YaşamRSS
08 Şubat 2011 - 22:03

Ne yazsak, ne yazmasak?

Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

CUMARTESİ, pazar, arkadan haftalık tatil, salı, çarşamba günü için yazı yazmak...
Sanmayın ki konu yok, burası Türkiye, verimli bir memleket, konu istediğin kadar var...
Var da insan başka şeyler yazmak istiyor, eğer medyanın konularına saplanıp kalırsak...
* * *
MESELA...
Mısır’daki ayaklanmaya bakıp Başkan Mübarek’e nasihat çeken, “Öyle yapma, böyle yap! ”diyen, Başbakan Tayyip Erdoğan’a “Lütfen bu nasihati Ankara’daki polisinize yapın!” desek...
Haklarının kısıtlanmaması için yürüyüş yapan işsizlere gaz bombası atan, basınçlı su sıkanlara, pek kullanılan, moda olan bir deyimle, “Orantısız güç kullanan polisleriniz” desek Başbakan’ı sinirlendirmiş olur muyuz? “Polisleriniz ” dememize sinirlenmesin, elbette onlar devletin polisleridir ama, Sayın Başbakan “Benim memurum, benim işçim, benim sanatkârım”  dedikçe, biz de polisler için “polisleriniz ” demekte bir sakınca görmedik.
* * *
BAŞKA ne yazacağız...
Biliyorsunuz birkaç kere yazdık, gazetecilere “tarihin tanıklarıdır ” deniliyor.
İşte, bu tanıklığın yeni bir örneği...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı, Almanya’nın Köln şehrinde kaldığı otel odasında Kürt şarkıcı Şivan Perver ziyaret etmişÖ Gece yarısı olan bu tarihi görüşmenin tanığı da Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu. Birlikte fotoğraf çektirerek bu görüşmeyi belgelemiş...
“Tarihin Tanıklığı” işte böyle bir şey...
Bunu mu yazsaydık?
* * *
YA Başbakan Erdoğan’ın bazı Kıbrıslılara “beslemeler” demesini mi? Oysa biz bunun böyle olacağını “Yes be anemciler ”i tespit ve teşhis ederken anlatmıştık ve bekliyorduk. Çok geçmedi, “Yes be anemciler”  ne mal olduklarını Başbakan’a da gösterdiler.
Bu konunun yazılacak nesi var ki! Aslında onlar “Yes be anem!” değil, “Ver be anem!” diyorlardı ya!
* * *
YA Ankara’daki patlama...
Ölenlere Allah rahmet eylesin ama bu kaçıncı olay...
Şimdiye kadar kime ne sorulmuş ki, bu patlamadan hesap sorulsun:
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.
Bu konuda da yazılacak başka ne var ki!
Anlayacağınız bir curcunadır gidiyor, şimdi elde eski, ama yeni bir konu var: “Anayasa değişikliği ve Başkanlık sistemi.”
Bu yeter de artar bile.
* * *
EVET, bir curcunadır gidiyor, her kafadan bir ses çıkıyor, ağzı olan konuşuyor.
Her saçma lafın içinde bir doğru olabilir, kötü olan konuşmamak ya da konuşamamak...
Kötülükler, yanlışlar, çirkinlikler kol gezerken, insanlar “Yahu bu memlekette hiç iyi bir şey yok mu?”  diyorlar.
Var ama gürültüden sesleri duyulmuyor ki!
Televizyonlar ortada...
“Adını Feriha Koydum”u seyrettiniz mi?
Konu bilinen bir konu, apartmanın zengin oğlu ile kapıcının kızı...
Çerçeve bu ama, içinde öyle oyuncular var ki!
Kapıcının karısı “Zehra”yı oynayan Vahide Gördüm...
Oyunculuk bu işte, oynadığı rolün hakkını vermek, rol ile bütünleşmek...
Tiyatro okullarında ders diye gösterilmeli...
“Bizimkiler ” dizisinde “yalaka”  kapıcı “Cafer“‘i hatırlayanlar “Rıza Efendi”yi görsünler. (Metin Çekmez)
Ya kapıcının kızı “Feriha” (Hazal Kaya), kardeşi Mehmet (Melih Selçuk)...
* * *
DEDİK YA, tam bir curcuna, bu curcunada bazı iyi şeyler, güzel şeyler güme gider; inşallah bu dizi gitmez, yazık olur, ayıp olur.
Fırsat düşmüşken, bizim gibi kırk yıllık sinema seyircilerinin ilk göz ağrısı Türkân Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit’e diyoruz ki:
“Bizden sonra kim gelecek?” diye dert etmeyin, gördüğümüz kadar peşinizden gelen ve sizi hatırlatacaklar var...
Biri Beren Saat , diğeri Hazal Kaya!

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Pentagram grubunun yurt dışında kullandığı ad hangisidir?
Markapon
©Copyright 2011