30 Ağustos Zafer bayramı... Ne özel bir gün değil mi? Ama benim için çok önemli bir anlamı daha var artık. Kızım ilk kez emekledi. Bende bir yandan sevinç bir yandan duygusallık, bir yandan da garip bir gururlanma... Ama emeklemesinde bu kadar duygulandıysam yürümesinde, konuşmasında, okula başlamasında düşünemiyorum.
 
Ne tuhaf şeymiş şu annelik. Bir sürü değişik hisleri aynı anda yaşıyorsun. Mesela, “iyi bir anne değil miyim”, “acaba başaramadım mı?” gibi kaygılar yaşadınız mı hiç? Ben yaşadım. Kızım mama sandalyesinden düştü. Bu ilk değil üstelik. Daha önce de yataktan düşmüştü. O an yaşadığım korkuyu anlatamam. Ömrümden ömür gitti resmen. Bir de 24 saat beklemek var ya, “birşey olur mu” endişesiyle aman ki ne aman. Saatler geçmek bilmedi. Allahtan doktorumuz bu konuda rahatlatıcı biri. Bu tip düşmelerde, ilk 1-2 saatin önemli olduğunu ve bebekteki belirtileri takip etmek gerektiğini söyledi. Kusma ve gözlerde kayma en önemli olanları. Eğer böyle bir durum olursa bebeğinizi vakit kaybetmeden doktoruna ya da hastaneye götürmek gerekiyor. Kimileri düşmenin ardından, çocuktaki uyku haline de dikkat etmek gerektiğini söylüyor. Bebeğin birkaç saat uyutulmaması gerektiğini düşünenler de yok değil. İşte tam da bu olayda kendimi çok suçladım. Hatalıydım. “Hemen yanına döneceğim” diyerek kızımı mama sandalyesine bağlamamıştım. Tabi böyle bir olay olunca da o an ister istemez “acaba iyi bir anne değil miyim” diye sorguluyorsunuz. Her anne gibi bende kendimce çok emek veriyorum, gözümden sakınıyorum, o bir ağlasa ben bin kat üzülüyorum. Ama ne yaparsanız yapın, bazı durumlardan kaçamıyorsunuz maalesef. Hele ki bu kadar yoğun bir tempoda, bu kadar uykusuzluk ve yorgunlukla bizler de hatalar yapabiliyoruz.
 
Allahtan bebek düşmeleri çoğu kişinin başına gelen bir olaymış. Allahtan diyorum çünkü bunu bilmek bile beni rahatlattı nedense. Tek değilmişim en azından. İnternette buna benzer o kadar çok olay okudum ki. Mama sandalyesinden düşen, koltuktan düşen, yataktan düşen... Hareketlenmeye başladığında daha zor diyordu arkadaşlarım. Haklılarmış. Her an peşindesiniz ya da o sizin peşinizde. Bizimkinin en büyük zevki çekmeceleri boşaltmak ve çantamı kurcalamak. Tabi burada da ayrı bir dikkat etmek gerekiyor. Bebeğime zararlı olabilecek eşyaları ondan uzak tutmaya ve kendimce tedbirler almaya başladım. Prizler en önemlileri malum. Sehpaların sivri köşeleri, aynalar...
 
Bir de şu yürüteç meselesi var. Kimileri yürüteçi onaylıyor, kimileri onaylamıyor. Benim de bu konuda epey kafam karışmıştı. Yürüteç ile büyüyen bir bebek olarak kendi kızıma almaktan da çekinmedim. Ancak doktorumuz bu konuda çok netti; “o yürüteç kesinlikle kullanılmayacak” Özellikle sehpalarda unutulan sıcak içeceklerin bebekler için son derece tehlikeli olduğunun altını çizdi. Bu konuda yaşadığı tecrübeler de vardı. Birkaç hastasının sırf bu nedenle yoğun bakımda yattığını söyleyerek bizi uyardı. Yürüteç ile ilgili uzmanların belirttiği bir diğer önemli konu bebeklerin bu nedenle geç yürüdüğü. Ayrıca kafa travmalarının en sık görüldüğü durumların yürüteç nedeniyle olduğu söyleniyor. Kafam hayli karışık... Bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler. Hatta yürüteç sayesinde çabuk yürüdüğümü söylerdi annemler. Siz ne dersiniz? Kullanmalı mı? Kullanmamalı mı?