Yaşantımız içerisinde çevremizdeki insanları sevebilmek, onlarla mutlu olabilmek ve onlara fayda sağlayabilmek için, bizler önce kendimize dönmeli ve kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Kendimize karşı şefkatli ve iyimser olmalı ve sık sık kendimizi takdir ederek, olumlu yanlarımızı beslemeliyiz. Unutmamalıyız ki; kendimizi sevmemizin de, mutlu olup olmamamızın da sorumluluğu bizlere aittir. Bu noktada düşüncelerimiz, büyük önem taşımaktadır.
Gün içerisindeki düşüncelerimizin, yaşadıklarımız üzerindeki etkisi tahmin edemeyeceğimiz ölçüde büyüktür. Beynimiz, ona söylediğimiz şeylere inanır; üstelik olumlu ya da olumsuz düşünmek tamamen bize bağlıdır. Bu durum, bizlere zihnimizin gücünü kanıtlar niteliktedir. Düşüncelerimizi değiştirerek, kendimizi ve hayatımızı da değiştirebiliriz.
 Değişim kelimesi insanları ürkütür ve çok büyük bir şey olarak algılanır. Burada bilinmesi gereken şudur ki; büyük değişimler, bizlerin önemsiz gördüğü küçük dönüşümlerle başlar. İlk adımı atabilmek için gerekli olan nokta gerçekten bunu gönülden istemektir ve sonrasında ise kararlı olmaktır. Değişim sadece, kendi iradelerimizle gerçekleşebilir. Dışarıdan kimse bunu sağlayamaz, belki yardımcı olabilir ama bunun için asıl güç bizim içimizde mevcuttur. Bu süreçte zor olan kendi ihtiyaçlarımızı ve değerlerimizi keşfetmek ve sonrasında ise ilk adımı atmaktır. İlk günlerde bu deneyim bizi zorlayacak olsa da zamanla kolaylaşacak ve enerjimiz, yeni enerjileri meydana getirecektir. Bir değişimin gerçekleşmesi ve alışkanlık haline gelmesi için gereken süre, yirmi bir gündür.

-‘’Her şey değişimdir. Bu, artık var olmamak değil, henüz olmadığın şeye dönüşmek içindir.’’ Epictetus

Uzm. Klinik Psik. Nilufer KOCA