Monica Lewinsky, Bill Clinton sorusunu duyunca salonu terk etti

Monica Lewinsky'nin adını duyar duymaz akla gelen ilk kelime 'skandal'... 1998'de Beyaz Saray'da yaşanan skandal öyle büyük bir iz bırakmıştı ki, aradan geçen 20 yılda değişen hiçbir şey olmadı. Monica Lewinsky denildiğinde hâlâ akla gelen 3 şey: Skandal, Bill Clinton ve Beyaz Saray!.. Fazla acımasız değil miyiz sizce de?

Monica Lewinsky, Bill Clinton sorusunu duyunca salonu terk etti

Büyük acımasızlık!

Büyük acımasızlık!

Bazı aşklar yarım kalmalı, bazı sorular da artık sorulmamalı... Yıl olmuş 2018, ama biz hâlâ ne yapıyoruz?

Monica Lewinsky denildiğinde zaman  duruyor ve tarihler 1998'in ilk aylarını gösteriyor! Büyük acımasızlık...



İsrail'de katıldığı bir etkinlikte röportaj veren Lewinsky, söz konusu skandala dair bir soru gelince küplere bindi, salonu terk etti...

"Özür bekliyor musunuz?"

"Özür bekliyor musunuz?"

Soru neydi? İsrail'de yayın yapan Channel 2'nin sunucusu Yonit Levi, "Bill Clinton'dan şahsi bir özür bekliyor musunuz?" diye bir soru yöneltti Monica Lewinsky'ye.

Lewinsky de "Üzgünüm ama bunu yapmayacağım" diyerek sahneyi bir hışımla terk etti. Arkasından Levi koşsa da çabalar boşa gitti.

Twitter'dan açıklama yaptı

Twitter'dan açıklama yaptı

Monica Lewinsky daha sonra sosyal medya hesabından olan bitene dair kısa bir açıklama yaptı.

 


Röportaj öncesinde söz konusu sorunun sorulmaması yönünde anlaşıldığını, ancak daha sonra kendisini zor durumda bırakacak sorunun sorulduğunu belirtti. Konuyu etiklik ve gazetecilik açılarından da tartışabiliriz.

'#MeToo' hareketi

'#MeToo' hareketi

Sonuçta röportaj öncesinde anlaşmaya varılıyor, sınırlar çiziliyor ancak daha sonra herkesin gözü önünde hiç hoşlanmadığınız şey gerçekleşiyor. Gazetecilikten bağımsız baktığımızda ise yine durum fena.

 


Yonit Levi'nin bir kadın gazeteci olması ve Monica Lewinsky'nin son dönemde aktif bir şekilde '#MeToo' hareketinde bulunması da hatırlatılması gereken noktalar.

'Bakın cevap veremedi'

'Bakın cevap veremedi'

Monica Lewinsky, kadın hakları için son yıllarda sesini yükseltirken ona tekrar bir kadın gazetecinin, skandalın 20'nci yılında "Peki gerçekten özür bekliyor musunuz?" gibi tırnak içinde samimice bir soru sorması elbette canavarca!



Kimse kusura bakmasın ama herkesin merak ettiği bu soruyu sırf röportaj yaptığınız kişiyi 'kıstırıp' kendi isminizi 'Bakın cevap veremedi' diye duyurmanız aslında sizin başarısızlığınızdır.

Halbuki bu soru öyle bir sorulurdu ki...

Halbuki bu soru öyle bir sorulurdu ki...

Asıl zor olan, herkesin merak ettiği soruyu, kırmızı çizgilere dokunmadan, dolaylı, ancak tatmin edici bir cevapla alabilmekte. "Seni gidi fındıkkıran, yılanı deliğinden çıkaran" diye boşuna demiyoruz.

Tatlı dille bu konuya öyle bir değinilebilirdi ki, hem Monica Lewinsky'ye 20 yıllık travması hatırlatılmazdı, hem Yonit Levi zekasını kullanarak geniş kitlelerce takdir toplardı, hem de konuya magazinel yaklaşan "Peki ne oldu?" kısmıyla ilgilenen kitle kendince bir cevapla avunurdu.

Asıl suçlu Bill Clinton değil miydi?

Asıl suçlu Bill Clinton değil miydi?

Bunların hiçbiri olmadı ne yazık ki... Monica Lewinsky fevri bir tavırla tepkisini ortaya koydu ve 20 yıllık travmasıyla baş başa kaldı.

Röportajı yapan gazeteci -muhtemelen- "Ben bu soruyu sordum ve cevap veremedi bana!" egosunu yaşadı, olaya video aracılığıyla tanık olanlar da "Ya bu kadının üzerine neden hâlâ gidiliyor? Asıl suçlu Bill Clinton değil miydi?" diye isyan etti.

Yani her şey olabildiğince klişe ilerledi ve  tüm bu olan biten kimseyi aslında -ne yazık ki- pek de şaşırtmadı...

 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr
 

Bu makaleye ifade bırak