Pazar

25.09.2016 - 02:30

Müzik sektöründe işler kızışıyor

Sanatçıları ve yapımcıları bir türlü tatmin etmeyen ama dijital müzik dağıtımını ve bu sistemi domine eden stream platformlarını yeni sınavlar bekliyor

Sitene Ekle
Hafif müzik hafif başka şeyler  |  Mehmet Tez mehmet.tez@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Teknoloji, müzik dünyasını değiştirmeye devam ediyor. Son 15 yılda CD’nin çöküşü, kasetin yok oluşuna tanık olduk. Dijital albüm satışları önce fırladı sonra yerini stream’a bıraktı.

Albüm satın alma alışkanlığı gitti yerine şarkı bazlı müzik dinlemek geldi. Albümler gözden düştü, listeler ön plana çıktı.

Listelerin de bir adım ötesine geçildi, farklı temalarda müzik çalan dijital radyolar önem kazanmaya başladı. Ardından kişiye özel algoritmalar belirleyici olmaya başladı. Kişinin müzik zevkini en iyi şekilde tahmin etmek değerli oldu.

Bugün kendisi müzik keşfetmeye zaman bulamayan ya da zamanı olsa da bunu beceremeyen bir sürü insan Spotify’ın cuma günleri önerdiği kişiye özel yeni müzik listelerini bekliyor. Apple Music’in sunduğu radyo kanallarını dinliyor, önerilerini değerlendiriyor. İnsanların müzik dinleme zevkinde belirleyici olanlar artık bunlar.

Konser ekonomisi  

Öte yandan müziğin finansman yapısı ve geleneksel ekonomik modeli de değişti. Plak şirketleri, radyolar, televizyonlar arasında oluşan ekonomi giderek internette faaliyet gösteren platformlara ve bunlara dair yan hizmetlere geçti. Konser ekonomisi başlı başına büyüdü ve ayrı bir ivme kazandı.

Son gelinen noktada dijital dağıtım müzik ekonomisinin temelinde yer alıyor. Bunu yapan da Apple Music, Spotify gibi gobal düzeyde örgütlü oluşumlar. Müzik dünyasının bu görece yeni aktörlerinin yükselişi elbette eski şaşaalı günlerini arayan plak firmalarını memnun etmiyor. Müzik kataloğunu elinde bulunduran irade, onu dağıtan ve pazarlayan (evet ekonomik anlamda şarkılar albümler ürün, stream de pazarlama) iradeden daha az kazanıyor.

Amaç pazarlık gücünü artırmak mı?

İşte bu noktada yeni model arayışları beliriyor. Geçenlerde Guardian’da yer alan bir haberde bu tarz bir arayışın izlerini sürebiliriz. Dünyada en geniş müzik kataloğuna sahip iki firma, Sony ve Universal, 1983 yılında satın aldıkları ancak atıl duran, Now That’s What I Call Music!, adlı karışık kasetler yayınlayan firmayı aktif hale getirme kararı aldı. Adı kısaca Now Music+ olacak ve ayda 4.99 sterlin karşılığında (yaklaşık 10 dolar) müzik dinleten bir uygulama olacak. İşin içinde henüz bir diğer dev Warner’ın adı geçmiyor ancak ileride büyük bir birleşme yaşanabileceği ihtimaller dahilinde belirtiliyor.

Sabit abonelik ücreti karşılığı sınırsız müzik dinleten stream platformlarının sanatçıları memnun etmediği biliniyor. Şimdi firmalar da bu iş için adım atma aşamasındalar. Sözü geçen iki büyük firmanın stream platformlarıyla uzun vadeli telif anlaşmalarını yenilememe kararı aldıkları da gelen bilgiler arasında.

Bu hamle acaba pazarlık gücünü artırmayı mı amaçlıyor yoksa şu anki stream devleri gelecekte bir şekilde varlıklarını devam ettiremeyecekler mi? Firmalardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Her şeyden önemlisi bakalım dinleyici bu işe nasıl tepki verecek?

Sony H.ear In ve H.ear On kulaklıklar

Kulakiçi olan modelde (h.ear in) ses ve diğer player kontrolleri boynunuzdaki şu kolyemsi cihazda. Telefonunuza da bağlı olabiliyor ve gelen çağrıları kontrol edebiliyorsunuz. Elbette stream kaynağınızı da buradan yönetebilirsiniz. Tek sıkıntı yaşlıların boynundaki yakın gözlüğü askısına benzemesi. İnsan böyle bir şeyle “cool” olabilir mi emin değilim. 

Kulak içine giren kulaklıklarla rahat edemeyenlerdenim. Model, teknoloji hiç fark etmiyor. Üstelik her ne kadar süper bas, ultra bas, mega bas gibi birtakım süpersonik isimli özellikler de eklense bu tip kulaklıklarda ses kalitesi kaybı çok fazla. 

Ancak sporda, yürüyüşte koşuda rahat olduğu kesin. Bir süre sonra varlığı unutulur. Dışarıdan takılan h.ear on serisini tercih ederim ağırlığına rağmen. Hem gürültü önleyici hem de kablosuz bluetooth olan model yeni. Ses kalitesi şahane, kayıp yok. 

Yalnız performans esnasında değil istirahatte güzel gidiyor. Sony ses kalitesinde aynı sınıftaki ürünler içinde bir tık ötede.

Ne var ne yok

- Fransızlar müzikal ikonlarına sahip çıkıyor. Françoise Hardy hakkındaki 55 dakikalık belgesel Emilie Valentin ve Matthieu Jaubert tarafından çekildi. Belgesel Arte kanalı web sitesinde cuma günü prömiyerini yaptı. 

- 82 yaşındaki Leonard Cohen’in yeni albümü 21 Ekim’de piyasaya çıkacak. Cohen 2014’te “Popular Problems”ı yayınlamıştı, bu albümün adı “You Want It Darker” olarak belirlendi. Dokuz şarkılık albümle aynı adı taşıyan ilk şarkı single olarak yayınlandı.

- Bugün Kadıköy’de Plak Günleri devam ediyor. Moda tarafına yolu düşen müzikseverler biraz plak karıştırmaya, bir iki sohbete uğrasın derim. 

Pazar albümü

“Foreverland” - The Divine Comedy

The Divine Comedy (Neil Hannon), türleri ve ekolleri kendi kendine yorumladığı albümlerine bir yenisini katmış. Altı yıl aradan sonra form düşüklüğü gözlenmiyor. Bazen bir müzikalden bir bölüm okuyor, bazen bir rock konserinde gibiyiz, bazen bir Latin ortamında, bazen vahşi batıda bir düğünde, bazen Fransa’da göçen romantik bir Amerikan filminde, arnavut kaldırımlı sokaklarda.... “To The Rescue” benim favorim. “Napoleon Complex”, “The Pact”, “Funny Peculiar” bence gözden kaçmaması gerekenler.

©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.