''Mimarlık ve Tasarım'' özel röportaj serimizin bu ayki konuğu İç mimar Cem Cemal Çobanoğlu
 
 
1- İç mimarlık sizin için ne ifade ediyor? Bu konuda yaklaşımınız, tasarım felsefeniz nelerdir?
 
İç mimarlık ve tasarım, hayatımla da iç içe geçen, yaparken çok keyif aldığım bir meslek. Mesleğim yaşamımı, yaşamım da mesleğimi besliyor çünkü iç mimarlık gibi bir meslek bu duruma çok müsait. Zaten aksi bir durum mümkün değil diye düşünüyorum. Bu yüzden de, çok iyi bir gözlemci olmaya çalışıyorum ve hem algılarımı, hem de hafızamı sürekli açık ve taze tutmaya çalışıyorum. Tasarım felsefemi de, deneyimlerim, bilgilerim ve yaratıcılığım ile; bir denge kurarak, problem çözmek olarak tarif edebilirim.
 
2- Mimarlığın yanı sıra aynı zamanda mobilya tasarımları, koleksiyonları hazırlıyorsunuz. Tasarım  konusunda tüketiciler açısından genel olarak eksik bulduğunuz, zorlandığınız konular var mı?  Bilinçli tüketici profili sizce nasıl olmalıdır?
 
En büyük problem galiba özgünlüğe yeterince değer verilmemesi. Tüketiciler özgün, kopya olmayan tasarımlara değer verdiği sürece biz tasarımcılar da tasarlamak ve üretmek konusunda daha heyecanlı olacağız. 

 
3- Başarılı mimari projelerin olmazsa olmazları nelerdir sizce?
 
Başarılı bir iç mimari projenin olmazsa olmazı kullanıcısını mutlu etmesidir. Siz Dünya’nın kendinize ya da mimarlık eleştirmenlerine göre en başarılı projesini de yapmış olsanız, kullanıcı o mekanı kullanırken mutlu değilse, bence o proje başarıya ulaşmış sayılamaz.
 
 
4- Bir mekanı tasarlarken en çok dikkat ettiğiniz konu nedir? 
 
Az önceki soruda cevapladığım olmazsa olmaz, en çok dikkat ettiğim konu. Yani; mekanı kullanacak kişi ya da kişilerin benden sonra o mekanda mutlu olmalarını sağlayacak bir tasarım ortaya çıkarmak. Bu da onları çok iyi tanıyarak, form ve işlevin, alınan verilere göre şekillenmesi ile mümkün oluyor.
 
5- İç mekan düzenlemelerinde dikkat edilmesi gereken çok fazla konu var? Bir mimardan  yardım  almadan evini düzenlemek isteyenler nelere dikkat etmelidir?
 
Renk ya da malzeme seçimi gibi konular yaşanabilecek bir rahatsızlıkta kolaylıkla halledilebilecek konular. Ama mimar yardımı olmadan yapılacak bir planlamanın geri dönüşü eve yerleştikten sonra oldukça zor. Bu yüzden de evini mimar yardımı almadan düzenlemek isteyenler, öncelikle yapısal kararlara ve eşya seçimlerine çok dikkat etmeliler. Örneğin bir hevesle alınacak büyük bir L kanepe, eve geldiğinde hiçbir yere sığdıralamayıp başa bela olabilir. Eşyalar eve ve kullanıcıya hükmetmemeli, kullanıcıya ve eve hizmet etmeli.
 
 
6- İç mekan düzenlemelerinde renkler kullanılırken en çok neye dikkat edilmelidir?
 
Renk seçiminde kişisel ve kamusal kullanımda çok farklı kriterler söz konusu. Eviniz için renk seçerken, biraz daha kişisel zevklere dikkat edebilirsiniz fakat restoran gibi bir mekanda, kurumsal kimlik, restoranın menüsü, restoranın bulunduğu ülke, şehir, semt gibi bir çok farklı kriter devreye girer. Bununla birlikte, renklerin insanlar üzerinde yarattığı psikolojik etki de göz önünde tutulmalı. Örneğin insanların uzun süre oturmak isteyeceği bir balık restoranında, fast food restoranında olduğu gibi ana renk olarak kırmızı kullanamazsınız.
 
7- Bir tasarım firmanız var. ABRA'nın vizyonu nedir? Hazırladığınız koleksiyonlardan bahsedermisiniz? Mesleki anlamda hedefleriniz nelerdir?
 
ABRA, Başak Bakkaloğlu ile birlikte kurduğumuz, ağırlıklı olarak mobilya tasarımı ve iç mekan tasarımı yapan bir tasarım stüdyosu. Bununla birlikte mobilya dışında ürün tasarımları ve mimari tasarımlar da yapıyoruz. ABRA, Türkçe’de “denge” demek ve adını da, yaptığımız her projede ve tasarımda yaratmaya çalıştığımız “denge”den alıyor. Bu bazen form ve işlev arasındaki denge, bazen de renk ve malzeme arasındaki denge olarak çıkıyor ortaya. 
 
ABRA için yarattığımız mobilya koleksiyonu da, sanattan, yaşadığımız, gördüğümüz şehirlerden, edindiğimiz deneyimlerden referanslar alan ve denge arayışımız sonucunda ortaya çıkan mobilyalardan oluşuyor. Mobilyalarımızın hepsinde, özel detaylar tasarlamaya ve üretimlerin doğal malzemeler kullanarak, tamamen el işçiliği ile üretilmesine dikkat ediyoruz. 
 
 
8- Meslekle ilgili gençlere vereceğiniz en büyük tavsiye nedir?
 
Genç meslektaşlarıma ve meslektaş adaylarına verebileceğim en büyük tavsiye, çok iyi bir gözlemci olmaları. Yaşadıkları şehri, izledikleri filmi, sokaktaki insanları, hayvanları, etraflarında olup biteni, kısaca “hayatı” çok iyi gözlemlemeleri gerekiyor çünkü o gözlemlerden edindikleri bilgiler mesleklerini icra ederken sık sık karşılarına çıkacak.
 
Bununla birlikte, yaptıkları işin literatürüne, tarihine hakim olmaları çok önemli. Bunun için de klasik bir tavsiye olacak ama çok okumaları gerekiyor.
 
 
Cemal Çobanoğlu Kimdir:
 
“İyi bir gözlemci olduğuma inanıyorum. Gözlemlediğim her şeyi kafamda bir yere atarım. Bunlar bazen iki sene sonra ortaya çıkar ve bir masa tasarımımın formuna ilham verir, bazen beş dakika sonra tasarlamakta olduğum bir sandalyenin birleşim detayını çözer. Tasarımlarımın bir hikayesi olması beni mutlu ediyor…”
 
 
Lisans eğitimini İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini ise IMIAD’da tamamladı. IMIAD kapsamında İ.T.Ü ile birlikte, Finlandiya’da Lahti University of Applied Sciences’da, İskoçya’da Edinburgh College of Art’da eğitim aldı. Bu süreçte yüzyıl ortası mobilya tasarımı ve İskandinav tasarımı üzerine tezini yazdı. Katıldığı kentsel tasarım, iç mimarlık ve mobilya tasarımı yarışmalarında birçok farklı ödül aldı. Mezuniyeti sonrasında, çeşitli iç mimarlık ve tasarım ofislerinde deneyim kazandı. 2014 senesinde Başak Bakkaloğlu ile birlikte “ABRA Design Studio”yu kuran tasarımcı, eş zamanlı olarak Kadir Has Üniversitesi ve Mef Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisi olarak dersler veriyor, çeşitli organizasyonlarda tasarım ile ilgili konuşmalar yapıyor.