YAZARIN
  EN SON YAZILARI  

    Müziğin Babil Kulesi

    Geçtiğimiz Cumartesi gecesi İstanbul, Pink Martini’yi uzun sayılabilecek bir aradan sonra yeniden ağırladı. Geçen yaz gerçekleştirecekleri konser, darbe girişimi sonrası iptal edilmişti. Ancak grup “ikinci evimiz” olarak nitelendirdiği Türkiye’deki dinleyicileriyle çok geçmeden yeniden buluşmuş oldu.

    Konserin süresi açısından tatmin olmasam da grubun vokali Storm Large’ın harikulade performansı eminim salondaki herkesi mest etmiştir. Salon demişken konser ayrıntısına geçmeden önce mekan hakkındaki gözlemlerimi de söylemek istiyorum. Konserin gerçekleştiği Volkswagen Arena’ya birkaç ay önceki bir konser için toplu taşıma ile gitmiştim. İTÜ-Ayazağa metro istasyonundan biraz yürümek gerekse de bunu dert etmemiştim. Ancak Pink Martini konserine özel araçla ulaşmayı denedik.  Caddeden içeri girmek yarım saat, konserden sonra çıkmamız da 45 dakika sürdü. Mekandaki konserlere gideceklere önceden hatırlatmış olalım. Toplu taşımayı tercih edin.

    Dönelim konsere…

    Grup, konsere İspanyolca şarkıları Amado Mio ile giriş yaptı. Konser boyunca iki İspanyolca şarkı daha dinledik. Eh, dedik ya “Müziğin Babil Kulesi”. Bundan sonra Fransızca, Japonca, Farsça, İtalyanca, Ermenice, Almanca, Romence, İngilizce ve “Aşkın Bahardı” ile her yabancı şarkıcının ya da grubun en çok bildiği Türkçe şarkı olan “Üsküdar’a Gider İken”i dinledik. Aslında grubun dil çeşitliliği Cumartesi gecesi seslendirdiklerinden de daha geniş. Rusça, Hırvatça, Portekizce ve Arapça şarkılar grubun albümlerinde yer alan diğer diller.

    Klasik müzik bestelerinden etkilenen ve bunları parçalarında kullanmayı seven grup, konserde, Schubert’in 4 el için Fantezi F minör’ünden esintiler taşıyan “And Then You’re Gone” ve Çaykovski’nin 1. Piyano Konçertosu’nun yer aldığı “Splendor in the Grass” parçalarını es geçmedi.

    Pink Martini’nin kurucusu ve piyanisti Thomas Lauderdale’in hemen hemen her şarkı öncesi elindeki metne bakarak izleyiciye Türkçe konuşması salonu dolduranlar tarafından alkış ve gülücüklerle karşılandı. Fakat bunun sürekli tekrarlanması bir yerden sonra sanırım izleyicide bıkkınlık yarattı.

    Sahnenin ve pek tabii gecenin yıldızı Storm Large için ne desek az. Jestleri, vokal performansı ve daha önceki konserlerinde de giymeyi tercih ettiği tarzdaki göz alıcı elbisesiyle eminim herkesi büyülemiştir. Esasında Rock geçmişi olsa da Pink Martini ile birlikte yıllardır performans sergileyen Storm Large akıcı bir şekilde konuştuğu İspanyolca dışında Fransızca, İtalyanca, Romence, Farsça, Türkçe, Almanca şarkıları gayet güzel bir şekilde seslendirmeyi başarıyor.

    Velhasıl, umarım Pink Martini’yi çok yakında mesela bir açıkhava konserinde yeniden dinleme fırsatımız olur ve bu seferki biraz daha uzun sürer. Elbette grubun ilk solisti olan China Forbes’u da görmek dileğiyle…