Cumartesi
16.11.2013 - 02:30 | Son Güncelleme: 16.11.2013-2:30

Model bu kez “Levlâ’nın Hikayesi”ni anlatacak...

Son zamanların en iyi çıkış yapan gruplarından biri olarak anılan Model, yeni albüm hazırlıklarını tamamlamak üzere. Grubun üçüncü albümü “Levlâ’nın Hikayesi” bu ay sonunda raflarda olacak

Sitene Ekle

Güliz Arslan - guliz.arslan@milliyet.com.tr / @gulizarslan

Model grubunun üyeleriyle “Değmesin Ellerimiz”in yeri göğü inlettiği zamanlarda bir röportaj yapmıştım. “Her yerde sizin şarkınız çalıyor, yaşasın, ünlü oluyoruz diyor musunuz?” diye sormuştum. “Daha çok, yaşasın boşa kürek çekmiyormuşuz diyoruz” demişlerdi. Boşa kürek çekmek bir yana, epey yol aldılar bu geçen sürede. Geçtiğimiz yıl çıkardıkları “Dağılmak İstiyorum” single’ıyla çok geniş bir kitlenin beğenisini kazandılar. Şimdi yeni albüm vakti... Lansmanın ertesi günü buluşup yeni albümleri “Levlâ’nın Hikayesi”ni konuştuk...

İkinci albümde işler çok yolunda gitmişti. Bildiğim kadarıyla bir dönem ya bu başarıyı sürdüremezsek endişesindeydiniz...
Can Temiz: Herkesin hep bir ağızdan “Değmesin Ellerimiz”i söylediği günlerin keyfini hiç çıkaramadım ben. “Bunu bir daha nasıl yapacağız ya?” diyordum hep. Ama bir noktadan sonra; “Boşver, sen otur, işini yap” dedim kendi kendime.

Şarkıları yapan o olduğu için daha çok Can Bey mi yaşadı bu endişeleri?

Okan Işık: Biz de yaşadık tabii ama hem dinleyicinin beklentisi hem de bizim beklentimiz Can’a ağır gelmesin diye ona yansıtmamaya çalıştık.
Fatma Turgut: Ben vır vır kendi içimi yedim.

“Yalnız da mutlu olabilirsin”

 Bu bir konsept albümü. Nasıl bir konsept bu?

Can T.: İlk beş şarkının olduğu bölümün adı; “Yas Bahçesinde 5 Gün”. Yasın beş evresi vardır ya; inkar, öfke, pazarlık, depresyon, kabullenme, onu anlatıyor. İkinci beş şarkılık bölümün adı da “Hafifle!”. Bu bölümde Levlâ’nın ayrılıkla işi bitiyor ve kendiyle hesaplaşması başlıyor. İnsanların mutlu olabilmek için kendilerini illa bir ilişki yaşamak zorunda hissetmeleri benim çok eleştirdiğim bir şey. O yüzden “Olsun, başka mutlu bir ilişkin olur”a çıkmıyor bizim bu albümde anlattığımız hikaye, “Yalnız da mutlu olabilirsin”e bağlıyor.

 Bir kadın vokal seslendireceği için mi kadın ağzından yazıyorsunuz sözleri?

Can T.: Evet. Model için şarkı yazarken bir karaktere giriyorum. Bir hayal kuruyorum ve o hayaldeki atmosfer şarkıyı etkiliyor.

 Gonca Vuslateri ile düet yapmışsınız bir şarkıda. Bu işbirliği nasıl oldu?

Fatma T.: “Kehanet” diye bir şarkımız var. Şarkının bir bölümünde daha önce benzer şeyler yaşamış bir kadın, tecrübesiz olana akıl veriyor. İki bölümü de benim seslendirmem saçma olacaktı. Gonca arkadaşımız. Bir gün birlikteyken böyle bir şey geldi aklımıza. Sorduk, kabul etti. Vokal koçluğunu Demir (Demirkan) yaptı. “Sen oyuncusun, hadi oyna şarkının içinde” dedi. Çok başka oldu. Biz çok sevdik.

“Değmesin Ellerimiz” için bugün ne hissediyorsunuz?

Fatma T.: Model deyince insanların aklına ilk gelen şey o oluyor. No Doubt’ın “Don’t Speak”i gibi olur inşallah.

 Çalıntı şarkı iddiasından geriye “Bir daha olur mu?” korkusu kaldı mı?

Fatma T.: O kadar kalmamış ki, öyle bir olay olduğunu şimdi, sen söyleyince hatırladım.
Can T.: Ben o olayda yıkılmıştım. Ama şimdi belki de iyi oldu diyorum. Çünkü söylenenleri çok da fazla kafaya takmamaya o olaydan sonra başladık.

“Fikir ayrılıkları olmasa neden ayrılalım ki?”

Ekipte değişiklikler oldu...

Fatma T.: Evet, beş kişiydik. Aşkın gitti, Kerem geldi. Sonra Burak gitti.

 Bu eksilmeler yıpratıcı süreçler mi?

Fatma U.: Tabii, çok! Çok üzüldüğümüz, benim epeyce ağladığım süreçler...
Okan I.: Çok standart bir cevap vardır ya; fikir ayrılığı. O çok doğru işte aslında. Yoksa niye ayrılasın ki? Yetişkin insanlarız, sorunları bir şekilde çözebiliriz. Ama farklı düşünüyorsan tamam diyorsun, buraya kadar.

 Sizin yolunuz nasıl kesişti Model’le?

Kerem Sedef: Ortak arkadaşlarımız vardı. Zaten hep aynı ortamdaydık. Ama hiç birlikte çalmamıştık. Onlar kendi içlerinde bir şeyler yaşadıktan sonra öyle bir karar almışlar. Sonra gelip “Bizimle çalışır mısın?” dediler. Bana çok gurur veren bir teklif oldu.

“Bir isme şarkı yazmak heves ettiğim bir şeydi”

Kimdir, nedir bu Levlâ?

Can T.: Levlâ bizim spor salonunda tanıştığımız bir arkadaşımızın ismi. Salonun yöneticilerinden biri Levlâ, bir kadın. Levlâ, ihtiyaçlar, var olması gereken şeyler anlamına gelen levazımın tekil hali.

 Levlâ Hanım’la tanıştığınızda size adını söyledi, siz de dediniz ki...

Hep bir ağızdan: “Leyla olmasın o?” dedik.
Can T.: Tıpkı şimdi albümün adını söylediğimizde insanların bize dedikleri gibi...

 Peki nasıl oldu da albüme isim oldu?

Can T.: Bir isme şarkı yazmak benim çok heves ettiğim bir şeydi. Böyle yazılmış çok güzel yabancı şarkılar vardır, Sezen Aksu’nun yine öyle çok güzel şarkıları vardır. Levlâ’nın anlamı da beni bu kadar büyülemişken o hayalimi gerçekleştirdim.

 Levlâ Hanım, ne hissediyor adı albüme vermenizle ilgili olarak?

Fatma T.: Çok heyecanlandı o da. Arkadaşları “Aa bak Model’in albümünün adında senin adın geçiyor” diyormuş, o da bir türlü inandıramıyormuş o Levlâ’nın kendisi olduğuna...

“Saçlarımı yandığı için kestirmek zorunda kaldım”

 Birlikte mi yaşıyorsunuz?

Fatma T.: Hayır, hepimizin ayrı evleri var. Okan evlendi zaten. Genelde hep birlikte zaman geçriyoruz ama.

 Nasıl gidiyor evlilik?

Okan I.: İyi gidiyor. Uzun yıllardır birlikteydik zaten, temmuzda evlendik.

 Saçlarınız çok güzel olmuş...

Fatma T.: Herkes yeni albüm için yaptırdım sanıyor ama yandı, o yüzden böyle. Haftada bir boyatıyordum. Ama iyi yapmamışım. Tekrar sarı yapmak için can atıyorum. Sarı lanet bir renkmiş, alışınca bırakamıyor insan.

 


Etiketler:
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.