Pazar
13.08.2017 - 02:30

Mitolojiye nasıl bakmalı?

Tarih, arkeoloji ve inanç mutlaka mitoloji alanına da girilerek incelenmeli ve anlamlandırılmalı. Mitolojiye hayal ürünü sözler ve gerçeğe dayalı alan olarak bakılmalı

Sitene Ekle
Anadolu'nun sözü  |  Ali Canip Olgunlu alicanipolgunlu@gmail.com Tüm Yazıları »
Anadolulu coğrafyacı Strabon yaklaşık 2 bin yıl önce Anadolu’yu kültürel yapısı ve coğrafik özelliklerine göre bölge bölge gezmiş, son derece kapsamlı bilgiler vermiş ve “Strabon Coğrafyası” adı altında önemli bir kaynağın günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Bu eser, Anadolu kültür tarihi ile ilgilenen araştırmacılar için ciddi bir kaynak özelliğini halen korumaktadır.

Tarih, arkeoloji ve inanç mutlaka mitoloji alanına da girilerek incelenmeli ve anlamlandırılmalı. Mitolojiye hayal ürünü sözler (hayal gücü) ve gerçeğe dayalı alan (logos) olarak bakılmalı. Her birini var oldukları / edildikleri dönem içinde hem ayrı ayrı hem de birlikte düşünmeliyiz.

Tabiat olayları ve insan

Mitos insanın hayal gücüne hitap eder ve insanın ilgisini üzerine çeker. Hayal ürünü olan anlatılarla mitolojiye yaklaşan biri elbette zaman içinde bu olayların gerçekliklerini sorgulamak ister. Mitosun anlattıklarından dolayı mitolojiye ilgi duyan birisi onun gerçekte ne anlatmak istediğini zamanla merak eder. Böylece dünyası anlatılarının derinliğinde logosu (gerçeği) aramaya başlayarak kendisine yeni bir alan açar.

Tabiat olaylarının (sel, deprem, şimşek, Ay ve Güneş tutulması vb.) etki ve izlerinden insanoğlunun hem ekonomileri hem de inançsal yapıları etkilenir. Keza insanlar özdeksel olarak birliğin kökeninden çoğunlukla haberdar olmadıkları için tabiat olaylarından kaynaklanan sebeplerle inanç dünyalarını oluşturmuşlardır. Korku, endişe ve yaşamsal tüm ihtiyaçları onları soyut varlıklar yaratmaya itmiştir.

İnsan neye ihtiyaç duyarsa onu hemen yaratır, neyi yaratırsa da onu hemen şekillendirir. Yarattığı ve şekillendirdiği tanrı ve tanrıçanın içeriği, donanımı, yetkileri, güçleri, istek ve arzuları bunları yaratan insanların o an ve zaman içerisindeki ihtiyaçlarına göre belirlenir. Tanrı ve tanrıçaların biçim ve içerikleri insanoğlunun zaman içerisindeki ihtiyaçlarına göre değişiklikler gösterecektir. Mavi hümanistlerden Sabahattin Eyüboğlu Anadolu’ya “Tanrı ve tanrıça yaratan toprak Anadolu” başlığını atarak bakışlarımızı Anadolu mitolojisine çeker.

Mitolojinin hem logos hem de mitos kollarından hereket ederek toplumların sosyokültürel yapıları hakkında bilgiler elde ederiz. Bu bağlamda neyin ne olduğu veya ne olmadığının soru ve cevaplarını bazen mitsel anlatılarda buluruz.

Bu yaz aylarında yolunuz Latmos Körfezi’ne, Bafa Gölü’ne düşerse Latmos Dağları’na bakın, içine girin ve mitosa öykünerek bu dağların tanrısı Pan’ı duyumsayın. Keçi ayaklı, keçi kuyruklu tanrı Pan bu dağlarda insanları zarar vermeden korkuturdu. Panik kelimesinin kökeni bu tip durumlardan dolayı tanrı Pan’dan gelir.

Pan’ın öyküsü

Pan bir su perisine aşık olur. Kız korkudan dere tepe kaçarken kendisini kovalayan tanrının kollarına düşmemek için tanrılardan kendisini sazlığa dönüştürmelerini ister. Pan gözlerinin önünde sazlık haline gelen kıza çok üzülür. Sazlardan birini koparır, içini hüzünle oyar ve başlar aşkını lirik bir şekilde anlatmaya. Kızın bedeninden kıza seslenir aslında. Böylece onun elinde şekillenen bu enstrümana pan flüt adı verilir.

Öte yandan ava çıkan insanlar avda başarısız olurlarsa ormanlara soğan fırlatarak Pan’a olan kırgınlıklarını ifade ederlerdi. Pan hayvanları ürkütüp kaçırmamış olsaydı avlanacaklarına inanıyorlardı. Cinsel konulardaki başarısızlığı ile de tanınan Pan’a soğan erkeği derlerdi. Bu nedenle, avlanmalarına mani olan Pan’la ormanlara soğan fırlatıp alay ederek oradan ayrılırlardı.

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.