Merhabalar Sevgili Okurlarım,
 
Sizlere bu hafta, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren ve zorluğunu ancak yaşayan hastaların çok iyi bildiği migren konusundan bahsedeceğim.
 
Migren, sürekli olarak ve nöbetler halinde baş ağrısı oluşturan, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen önemli bir hastalıktır. Dünyada her gün ortalama 300 milyon kişinin yaşadığı migren, tedavi edilebilmektedir.
 
Peki ama nasıl?
Migren kısaca; kafa içerisinde belirli bölgelerde var olan sinirlerin, kaslar tarafından sıkıştırılması nedeniyle oluşan kronik ağrıdır. Bu hastalığın beyin kimyasallarındaki değişimlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. 
 
Migren nöbeti sırasında özellikle ‘serotonin’ adlı kimyasalın seviyelerinde düşme gözlemlenir. Serotonin düzeyinin azalması, beynin bir bölümündeki damarlarda kasılmaya ve daralmaya neden olabilir. Hemen sonrasında damarlar genişler ve bu durumun baş ağrısına neden olduğu düşünülür. Uyku düzensizliği, stres, düzensiz beslenme, bazı ilaçlar, çevresel etkenler ve hormanal değişimler migrenin tetikleyici sebepleri arasında yer alır. Migren, artık insanları hayattan alıkoyan ve çözümü olmayan bir hastalık olarak görülmemelidir, çünkü tedavisi mümkündür.
 
Her Baş Ağrısı ’’Migren’’ Değildir...
Her baş ağrısı migren değildir. Migren ağrısını, diğer baş ağrılarından ayırt edebilmek aslında oldukça basittir. Migren kendi içinde; uyarı, aura, ağrı ve geçme dönemlerine ayrılır. 
 
Uyarı dönemi, hastanın başının ağrıyacağına dair sinyaller aldığı dönemdir. Kişide halsizlik, esneme, ruh hali değişkenliği, dışarıdan gelen sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyet gösterme gibi belirtiler yaşanır. 
 
Aura dönemi ise baş ağrısı meydana gelmeden 1 ya da 2 saat kadar önce yaşanan dönemdir. Hasta bu dönemde duyusu ile ilgili aksamalar yaşar. Göz önünden geçen çizgiler, bulanık görmeler, renkleri ayırt edememe ve yüzde karıncalanmaların yaşandığı görülür.
 
Ardından ağrı dönemi yaşanır ve bu hastanın en çok zorlandığı dönemdir. Başın sol ya da sağ yarısında var olan ağrı şiddetli olarak artış gösterir, hastanın ışığa ve sese karşı aşırı bir tolerans kaybı olur. Karın ağrısı midede bulantı ve sık idarara çıkma eylemleri görülür. 
 
Hasta, ağrının geçme dönemindeyse bir önceki döneme oranla daha rahattır fakat huzursuzluk, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk ağrının ardında bıraktığı etkilerdir.
 
Migren Ağrılarına Veda Edin: Tedavisi Mümkün!
Amerika’da aldığım cerrahi eğitim sırasında, birlikte çalıştığım dünyaca ünlü Prof. Dr. Bahman Guyuron’dan migren tedavisi konusunda çeşitli bilgiler edinme ve uygulama fırsatı yakaladım.
 
Migren ağrısı yaşayan hastalar için, bu hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
 
Alternatif tedavi yöntemi olarak biz cerrahlar botoks tedavisi ve kalıcı migren cerrahisini önerebiliriz. Bu yöntemler, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin ardından, ülkemizde de onaylanan yöntemlerdir. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucu, kronik migren tedavisinde botoks uygulamasının etkili olduğu görüldü. Bu tedavide botoks; alın, şakaklar, ense ve boyun bölgesine uygulanmaktadır. Belirttiğimiz bölgelerde, belirli noktalarda deri altına botulinum toksini iğne ile enjekte edilir. 
 
Kronik migren tedavisinde botoks uygulamasını tercih eden hastalar, baş ağrılarının azaldığını ve yok olduğunu belirtmektedirler. Etkisi 4-6 ay kadar süren botoks uygulamalarına, hastaların belirli periyotlarda tekrar girmeleri gerekir. Sürekli olarak botoks uygulamaları dışında, kalıcı olarak migren cerrahisi de hastaların migren ağrısından tamamen kurtulmalarını sağlar. Bu cerrahi ameliyatlar sırasında, migren ağrısını yaratmaya sebep olan kaslar alınarak bu kasların baskı uyguladığı sinirler gevşetilir veya sinirler komple alınır. Böylece hasta geçirdiği bu cerrahi uygulamadan sonra migren hastalığından tamamen kurtulmuş olur.
 
Migren’in Faturası: 112 Milyon İş Günü Kaybı, 14 Milyar Dolar Maliyet!
Migren sözcüğü yunanca kökenlidir ve ‘yarım kafalı’ anlamına gelen ‘Hemicrania’ kelimesinden türetilmiştir. Tarihi 4.000 yıl öncesine dayanan bu hastalık, dünyada çok yaygın olarak görülür. Migren, bireysel etkileri olan bir hastalık olmakla birlikte, toplumsal etkileri de olan spesifik kronik baş ağrısıdır. 
 
Amerika Birleşik Devletleri’nde migrene yönelik yapılan çalışmalarda nüfusun %28’inin migren hastası olduğu saptanmıştır. Kadın - Erkek oranı 3/1 olan bu hastalığın, ekonomiye 112 milyon iş günü kaybı yaşattığı belirlenerek, kullanılan ilaçlar ile birlikte 14 milyar dolarlık bir maliyeti olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında sosyal hayatta beraberinde getirdiği zorluklar ve kişisel ilişkilere olan negatif etkisi de defalarca ortaya konmuştur.
 
Genel atak sıklığının 6 haftada bir olmakla beraber, atak süresinin 24 saat sürdüğü, hastaların %10’unda atakların her hafta yaşandığı, %20’sinde ise atak süresinin 48 saat ile 72 saate kadar sürebildiği verileri açıklanmıştır.
 
Migren Genetik Bir Hastalık mıdır? 
Evet bu soru ile çok sık karşılaşıyorum. 
Migren, çocuklarda genellikle ergenlik sonrası görülebilen bir hastalıktır. Migren ataklarının sıklığı çocuklarda yaş ile doğru orantılı olarak artış gösterir. 
Gerçekleştirilen araştırmalar sonucu ebeveynlerinden birinde migren olan çocuklarda bu hastalığın görülme oranı %50 iken, ebeveynlerinin ikisinde de migren olan çocukların migren hastası olma ihtimali  %75 oranındadır. Bunun yanı sıra  kadınlarda migren hastalığı, erkeklere oranla daha sık görülmektedir.

Saygılarımla...

Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu
KBB ve Yüz Cerrahisi Uzmanı

Sorularınız İçin : kayabasoglu@yahoo.com
Telefon : 0542-522-54-54