Arkadaşları kategorize etme kavramı Facebook ile girdi hayatıma. İş arkadaşlarım, çocukluk arkadaşlarım, ailem, herkes koca bir çemberin içindeydi, tıpkı gerçek hayatımdaki gibi. Adlandırırken yaptığım sınıflandırmaları yaşamın içinde neredeyse hiç yapmamıştım. O yüzden yıllarca gecenin bir yarısı pervasızca arayan ustalara, ağzı gevşek insanlara, dedikodu yapanlara kızıp durdum içten içe. Sorunun herkese eşit mesafede yaklaşmak olduğunu anlamam çok uzun sürdü. Mütevazi davranmanın bir erdem olarak öğretildiği bir aileden gelince, çevremdekileri kategorize etmenin 'kibir' olduğunu sandım yıllarca.

'Çocuğumun fotoğrafını iş arkadaşım ne yapsın', 'bu ciddi makale, şamata yaptığım grubun hiç ilgisini çekmez ki' aşamalarından sonra, hadi gruplandırayım şu insanları, dedim.

Yakın arkadaşlar, arkadaşlar, tanıdıklar…Çok zor geldi, beceremedim, yıldım ve bir süre sonra bıraktım. Çevremdekilere açık, yakın ve olduğum gibi olmayı seviyordum, sansürsüz.

Ta ki geçtiğimiz haftaya kadar.

Bir hafta içinde yakın ailemden, ikisi annem ve babam olmak üzere üç kişiyi arka arkaya acil ameliyata sokuncaya kadar. Her sabah korkuyla uyanmaya başladım. Yine bir telefon gelecek ve ben bugün hangi hastaneye gideceğim, korkusuyla.

Bütün gün hastanelerde beklemek, sadece beklemek, en sevdiğin insanlara ne olacağını beklemek ve hiçbir şey yapamamak çok yıpratıcıydı.

Ve fark ettim ki, kısa bir süre öncesine kadar her an telefonun öbür ucunda olanlar, evime gelip kalanlar, birlikte seyahate çıktıklarım, her şeyimi paylaştığım bir sürü insan nerede olduğumu bile bilmiyor şu anda.

Bütün bunlar hastanede beklerken çekilmiş bir fotoğraftan çıktı. O endişeli yüz ifadesini görebilen, görüp de önemseyen kaç kişi vardı acaba? Bu kadar hassas olmamın nedeni hastanelerde sadece bekleyerek geçirdiğim günler miydi, yoksa sahteliğini gördüğüm insanların son zamanlarda hızla artması mıydı?

Ayrıştırmak ne kadar kolaymış aslında. Nerede olduğumu, ne hissettiği bilen insanlar YAKIN’larımdı. Bilmeseler bile o endişeli yüz ifadesinden ve altındaki kısacık sözcüklerden bir gariplik olduğunu anlayanlar ve öğrenmeye çalışanlar da YAKIN'larımdı.

Bir şekilde haberdar olup iyi dileklerini iletenler ARKADAŞ’larımdı.

Ve ne kadar çok insan varmış, sadece TANIDIK olan. Ben onları hayatımın içine almışım, aslında yoklarmış.

Ne insanlar sevdim, zaten yoktular

Gerçek değildiler, birer umuttular….

 

G

 

*Dizelerin aslı ve tamamı için ‘Böyle Bir Sevmek’ Atilla İlhan