Nedir Süpermikrocerrahi?

Özel büyütmeli gözlükler veya mikroskop yardımıyla yapılan ameliyatlar mikrocerrahi olarak adlandırılmakta. Plastik cerrahi için mikrocerrahi, 1 mm’ye kadar incelikteki damarların birbirine dikilmesi anlamına gelmekte. Son yıllarda, 40 kata kadar büyütmeyi sağlayan mikroskoplar, neredeyse çıplak gözle görülemeyen mikrocerrahi dikiş ipleri, çok daha küçük ve hassas mikrocerrahi aletlerin geliştirilmesiyle mikrocerrahide yeni bir dönem başladı. Artık 0,3 mm inceliğindeki damarları bile onarabiliyoruz. Yeniden onarım mikrocerrahisi (rekonstrüktif mikrocerrahi) için çok önemli bir yenilik olan bu yeni ve ileri tekniği klasik mikrocerrahiden ayırabilmek için yeni bir tanımlamaya ihtiyaç duyduk. 2010 yılının 4-5 Mart tarihlerinde, İspanya’nın Barselona kentinde bu konu üzerine yapılan bir sempozyumda tekniği kullanan uluslararası plastik cerrahlar olarak konuyu tartıştık. Ultramikrocerrahi, supramikrocerrahi, ileri mikrocerrahi gibi terimler düşünüldü. Ancak yeni teknik için en uygun ismin süpermikrocerrahi olduğuna karar verdik. Bu toplantıda alınan kararlar, “Barselona Süpermikrocerrahi Konsensusu” (Barcelona Consensus on Supermicrosurgery) adıyla, 8 ülkeden 11 plastik cerrahın imzasıyla 2014 yılında “Journal of Reconstructive Microsurgery” dergisinde yayınlandı. 

 

Süpermikrocerrahiyi Bu Kadar Önemli Yapan Nedir?

Genç plastik cerrahları heyecanlandırıp yeniden mikrocerrahiye yönelmelerini sağlamasının dışında özellikle bazı hastalık ve travmaların tedavisinde çığır açması. 0,3-0,5 mm’lik lenf damarlarının onarımına imkan tanımasıyla lenfödemin tedavisi, her bir sinir lifinin tek tek dikilebildiği hassas sinir onarımları, estetik kaygıların ön planda olduğu yüz bölgesindeki küçük doku kayıplarının daha etkili kapatılması, parmak ucundan kopan çok küçük parçaların bile artık tekrar yerine dikilebilmesi gibi örnekler var, daha da çoğaltılabilir. Özellikle hastanın kendi dokusunun naklinde verici bölge seçeneklerini çok artırdı süpermikrocerrahi.

 

Lenfödem Tedavisindeki Yerini Biraz Daha Açabilir miyiz?

Lenfödem, vücudu saran kılcal bir damar yapısı olan lenfatik sistemde meydana gelen bir hasar veya bozukluk sonucu ortaya çıkan bir durum. Maalesef son yıllara kadar modern tıp tarafından da çok ihmal edilmiş bir hastalık. Bunun en büyük sebebi de lenfatik sistemin bir mikro sistem olması. Yani lenfatik damarlar çok ince, en kalınları 0,3-0,9 mm aralığında, bu kalınlıktaki lenf damarlarının sayısı da oldukça az. Bu kadar ince bir damar sisteminin anatomik ve fizyolojik çalışmalarını yapmak yakın zamana kadar pek mümkün olamıyordu. Yeni cerrahi mikroskoplar ve yeni mikrocerrahi aletlerle lenf damarlarını hemen yanlarındaki toplardamarlara, yani kan damarlara dikiyoruz ve lenf sıvısının tıkanıklığı by-pass ederek direk kana karışmasını sağlıyoruz. Bu fizyolojik bir ameliyat, çünkü vücuttaki bütün lenf sıvısı boyundaki bir ana lenf damarında toplandıktan sonra kana karışıyor zaten. Biz sadece bu karışma işlemini lenfödemli kol veya bacaktaki sorunlu bölgenin uzağından yaparak daha erkene almış oluyoruz. Yine lenfödem tedavisinde kullanılan damarlı lenf nodu nakli yöntemi var, özellikle meme kanseri tedavisi sonrası kolunda lenfödem gelişen hastalarda çok etkili bir yöntem. Bu hasta grubunda lenfödemin ortaya çıkmasının nedeni, kanser tedavisi sırasında koltukaltındaki lenf nodlarının da alınması ve bu bölgeye ışın tedavisi uygulanması. Damarlı lenf nodu naklinde hastanın bir başka bölgesinden sağlıklı lenf nodları besleyici damarlarıyla birlikte alınarak koltukaltına naklediliyor. Burada yine mikrocerrahi tekniklerle yeni alıcı damarlara dikilerek dokunun yeni yerinde yaşaması ve burada iyileşerek yeniden işlevini yerine getirmesi sağlanıyor. Memesi alınmış hastalar için bir diğer avantaj ise bu tekniğin karın dokusundan memenin yeniden yapıldığı yöntemle çok kolay ve etkili bir şekilde kombine edilebilmesi.