Gündem
23.06.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 23.06.2017-2:30

Müslümanlara hidayet önderi olan peygamber

Hz. İshak’ın oğlu olan Yakup peygamberin lakabı ‘İsrail’ yani ‘Allah’ın kulu’ idi. Hz. Yusuf’un da babası olan Hz. Yakup, ömrü boyunca ihlas sahibi, güçlü, basiretli ve seçkin kişiliği ve bitmeyen sabrıyla müminlerin örnek alması gereken bir ahlak sergilemiştir

Sitene Ekle

Hz. Yakup, Hz. İshak’ın oğlu ve HZ. İBRAHİM’in torunudur. Kuran’da birçok ayette adı geçen kutlu bir peygamberdir. Lakabı İsrail’dir. İsrail, Allah’ın kulu demekti. Doğumu ve peygamberliği önceden müjdelenmişti: “… Ona (Sâre’ye) İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.” (Hûd, 11/71)

Bu müjdede bir teselli anlamı vardı. Çünkü İbrahim (a.s) ve Sâre Babil’den çıkarılmışlardı. “İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakup’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).” (Meryem, 19/49-50). Hz. Yusuf’un da babası olan Hz. Yakup, ömrü boyunca ihlas sahibi, güçlü, basiretli ve seçkin kişiliği, bitmeyen sabrı ile (Yûsuf, 12/83; Sâd, 38/45-46) müminlerin şevkle örnek almaları gereken bir ahlak sergilemiştir.

Yüce Rabbimiz, her ayeti hikmetlerle dolu olan Kur’an’da geçmiş peygamberlerin hayatlarından bölümler bildirerek, tüm kullarına büyük bir lütufta bulunmuştur.

Peygamberlerin içinde bulundukları ortamları derin şekilde tefekkür etmeye ve sergiledikleri üstün ahlakı örnek almaya vesile olan kıssalar, bizlere bu kutlu şahısları tanıtan, Rabbimizden indirilmiş birer rahmettir. Müminler için güzel örneklerle dolu olan bu kıssalarından biri de Hz. Yakup kıssasıdır.

Örnek bir hayat yaşadı

Üstün ahlakı, aklı, ihlası ile birçok ayette zikredilen Hz. Yakup, gösterdiği tevekkül ile müminlere rehber olan bir hidayet önderi olmuştur. Yakup (a.s) da diğer peygamberler gibi insanları Allah’a inanmaya ve O’na ibadet etmeye çağırdı. Kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayat yaşadı. Kuran-ı Kerim’de bildirildiğine göre, Hz. Yakup, Hz. İbrahim’in yaptığı gibi, ruhunu teslim etmeden önce, çocuklarına vasiyette bulundu: “O zaman (Yakup), oğullarına; ‘Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?’ demişti.

(Onlar da); ‘Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız” dediler.” (el-Bakara, 2/133) Hz. Yakup’un 12 oğlundan biri olan Hz. Yusuf, yaşadığı her olayın hayır olduğunu bilerek, olaylar karşısında güzel bir ahlak göstermiş olan bir peygamberdir. Ancak kendisine yakın olan küçük kardeşi hariç, diğer kardeşleri imanı kavrayamamış oldukları için Hz. Yusuf’a karşı zalim bir tuzak kurmuşlardır. Bu tuzak neticesinde ise Hz. Yakup da Hz. Yusuf gibi son derece tevekküllü bir ahlak sergilemiştir.

Umudunu hiç kaybetmedi

Yusuf’un hasretiyle yıllarca sessiz sessiz inleyen, sonunda gözlerine ak inen, hüznünü içinde gizleyen, şikâyetini sadece Allah’a ileten, ancak bir an bile ümidini yitirmeyen Hz. Yakup, son derece sabırlı davranarak Allah’a dönüp yönelmiş ve Allah’tan yardım istemiş, yakın bir gelecekte Hz. Yusuf’un kendisine kavuşacağı umudunu asla kaybetmemiştir. “… Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.” (Yûsuf, 12/18)

Ümit etmek, müminlerin önemli bir vasfı, kişinin imanının da bir göstergesidir. Samimi iman sahibi bir mümin; her olayın yalnızca Allah’ın dilemesi ile gerçekleştiğini bildiği için hiçbir konuda üzüntüye, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmez. Allah’ın müminlerin dualarına karşılık verdiğinin şuurunda olduğu için, en kötü görünen bir olayın bile imtihan ortamının bir parçası olduğundan ve müminler için mutlaka hayra dönüşeceğinden kuşku duymaz.

Hz. Yakup da, bu sırrın bilincinde olduğu için üstün bir ahlak sergilemiştir. Nitekim bu durum Kuran’da şöyle haber verilmiştir: “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâtopluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (Yûsuf, 12/87) Hz. Yakup, oğullarının Hz. Yusuf’u bulacaklarına dair umudunu hiç yitirmemiş ve onlara Allah’ın rahmetinden umut kesmemelerini öğütlemiştir. Çünkü Allah’ın rahmetinden umut kesmek, Müslümanlara değil, inkâr edenlere ait bir ruh hâlidir. (Kur’an’dan Öğütler, Diyanet İşl. Bşk. yay., c. I, s. 345 vd.)

Hz. Peygamber’den bir dua

“Allah’ım! Ben kendime çok zulmettim. Günahları bağışlayacak ise yalnız sensin. Öyleyse tükenmez lutfunla beni bağışla, bana Merhamet et. Çünkü affı sonsuz, merhameti nihayetsiz olan yalnız sensin.” (Buhari, Ezan, 149).  

?
İftar duası
“Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttuk, senin verdiğin rızıkla orucumuzu açtık, bizden kabul buyur;        çünkü sen her şeyi        işiten ve bilensin.”
?
Bir ayet
“Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; olur ki, alay edilenler alay edenlerden daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; olur ki, alay edilen kadınlar alay edenlerden daha hayırlı olabilirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fâsıklıkla adlanmak ne kötü isimdir. Kim tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (el-Hucurât, 49/11).
?
Bir hadis
“Kendi aleyhinize, evlatlarınıza ve mallarınıza sakın beddua etmeyiniz. Olur ki, duaların kabul olacağı bir saate rastlarsınız da bedduanız kabul olmuş olur.” (Müslim, Zühd, 18).
?

ÜÇ soru - ÜÇ cevap

Tövbe etmek için birisinden tövbe almak gerekli midir?

Allah’a tövbe etmek için özel olarak birinin elini tutma, ondan tövbe alma yahut bir tarikattan izin alma, bir şeyhe bağlanma ve birilerini şahit gösterme gibi bir uygulamaya gerek yoktur. Tövbenin kabul olması için gerekli şartları yerine getirerek gönülden Allah’a yönelmek yeterlidir. Kul hakkını ilgilendiren bir husus var ise, hak sahibiyle helalleşmesi gerekir.

Kul hakkı ile ilgili olarak, hakkı yenilen kişi ölmüş ise ya da kendisine ulaşılması mümkün değil ise ne yapılmalıdır?

Hakları ihlal edilen kişiler hayatta iseler hakları kendilerine, ölmüş iseler mirasçılarında iade edilir; ayrıca helalleşilir. Bu kimseler bilinmiyor ise fakirlere veya hayır kurumlarına onların namına sadaka verilmelidir. Ayrıca, yapılan bu kusurlardan dolayı da Allah’tan af ve mağfiret dilenmelidir.

Cuma günleri oruç tutulur mu?

Sadece cuma günleri nafile oruç tutmak tenzîhen mekruh görülmüştür. Peygamber Efendimiz “Sizden hiç kimse cuma günü oruç tutmasın. Ancak bir gün önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde cuma günü de oruç tutabilir.” (Ebû Dâvûd, Savm, 50) buyurmuştur. Cuma günü kazaya kalan farz veya adak gibi vacip bir oruç tutmakta sakınca bulunmamaktadır. Cuma günü nafile oruç tutmak isteyenlerin bir gün önce veya sonrasında da oruç tutması uygun olur. Oruç tutmak için özellikle cuma gününü seçmenin mekruh oluşu, bugünün müslümanların haftalık bayram günü kabul edilmesindendir.

Kılıç Ali Paşa Camii

Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından Mimar Sinan’a, 1581 yılında, İstanbul Tophane Meydanı’nda inşa ettirilen Kılıç Ali Paşa Külliyesi cami, türbe, sebil, medrese ve hamamdan meydana gelmektedir.

Külliye’nin ana öğesi olan cami, bir avlu çerçevesinin ortasında bulunur. Avlu çerçevesi 1956 yılında gerçekleştirilen yol çalışmalarında özgün biçimini yitirmiş ve avlu duvarı geri çekilmiştir.  Caminin son cemaat yeri beş kubbe ile örtülü olup; ayrıca, üç yönden son cemaat yerini saran kurşun kaplamalı sundurma ile bu kısmın tavan örtüsü meydana getirilmiştir. Dikdörtgen plana sahip cami ana mekânının 12.70 m çapındaki kubbe örtüsü, pencereli bir kasnağa oturtulmuş ve kubbe ağırlığı pandantifler aracılığı ile dört payeye bindirilmiştir. Ayasofya mimari estetiğinin gelişmiş bir örneği olduğu düşünülen cami, 16. yüzyılın işçiliği olan İznik çinileri ile bezenmiştir. Cami, 24’ü kubbe kasnağında olmak üzere toplam 147 pencere ile aydınlatılmaktadır. Ayrıca,  1948 yılında Deniz Müzesi’ne kaldırılan 16 yy’a ait tarihi Deniz Feneri de caminin aydınlatılmasında kullanılmıştır. Tek şerefeli cami minaresi ise 19 yy’da gerçekleştirilen onarımda yenilenmiş ve minarede barok süslemeler kullanılmıştır.

Kılıç Ali Paşa Camii’nin denize bakan cephesinde bulunan ve sekizgen plan üzerine kesme taştan inşa edilen külliye türbesi, Kılıç Ali Paşa’ya aittir. Deniz tarafında bulunan bir diğer yapı; 18 hücreden meydana gelen, kare planlı külliye medresesidir. Külliye hamam ise caminin sağ tarafındaki kubbeli yapıdır. Avlu duvarının üzerindeki sebillerinde külliyeye dâhil olduğu düşünülmektedir.


Bilgi Yarışması16 Nisan 2007'de kurulan bir R&B ve "Aşk Yok" diyen grup hangisidir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler
    Muz hangi bölgemizde üretilmektedir?
    ©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
    İlginizi ÇekebilirX