Murat Başoğlu olayı: Birbirimize her istediğimizi söyleyebilir miyiz?

Murat Başoğlu, geçen seneden beri yaşadıklarıyla gündemdeki yerini koruyor. Kendisi hakkında tartışmalar yavaş yavaş ateşini kaybetmişken gündeme tekrar oturmayı ise attığı bir tweet ile başardı. Hem takipçisinin yazdıkları, hem de Başoğlu'nun yazdıkları düşündürücü... Sırf elimizde bir klavye var diye, herkese her şeyi söyleyebilmeli miyiz?

Murat Başoğlu olayı: Birbirimize her istediğimizi söyleyebilir miyiz?

Sosyal medya neden kıymetli?

Sosyal medya neden kıymetli?

Efendim 2000'li yıllarda insanlığın ciddi bir dönüşümün içine sokan şey, sosyal medya oldu. Hepimiz, başlarda 'ilkokul arkadaşlarımızı bulmak için' açtığımız sosyal medya hesaplarımızın fena halde bağımlısı olduk. Kıymeti ise, Facebook'un kendisini "İlkokul arkadaşlarınızı bulun" gibi uydurma bir işlevden uzaklaştırıp "İstediğinizi paylaşın" işlevine taşımasıyla arttı. Konuşmak, anlatmak, aktarmak ve birbirimizle paylaşmak için artık büyük zahmetlere girmemize gerek kalmadı.

Yaşam tarzımız değişti

Yaşam tarzımız değişti

Birbirimizle paylaşmaya, duygu ve düşüncelerimizi aktarmaya, fikirlerimizi belirtmeye fırsat bulduğumuz andan itibaren de gittikçe yoğunlaşan bir şekilde kullandık sosyal medyayı. Bu, bizim için bir tür yeni yaşam tarzıydı. "X'e geldim, Y'yi gördüm, şöyle görünüyordu ve aslında böyle olmalıydı" gibi standart düşüncelerin yanına, bir insanla ilgili can acıtabilecek düşünceleri de eklemeye ise son yıllarda başladık. 
 

Konuşabilmek eşittir her şeyi söylemek mi?

Konuşabilmek eşittir her şeyi söylemek mi?

Can acıtmak demişken, epey can acıtmaktan bahsediyorum. Siber zorbalıktan, siber tacizden, sosyal medya linçlerinden... Marjinal kalması ve eleştirilmesi gereken düşünce biçimleri bile artık rahatlıkla ifade edilebilir, "Ben böyle düşünüyorum, sana ne oluyor?" şeklinde savunulabilir oldu.



Bir adamın gözlerimizin önünde papağana işkence yapmasını sağlayan şeylerden biri de sosyal medyadaki bu geniş ve uçsuz hareket alanı.

Herkese ulaşabiliyoruz

Herkese ulaşabiliyoruz

Artık hangi ünlüyü beğenmezsek, kime karşı öfke duyuyorsak, kimi eleştirmek istiyorsak, birkaç klavye vuruşuyla canını yakabiliyoruz. Bu, kullanıcının gücüyle başarılan pek çok sosyal sorumluluk çalışmasını beraberinde getirse de, zorbalık hakkının da sonuna kadar kullanılmasını sağladı. Bir ortamda zorbalık yapabiliyor olmanız, zorbalık yapmanız gerektiği anlamına gelmemeli.
 

Son olay tüm bunların sonucu

Son olay tüm bunların sonucu

Sunucu Murat başoğlu'nun son bir yıldır yaşadıklarının magazin dünyasının gündemini meşgul ettiğini biliyoruz. Herkesin konuyla ilgili bir düşüncesi, bir fikri, söyleyecek üç beş şeyi vardı. Basındaki yankıları azalmış gibi görünse de Murat Başoğlu hakkında konuşmalar bitmiş yahut bitecek gibi görünmüyor. 

Başoğlu, "Odunlar ne güzel yanıyor" yazarak paylaştığı bir fotoğrafla tekrar gündeme geldi. Bunu nasıl başardığını merak ediyor olabilirsiniz, anlatayım. Başoğlu'na bir takipçisi bir yıl önce yaşanan olayları hatırlatırcasına "Sen de cehennemde bu odunlar gibi yanacaksın" yazarak tepki gösterdi. Fakat, bir insana bunu söyleyebilir misiniz sahiden? Bu olaya sinirlenen Başoğlu ise "Beğenmeyen takip etmeyi bıraksın" mantığında ve küfürle biten bir mesaj paylaştı. Her iki taraf da esasen kendilerine verilmemiş olan bir özgürlüğün sınırlarını zorladı böylece.

Yüz yüze söylenebilir mi?

Yüz yüze söylenebilir mi?

Bir insana "Sen böyle yaptığın için cehennemde yanacaksın!" dememelisiniz. Diyememelisiniz. Ortada sizin ahlâk anlayışınıza uymayan bir durum varsa, tepkisiz kalmayı yahut lisân-ı münâsip sınırlarını gözeterek tepki vermeyi denemelisiniz. Kimsenin sizin fikrinize göre cehenneme kimin gidip kimin gitmeyeceğini duymaya ihtiyacı yok. Öte yandan, öyle sanıyorum ki dünya üzerindeki kimsenin bu konuda bir yetkisi yok...

Başoğlu'nun takipçisi, her anlamda sınırı aşmış görünüyor. Cehennemde kimin yanacağı üzerine konuşmak mı? Sahiden mi? Bu hale mi geldi tartışmalar ve yargılama biçimlerimiz?

Başoğlu'nun cevabı

Başoğlu'nun cevabı

Murat Başoğlu'nun verdiği cevap da anlaşılır değil. Tepkisi, öfkesi, hissettikleri anlaşılabilir. Fakat, onca kişinin önünde neredeyse tüm takipçilere küfür etmek, herhangi bir ünlüye yakıştırılabilecek bir şey değil. Nasıl ki sosyal medya hesabı sahip olmak bir insanı "cehenneme gideceksin" diyerek taciz etmeyi mümkün kılmamalıysa, beğenmediğimiz bir yorumun sahibi üzerinden onlarca kişiye küfretmeyi de sağlamamalı...

O takipçi listesinde herkes var

O takipçi listesinde herkes var

Kendisinin farkına varması gereken en önemli şey, o takipçi kitlesinin içinde sadece sevenlerinin olmadığı. Sosyal medya, bizi seven ve sevmeyen insanları bir araya toplayabildiği için var. O yüzden hayatımızın bu kadar içinde. Evet, "Haters gonna hate" ama yine de hayatı hakkında sosyal medya üzerinden yorumlar yapılabileceğini gözardı etmemeli. Bunun yerine daha sakin cevaplar vermeyi seçebilir.

Ölçüyü kaçıran takipçilere gelince, onlara yapılabilecek pek de bir şey yok. Hangimizin cehenneme gideceğine, hangimizin 'ahlâksızca' yaşadığına da karar verebiliyor zaten.


andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel

Bu makaleye ifade bırak