üçüncü bir evreye geçmiştir. Bu  tarihsel değişim demokrasinin imkan ve sınırları içerisinde sağlanmış, hukukun  üstünlüğü ve kuruluş felsefesine sadakatle gerçekleştirilmiştir.

Cumhuriyeti kuran bizzat millet iradesidir, peki itiraz edilmemiş  midir? Kaldı ki itirazları meşru görmek mümkün ve doğru mudur? Çok partili siyasi  hayata yine milletin talep ve iradesiyle geçilmiştir, peki buna karşı çıkanlar  olmamış mıdır? Statükocu çevreler bu demokratik hamleyi erken bulmamışlar mıdır?  Şimdi de Türk milleti yeni bir hükümet sistemine tamam demiştir, bunu acil ve  mecburi bulmuştur. Bu değişimin kendi içinde 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü  sonucunda yeşeren ve yükselen çok sayıda demokratik, siyasi, sosyolojik, güvenlik  ve hukuki gerekçeleri vardır ve ortadadır."

"TÜRKİYE'Yİ HEDEFİNE ALAN MİHRAKLARA KOZ VEREMEYİZ"

Devlet Bahçeli, CHP'ye yönelik eleştirilerde bulundu. Bahçeli, "CHP  karşıymış, zaten yanında olsaydı, destek çıksaydı o zaman şaşar, o zaman hayret  ederdik. İP, HDP, PKK, FETÖ ve diğer hasım odaklar 'hayır' diyormuş, 'evet'  deselerdi tercihimizi sorgular, durduğumuz yeri tekrar gözden geçirirdik.  Önümüzde esas gündem konusu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini kurum ve  kurallarıyla bina etmek, yönetim hayatımıza yerleştirmek, işlerliğini sağlama  almaktır. Arayış ve amacımızın özeti de budur. Yeni sistemin tam olarak oturup  olgunluk kazanması 3 Kasım 2019 Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri  ve takip eden beş yıllık süre zarfındaki sabır ve akıl dolu birliktelik ruhuyla  tesis edilecektir." ifadesini kullandı.

Bahçeli, yeni sistemin doğası gereği uzlaşmayı şart koştuğunu  belirterek, yeni sistemin milli hedeflerde ortak paydada buluşmayı zorunlu  kıldığını vurguladı. Fikri ve siyasi cepheleşmenin cumhurbaşkanlığı hükümet  sisteminin ilke ve esaslarına aykırı olduğuna işaret eden Bahçeli, "Üstelik yeni  sistemin taşıyıcı sütunları beka ve birlik temalıdır. Bu kapsamda 2019'deki  demokratik imtihanlara bir ittifak tercihiyle girilmesi, yeni hükümet sisteminin  fonksiyonel açıdan, bekamızın onuru bakımından önemli bir karar, öncelikli bir  gayedir." diye konuştu.

Bahçeli, 8 Ocak’ta tercihlerini ilan ederek 3 Kasım 2019 üzerinde  yapılan hesapları bozduklarını, kriz tetikçilerini şoka soktuklarını,  belirsizlikten nemalananları ise felce uğrattıklarını bildirdi.

Bahçeli, şunları aktardı:

"Barajın yüzde 50 artı bir olduğu meydandayken, mutabakatın  kaçınılmazlığı biliniyor ve kabulleniliyorken, 12. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep  Tayyip Erdoğan'ı aday olması halinde destekleme kararımızı cümle aleme üstüne  basa basa duyurduk.

Bizim korkumuz, kaygımız, kendimizden kuşkumuz yoktur. Bizim  pazarlığımız, gizli gündemimiz, saklı heveslerimiz, kendimize güvensizliğimiz hiç  yoktur. Biz de var olan Türk ve Türkiye sevdasıdır. Bize hakim olan hissiyat yeni  sistemin namusunu korumak ve savunmaktır. Bunu yaparken de cılız siyasi  dürtülere, küçük olsun benim olsun anlayışına savrulamayız. Türkiye'yi hedefine  alan mihraklara koz veremeyiz, milli güvenliğimizi, milli ümitleri siyasi  gerginliklerle heba ve israf edemeyiz."

Milliyetçi Hareket Partisinin milletin gönlünde eşsiz ve emsalsiz bir  taban tuttuğuna dikkati çeken Bahçeli, "İkiyüzlüleri, emperyalizme bekçilik  yapanları, mübarek bir mutabakat insicamıyla devirmek için yola koyulduk, son  hazırlıklarımızı tekemmül ettirdik. Türkiye'nin krize girmesi için kuyruğa  girenlerin kuyruklarına basacağız. Türk milletinin huzur ve haysiyetiyle oynayan  siyasi çeteleri bozgunla tanıştıracağız, heveslerini kursaklarında bırakacağız.  Bunları milli bir mutabakat anlayışıyla, cumhurun ittifakıyla yapacağız. Adalet  ve Kalkınma Partisi’yle kurduğumuz birliktelik milli hislerin tezahür ve  tembihidir. Türk milletinin talep ve umududur." dedi

MİLLİ MUTABAKAT KOMİSYONU

Bu çerçevede, iki parti arasında üçer kişiden oluşan bir komisyon  kurulduğunu vurgulayan Bahçeli, "Bu komisyon ilk toplantısını geçtiğimiz Perşembe  günü yaparak, çalışma takvimini planlamış, hedefleri masaya yatırmış, mutabakatın  ana fikrine uygun planlamaları yapmıştır. Partimizi temsilen Milli Mutabakat  Komisyonu’nda görev alacak değerli arkadaşlarım, inanıyorum ki, özveriyle ve  yapıcı katkılarla üzerlerine düşen sorumlulukları harfiyen  gerçekleştireceklerdir." ifadesini kullandı.

Bahçeli, partisinin, huzur ve beka için güç birliğinden yana olduğuna  değinerek, şöyle konuştu:

"Partilerinin tapusunu FETÖ ve PKK'ya ipotek ettirmiş malum odaklara  tavsiyem, gitsinler kendi çöplüklerinde oyalansınlar, kendi dertlerine yansınlar.  Bunlar deliye dönüp, çılgınca iftira yağdırsalar da işimize bakacağız, önümüze  bakacağız, millet ne diyor ona kulak vereceğiz. Beka ile huzurun nurlu ufkuna  mutabakatla ve mutlaka ulaşacağız.

Milliyetçi Hareket Partisine anket kumpası kuran, baraj yaygarası  koparan, dedikodu yayan, yalan ve riya aşılayan her kim varsa rezilliğin  çukurunda çırpına çırpına hak ettiğini eninde sonunda bulacaktır. Türk milleti  MHP'yi görmüş, hakkını teslim etmiş, dua ve desteğiyle düşmanları çatlatmak için  son hazırlıklarını yapmıştır. Demokrasi meydanı er meydanıdır. Bu meydanda şer  güçler mağlup, er niyetler ise Allah’ın izniyle mağrur ve muzaffer olacaktır.  Milliyetçi Hareket Partisi, yeni dönemde de birliğin, beraberliğin, onurlu  duruşun tavizsiz savunucusu olacaktır. Biz aziz milletimize müreffeh, kuvvetli ve  büyük bir Türkiye taahhüt ettik, ediyoruz; varlığımızı millete adıyoruz. Türklük  yoluna başlarımızı koyuyoruz."

Partisinin Kızılcahamam'daki kampının son derece yararlı olduğunu  belirten Bahçeli, 12. Büyük Kurultay'ın 18 Mart'ta yapılmasının öngörüldüğünü  bildirdi.

Bahçeli, "12'nci Büyük Kurultayımız büyük bir kalkışın ve muazzam bir  mücadelenin miladı olacak, 2019'daki üç önemli seçimin de stratejik hatlarını  belirleyecektir." dedi

 

Bu habere ifade bırak
  • 15Mutluyum
  • 1Şaşkınım
  • 1Kararsızım
  • 2Kızgınım
  • 1Üzgünüm
Toplam Oy20