Bıngıldak

İspanya Panorama
Murat Fevzi Tanırlı İspanya PanoramaTüm Yazıları
21 Ocak Salı 2014

20. HAFTA

Saatler 21.50’yi gösterirken, Ciudad de Valencia’da uzatmalar tamamlanmış ve bir önceki hafta evinde ağırladığın, şampiyonluk yolundaki en büyük rakibin gözüken Barcelona, en önemli gol silahının David Barral gibi hepimizin yakından tanıdığı bir oyuncu olan, üstüne üstlük cezası nedeniyle de bu karşılaşmada oynayamayan Levante gibi bir takım karşısında Yunan defans oyuncusu Loukas Vyntra’dan yediği golle maçtan 1-1’lik skorla ayrılmış.

***

Sen de, o muhteşem atmosfere sahip evinde, şampiyonluğa daha dikkatli, kontrollü ve emin adımlarla gittiğini sadece 1 hafta önce Barcelona karşısında 0-0’lık maçta göstermişsin. Evindeki yeni bir lig haftasının başlamasına 10 dakika kala harika bir beraberlik haberini duyuyorsun. Yendiğin an 2 puan farkla öne geçeceksin. Saatler 22’yi gösterdiğinde bu şartlarda bir maça başlıyorsun.

***

Peki rakip kim? Geçen sezon ligde yaşadığı sıkıntılı süreci Unai Emery’nin gelişiyle atlatan, renk değiştiren, kaliteli kadrosuyla teknik direktörün olumlu birleşmesini yaşayan,bu sezonun başında sakatlıklar nedeniyle ideal kadroyu uzun süre kuramayıp kötü sonuçlar alan, ancak yine Emery gibi bir teknik adamın tecrübesi ve başarısıyla tekrar toparlanıp son 7 haftadır yenilmeyen Sevilla.

***

Peki maç nasıl gidiyor? Yenilmeyi unutan bir rakibe karşı,çok sevdiğimiz  “ceza alanı golcüsü” tanımının dünyadaki en güzel örneklerinden David Villa’nın golüyle dakikalar 17’yi gösterirken 1-0 öne geçiyorsun. Ardından 2’yi bulsan rahatlayacaksın. Biraz egoist tavırlar, biraz heyecan, önceki haftalardaki futbolundan ve yaratıcılığından uzak görüntü derken ilk yarıda Sevilla’nın birkaç önemli atağı olmasına rağmen 1-0 içeriye giriyorsun.

***

Soyunma odasında elbette Simeone bir şeyler söylüyordur ama “söz”den çok “taktik” değişiklik bekliyoruz. Sevilla orta alanda hiç rahatsız edilmeden, Rakitic gibi “takımın yarısı” denebilecek bir oyuncu ile rahat işler yapıyor. Önceki haftalardaki futbola göre daha kötüsün ama ”büyük takım kötüyken de kazanmasını bilmeli” özlü sözü aklımıza geliyor.

***

Maç bu şekilde duygularla seyrederken oyuncunun biri çıkıyor ve bir çuval inciri berbat ediyorsun! Neden? Bıngıldak meselesi! Bazı yetenekler doğuştan kazanılır. Çünkü futbolcunun “zeki”si ve “akıllı”sı yeşil zemin üzerinde bu basit oyunu icra ederken, farkını hissettirdiğinde, mini minnacık akıl örneği sergilediğinde ve bu tarz oyuncu sayıları arttığında şampiyon oluyorsun!

***                               

Kızıyorum, ilk sebebi “taraf”olduğum için. Türk futbolunun Avrupa’daki başarılı temsilcisi Arda’nın Atletico Madrid’inin şampiyonluğunu istiyorum. İkincisi de futboldaki böyle işgüzarlıklara tahammülsüz oluşumdan kaynaklanıyor. Bu seviyelerde futbolcuların bu tarz davranışlarını kabullenemiyorum. Juanfran, dakika kaç? 71. Yani, 20 dakikalık bir süre sonunda 2 puan farkla liderliğe yükselip öne geçeceksin. 2000’li yılların başından itibaren Valencia’nın 2 şampiyonluğunu çıkarırsak, Barça-Real arasında sürekli paylaşılan şampiyonluğa dur demek için bir adım daha atacaksın. Şampiyon olduğun 1995-1996 sezonundan 18 yıl sonra taçlanacaksın! Amma velakin ben bile her maç öncesinde ve sırasında bunları düşünürken, sağ kanattan bir orta yapılıyor. Top, uzak köşeye doğru, kaleye en az 15 metre uzaktan ve paralel şekilde havadan geçiyor. Ceza alanında sen dahil 4 arkadaşın ve kaleciniz var. Yapılan ortanın kimseyi tedirgin ettiği yok. Rakipten ise sadece 2 oyuncu var. Birinin topa yetişmesi veya yükselip kafa vurması zor, vursa da bir şey olacağı yok. Diğeri ise zaten aktif oyundan bir beklentisi olmadan hava topunu izleyip, bekliyor ne olacak diye.

Sen ne yapıyorsun Juanfran? O kadar anlamsız, bir o kadar gereksiz ve bir o kadar da kabul edilemez bir hareket ki! Maç boyunca sadece 9 orta yapan Sevilla’nın “1” isabetsiz ortasında gole davetiye çıkaran penaltıya rakibini çekerek imza atıyorsun!

***