Ve Futbol Röveşatayı yeniden keşfetti.

NADİR KALBİNUR Tüm Yazıları
23 Kasım Cuma 2012

Futbolda holiganlığın, saldırganlığın, kavganın, dövüşün yanında saha içi mücadelesinin yanında zaman zaman da olsa estetik güzellikler var ve bu yüzden futbol her devirin en ilgi çekilen sporu olmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz 1-2 hafta içinde bu estetik güzelliklerin çeşitli ülke ve sahalarda ard arda tekrarlanması futbol gönülden bağlı olan bizlere oldukça keyif verdi adeta.

Ve… Futbol röveşatayı yeniden keşfetti sanki.

2 hafta önce İsveç’li İbrahimoviç’in İngiltere’ye uzun mesafeden röveşata ile attığı  o zeka ve yetenek dolu golün güzelliği televizyonlarda sık sık yayınlanarak izleyenlerinin hafızasına bir estetik güzellik olarak işlenirken bu kez Milan’lı Mexes’in, Anderlecht’e attığı röveşata golü geldi jenereiklik olarak

Sonra Fenerbahçe’li Mousa Sow’un Galatasaray’a attığı röveşata golü Avrupa’da yılın en iyi 10 golü adayları arasına girmişti ki aynı oyuncu geçen hafta sonu Eskişhirde kolay unutulmayacak nefis bir röveşata golüne daha imza attı.

Ve dün…. Fransa’da Marsilya maçında Bekir İrtegün bir defans oyuncusu olmasına rağmen, takımının galibiyet golünü Fenerbahçe tarihine geçecek bir jenerik lik röveşata ile kaydediyordu.

Futbol seyircisi bu güzellikleri görmek için stadları dolduruyor. Futbol sadece mücadele ve taktik organizsyon değildir. Kimi zaman bir futbolcu çıkar, olmadık yerde, aklıyla ve yetenekleri ile oyunu bambaşka yerlere çevirebilir. 

Şöyle bir hafızamı yokluyorum. 

Türkiye’de bu tip estetik ve rövaşatalı gollerin atılışında Alex De Souza’yı hatırlıyorum.  2005-2006 sezonuydu sanırım Samsun’da ceza sahası dışından üstelik sağ ayağı ile attığı röveşata golünü unutamıyorum. Sonra Sergen Yalçın’ı hatırlıyorum estetik  gol  becerisinin mimarı olarak. Her golü güzeldi. TRT 3 kanalı hala zaman zaman gösteriyor.  Büyük golcü Tanju Çolak’ı hatırlıyorum bir yğın golleri arasında bazı estetik gollerini.

Daha eskiye gidiyorum.

Metin Oktay’ı hatırlıyorum. Kafa gollerinde bir estetik, bir güzellik vardı. Can Bartu bir Galatasaray maçında attığı golle rövaşatayı değil ama dömivole’yi tanıştırmıştı futbol dünyasına. Sonra Galatasaray’lı Ayhan Elmastaşoğlu’nu hatırlıyorum. TV nin olmadığı dönemlerde İnönü stadında bir maçta müthiş röveşata golü çıplak gözle izlediğim en güzel ve ilginç röveşata golüydü.

İbrahimoviç İngiltere’ye bir maçta 4 gol atan bir oyuncu olarak belki de sadece İsveç futbol tarihine değil, dünya futbol tarihine de geçti ve güzel bir örnek oldu. Bu tip golleri atanlar ve o estetik golleri kolay unutulmuyor. Şimdi sanırım antremanlarda röveşata zamanı….

İbahimoviç in hemen ardından bu tip gollerin peşi sıra gelmesi  bunu düşündürüyor. O bakımdan futbol ve futbolcu ona bir teşekkür borçlu.

Futbolda röveşata hep vardı ama pek akıl edilmiyordu galiba.

70 li yıllarda Yeşilçam’daki o seks filmleri furyasındaki garip ve komik isimli filmlerin arasında bir filmin adı da ‘’tabuttaki röveşata’’ idi!.

Yeşilçam, röveşatayı futboldan önce keşfetmemişti, futbolda röveşata keşfedildiğinden beri var ama arada İbrahiöoviç, Mexes, Sow ve Bekir İrtegün gibilerinin hatırlatması gerekiyor. Bunlar futbolu güzelleştiriyor. Yoksa gol, kendi kalene atsan da gol.

Şimdi bu gollerden hangisi daha güzel diye  tartışılıyor. Belki saçma ama kim atarsa atsın, böylesini atsın diyor insan. Bu bile güzel.