Molatik Nostaljik - 4: Erol Taş

Yeşilçam denince akla gelen ilk isimlerden birisi de Erol Taş’tır. Genel olarak kötü rollerin adamı olan Erol Taş’ın çok bilinmeyen yaşamı Molatik Nostaljik serisi ile sizlerle.

Molatik Nostaljik - 4: Erol Taş

Kağnı arabasıyla geldi

Kağnı arabasıyla geldi

Konya’dan hiçbir şeyi olmadan Yalova’ya gelen Erol Taş 5 lira yevmiye ile çalışmaya başlıyor. Çeşitli işlerde çalışıyor.  Daha sonra İstanbul’a geliyor Erol Taş. Sinemaya da burada adım atıyor.

Tesadüfen oyuncu oluyor

Tesadüfen oyuncu oluyor

Türk sinemasının “en kötü” adamının sinemaya adım atması ise çok ilginç bir şekilde oluyor. "Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey'in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, 'Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın' diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı."

Kısa zamanda parladı

Kısa zamanda parladı

Acı Günler filmiyle sinemaya adım atan başarılı oyuncu o kadar dikkat çekti ki başrol ve yardımcı erkek rolleri gelmeye başladı. Oyunculuğu o kadar iyiydi ki verilen her rolün altından kolayca kalktı. Ancak özellikle yüzünün sert yapıda olması onu kötü adam rollerine doğru itmeye başladı.

Yüzlerce filmde rol aldı

Yüzlerce filmde rol aldı

Neredeyse her yönetmenle çalışmaya başlamıştı Erol Taş. Yönetmenlerin onu sürekli kötü rollerde oynatması hayatını biraz kötü yönde etkilemişti. Sokakta görenler onu gerçekten kötü sanıp korkuyor, zaman zaman da dayak yiyordu. Bir filmin Anadolu gösteriminde sahneye çıkan Taş’a halk saldırmış, rolünden çok etkilenmişlerdi.

En güzel kalpli ‘kötüydü’

En güzel kalpli ‘kötüydü’

Erol Taş filmlerinde ne kadar kötüyse gerçek hayatta o kadar iyi kalpli biriydi. Çocukları o kadar çok severdi ki sokakta gördüğü ağlayan bir çocuğu teselli etmek için her şeyi bırakmıştı.

Hem ana hem baba oldu

Hem ana hem baba oldu

Çok sevdiği eşi Hafize Taş’la yıllarca aynı yastığa baş koymuştu. Ancak karısı çok hastaydı ve elinde çok bir şey gelmiyordu. 1965 yılında yolları ayrıldı çiftin, Hafize Taş vefat etti. Çocuklarıyla baş başa kalan Erol Taş o günden itibaren hem ana hem baba oldu. 1966 yılında ise Elmas Taş ile evlendi ve vefat edinceye kadar evli kaldılar.

7 defa ödül aldı ama…

7 defa ödül aldı ama…

Efsane oyuncu oyunculu kariyerinde 7 defa ödül aldı ama onu en çok ailesiyle geçirdiği anlar mutlu ediyordu. Şöhret, ün, para onun için önemli değildi. Kazandığı para iyi vakit geçirmesine yardım etsin gerisi önemli değildi onun için.

Sigaranın zararlarını onunla öğrendim

Sigaranın zararlarını onunla öğrendim

Benim için Erol Taş denince aklıma ilk sigaranın zararları geliyor. Sanatçıyı filmlerden tanıyordum ama haber ekranlarından ilk kez gördüğümde üzücü bir haberle adı anılmıştı. Kangren olan bacağı kesilmek zorunda kalmıştı. Çocuk aklımla sigaranın zararlarını ayırt etmeye o gün başlamıştım.

Kötülüğü sadece beyaz perdedeydi

Kötülüğü sadece beyaz perdedeydi

Kötü karakterlerin en iyisi olan ve bize adeta oyunculuk dersi veren Erol Taş 1998 yılında aramızdan ayrıldı ama geriye bizlere efsane filmleri, kötü kahkahası ve güzel kalbi kaldı.

selcuk.bulut@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak