“Bu kente şaşırıp duruyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Bu durum beni altüst ediyor. Oysa doğduğum kent burası. Uzun yıllarımı burada geçirdim, küçüklüğümden bildiğim yerler var ama yeterli değil bu akışa ayak uydurmak gerek, yoksa en iyi bildiğiniz yeri bile tanıyamıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki üzerinden asma yollar, köprüler geçmiş, gökdelenler dikilmiş top oynadığınız çayırlıklara”[1] Orhan Duru, kentin değişimi karşısında şaşkınlığını ve duyduğu tedirginliği böyle dile getiriyor.

Özellikle son yılların yeni kavramı "kentsel dönüşüm" olgusu hayatımıza girdiğinden beri bu şaşkınlık gittikçe artıyor.

Zaman zaman bu şaşkınlık haklı bir isyana da dönüşüyor.

Elbette bu isyan ‘taşı toprağı altın şehir’ İstanbul’da daha fazla yaşanıyor. Ya da içinde yaşayan biri olarak buna daha fazla tanıklık ediyorum.

Şairin gözleri kapalı dinlediği İstanbul yok artık ya da Beyoğlu eski beyefendilerini çoktan kaybetmiştir elbette ama bugün yaşadığımız değişim ya da yeni adıyla "dönüşüm" daha farklı boyutta.

Tam da bu noktada tüm bunları hem bilimsel hem öykü diliyle anlatan bir kitap var: Milyonluk Manzara

Akademisyenler, mimarlar, gazeteciler bu dönüşümün analizini yaparken, edebiyatçılar da yaşananlardan yola çıkıp kentin fiziksel yapısından çok ruhuna dokunuyor.

Kent tanımı yapılırken, sadece görünüş değil canlı bir yapı olarak insandan daha doğrusu insanın kültüründen, yaşayış şeklinden, alışkanlıklarından, anlamlı bir yığın olarak toplumdan da söz etmek gerekir.

Kent ve kültürü bir arada olması gereken birbirini tamamlayan bir organizma parçaları gibidir.

Dolayısıyla, kent canlıdır ve hafızası vardır.

Milyonluk Manzara'da yazılanların yanı sıra Nar Photos kolektifinden çekilen fotoğraflarla da kentin hafızasına tanıklık ediyoruz.

Yaşananlar sancılı elbette öyle hafızalarımızda pek de iyi duygularla yer etmiyor.

Evlerini bırakmak zorunda kalanların hikayesi, belki ikinci kez göçü yaşayanların, bu kez kent içinde başka bir yere, onlar için ama onlara sormadan, fikirleri alınmadan hazırlanmış daha "yeni" mekanlara gidişin hikayesi.

Bazen bir evin hikayesi anlatılan, içinde yaşayanların, yaşayıp göçüp gidenlerin, kalanların ve şimdi tekrar göçmek zorunda olanların hikayesi.

Dönüşümün hikayesi kısaca...

Sosyal belgesel tarzı fotoğraflarlarla ve yazılanlarla önce kitap raflarında yer alan Milyonluk Manzara şimdi de sergi olarak 12 Temmuz'da Tütün Deposu'nda...

31 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek sergi, Nar Photos'tan Eren Aytuğ, Serra Akcan, Mehmet Kaçmaz, Tolga Sezgin, Saner Şen ve Kerem Uzel’in çektiği fotoğraflardan oluşuyor.

Milyonluk Manzara kitabının yazarları arasında ise İhsan Bilgin, Tanıl Bora, Gaye Boralıoğlu, Pınar Öğünç Mine Söğüt gibi isimler yer alıyor.


[1] “Orhan Duru, İstanbulin s:39” Sarıbay, Ali Yaşar, Kent: Modernleşme ile Postmodernleşme Arasındaki Köprü , Editör:Yıldırım Ferzan, Kentte Birlikte Yaşamak Üstüne, s:37’deki alıntı.