Mustafa Kemal Atatürk'ün müzik zevki nasıldı?

Bu yıl Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 81. yılında; sizlere en sevdiği şarkıları, ilk ve tek katıldığı konseri ve Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk'ün talimatıyla açılan müzik okullarını sizin için derledik...

Mustafa Kemal Atatürk'ün müzik zevki nasıldı?

Birçoğunuzun da bildiği üzere Atatürk için müzik çok önemliydi. Klasik müziğinden tutun ki balo ve salon müziklerine kadar birçok tarzda ve türden müzik dinlerdi. Her türlü bozlak, folklor oyununu sever, icra edeni desteklerdi. Atatürk, müzik eğitimi almamıştı ancak müzikten anlar, Türk Sanat Müziği makamlarını bilir, ince saz ve nihâvend faslını çok severdi. Özellikle Rumeli ve Halk türkülerine adeta bayılırdı.
 Müzik zevki çeşitlilik gösterirdi. Klasik Batı Müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi. Atatürk, şarkı ve türküleri dinlemekten bir hayli zevk alan bir kişiydi. Zaman zaman şarkılara eşlik eden, hatta oynanan halk oyunlarının arasına katılan bir kişiydi. Malum kimse dört dörtlük değil dünyada, fakat mükemmel bir kişiliğe sahipti. Hatta bazı Rumeli türküleri, Ulu Önder'in sesine göre tekrar bestelenmiş ve hala günümüzdeki repertuarlarda yer alır.“Öyle bir müzik yapmalıyız ki, Batılılar da bizi dinlesin” derdi. Batılılarla her kulvarda yarışmak isterdi. 

 

İlk ve tek katıldığı konseri kaçımız biliyoruz?

Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk kez huzurlarıyla şeref verdikleri Türk musikisi konserinin bizzat kendisi tarafından düzenlendiği söylenir. Ankara radyosu sanatçılarından Melek Erdik (Tokgöz)'in konseridir. Atatürk, Cumhurbaşkanı olduktan sonra hemen hemen dışarıda hiç bir musiki konserine gitmemiştir. Yerli yabancı dinlemek istedikleri sanatkarları huzurlarına davet ederek dinlemişler ve onurlandırmışlardır. Bu alışkanlıklarına rağmen Melek Erdik (Tokgöz)'in Ankara'da bir konser vermesini kendileri emretmişler, hatta programını kendileri hazırlamışlar ve sanatkara hediye ettikleri çiçek buketlerini sahneye yaverleriyle göndermek gibi ince bir davranışta bulunmuşlardır.

 

Tam bir salon adamıydı

Atatürk, insanların her fırsatta dans etmelerini arzu ederdi. Balo ve dans toplantılarına hiç yabancı değildi. Ali Fuat Cebesoy anılarında Mustafa Kemal'in Selanik'te kısa sürede olağanüstü vals öğrendiğini hatta Harp Okulu'nda okurken ders aralarında arkadaşlarına da öğrettiğini yazar. Onun bu dansa olan ilgisi yaşamı boyunca devam etmiş, Çankaya ve Ankara Palas'taki danslı toplantılarda partnerleriyle daireler çizerek forkstrat yaparken güzel dans etme bilinciyle çok neşelendiği; yanlarından geçen gençlere, (bakın buraya dikkat edin) ‘Yaşamalıyız, canlı kalmalıyız’ diyerek onları dansa davet ettiği bilinir.
İzmir Kız Öğretmen Okulu'nu görmeye giden Mustafa Kemal'e Selim Sırrı (Tarcan) ile Mualla (Anıl) bir zeybek dansı sunar. Hayran kalan Atatürk,"Artık Avrupalılara ‘Bizim de mükemmel bir dansımız var’ diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda, gösterilerimizde oynayabiliriz. "Bu zeybek dansı her toplu gösteride kadınla birlikte oynanabilir ve oynanmalıdır” diyerek milli bir dans yaratılmasında öncülük etmiştir.

 

Cumhuriyet'in divası Atatürk'ü anlatıyor: "Beni dansa kaldırdı ve.."

Müzeyyen Senar Atatürk'le tanışma hikayesini anlatıyor. 


 

Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, M. Nurettin Selçuk’u çok severdi. 
Mustafa Kemal Atatürk ve sevdiği sanatçılar dendiğinde Safiye Ayla’nın adının geçmemesi mümkün değildi. Safiye Ayla, Paşa’nın adına düzenlenen konserde ‘Yanık Ömer’ adlı şarkısını okudu. Atatürk onu büyük bir hayranlıkla dinledi, hem de bir çok kez. Konser sonunda Ayla’nın yanına gelen Atatürk, “Safiye çok teşekkür ederim, çok güzel yorumladın. Bu türküyü bir operada söylemeni çok isterim. Bunu başarırsan, beni gerçekten çok mutlu edersin” dedi.

1 Kasım 1934 ve 1 Kasım 1935 tarihli meclis açılış nutkunda Mustafa Kemal Atatürk, müzik konusuna değinmiştir. 1935 yılında o dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Vedat Nedim Tör, radyoda sık sık klasik müzik çalınmasını ve Türk Sanat Müziği çalınmamasının talimatını vermişlerdir.

Cumhuriyet'in ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla açılan okullar;

- Mızıka – i Humayun (Ankara’dan taşınarak) “Riyaset – i Cemiyet” adını aldı. (1924)
- İstanbul Belediye Konservatuarı kuruldu .(1926)
- Ankara Devlet Konservatuarı kuruldu. (1936)
- Gazi Terbiye Enstitüsü Müzik Bölümü kuruldu. (1937)
- Ankara’da Askeri Müzik Okulu öğretime açıldı. (1938)

Buraya kadar gelmişken, onu sevdiği şarkılarla anmak istedik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, aramızdan ayrılışının yıldönümünde saygı, sevgi, özlem ve minnetle anıyoruz. 

 

 

 

 

Bu makaleye ifade bırak