Neden Aynı Tipler Beni Buluyor?  Aynı Filmi Tekrar İzlemek mi? Peki Neden ?

 

             Kişi yaşadığı ilişkilerde hep aynı sorunu ve hep aynı sonuçları yaşıyor. Neden vazgeçmemektedir? Daha önce yaşadığı ilişkiden dolayı benzer bir ilişki yaşayarak ustalaştığını, bunu tecrübe ettiği için kendine olan güveninin yüksek olduğunu ve tecrübesine bağlı olarak başarılı olacağını düşünür. Ustalaşmak ve başarmak için benzer ilişkiyi bir daha yaşamak ister.

             Hep aynı-aynı ilişkileri yaşayanların zihinsel süreçleri aynı işler. Bu tip ilişki yaşayanların aradıkları sevgili özellikleri ile geçmişteki sevgili özellikleri birbirine çok benzer. Sadece o tipleri istemediklerini söyleyip kendini kandırırlar.

             Sorun yaşamanıza rağmen hep benzer özelliklere sahip sevgililer buluyorsanız, bu sizin kişiliğinizin zayıf noktasıdır. Aynı zamanda, mutlu olmak için değil, tatmin olmak için bu arayışlar peşindesinizdir. Mesela,” hep evlenmek istemeyen erkekler karşıma çıkıyor” diyen bir bayan, evlenmek istemeyen tipleri ikna edeceği düşüncesiyle kendisi bulur.  Çünkü o, evlenmek isteyen birini bulduğunda da bu onun başarısı olmadığı için onu heyecanlandırmaz, elektrik alamaz ve ondan uzaklaşır. Evlenmek istemeyen biri ise ona göre tam bir av, daha önceki terk edilmişliğinin, başarısızlığının ilacıdır. Onu ikna ederse, geçmişte yaşadıklarını tedavi edecektir. Bulduğunuz kişinin evlenip evlenmeyeceğini ilk başta görürsünüz ama şansınızı hep zorlamak istersiniz. Bu sefer olur diye.

             Ya da bilinçaltında evlenmenin sorumluluğunu almak istemediği için evlenemeyeceği kişileri seçer.  Ve sürekli de evlenecek insanın olmadığını vurgular.

             Bir tanıdığım, beğendiği tüm erkeklerin evli çıktığın belirtmişti. Yapılan görüşmeler sonunda vardığımız nokta, danışanımın sorumluluk almamak için evli erkekleri daha fazla çekici gördüğüydü. Hatta bunu şöyle açıklamıştı: “Adam çekici değildi ama evli olduğunu öğrendiğimde güzel bakışını ve kibarlığını fark ettim.” demişti. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere, her arayışımız, bizimle ilgili bir düşünce taşır. Sorumluluk almak istemeyen kadının, evli biriyle ilişki yaşaması, erkeğin ise boşanmış çocuklu kadınlara ya da  kriterine uygun olmayana yoğunlaşması gibi.

            Evlenmek istemeyen biri, her zaman evlenmesinin mümkün olmayacağı ya da onaylanmayacağı kişileri seçerler. Çünkü hem kendileri istemezler, hem de istemeleri halinde toplum ve çevre onaylamayacağı için ilişki her zaman istediği gibi sürecektir.

             Bunun yanında çocukluğumuzdaki eksik kalan ilişki şekilleri, sağlıksız anne-baba-çocuk ilişkilerindeki takılmalar nedeniyle de yanlış seçimleri defalarca tekrarlarız. Kendi çocukluğumuzu ararız o ilişkilerde. Aynı duyguları bize yaşatacak birini bulup, sıcağı sıcağına tamir etmek isteriz. Babası alkolik olan kızın, alkolik sevgili bulması gibi.

             Bizi aynı tip insanlar bulmaz. Biz sadece o insanlarda kendimizle ilgili bir yaranın tedavisini ya da kendimizle ilgili bir zayıflığı görürüz. Bu seçim şekilleri bizim senaryomuzdur. Senaryomuz değişmedikçe, sadece oyunları değiştiririz. Ahmet gider, Ali gelir. Ayşe gider Fatma gelir. Senaryomuzu oyuncuların değiştirmesini beklemeye gerek yoktur.

             Çoğu zaman içimizdeki ( zihnimizdeki) şemayı devam ettirecek kişiyi seçeriz. Mesela ben değersiz olduğumu düşünüyor  isem, bu düşünceyi sürdürecek ve bunu  sürekli hissettirecek kişiyi seçerim. Bu literatürde şemanın kendini devam ettirmesi olarak adlandırılır. Yani Kendimize nasıl sesleniyorsak, bize öyle seslenen  birini seçiyoruz.

             Bize uymayan ama savaşmalı ve heyecanlı olduğu için bize çekici gelen bu ilişkiler, birer travma içerir. Ne olursa olsun o heyecan yerine gerekirse daha az heyecanlı ama güvenli ilişkileri seçmeliyiz.

 

Ne Yapılmalı?

 

* Öncelikle, tecrübelerimizin bize verdiği sonuçları kabul edip aynı şeyleri denemekten vazgeçmeliyiz.

 * Aradığımız yanlış  kişilerin bizim istediğimiz kişiler değil, bilinçaltımızdaki sorunların bir çekimi olduğunu kabul etmeli ve onları seçmekten vazgeçmeliyiz.

 * Sevmediğimiz, bizi mutsuz eden ilişkilerden uzak durmalıyız. Onu düzeltirim, adam ederim, pişirir sonra da sevgili olurum düşüncesi mümkün değildir. O öyle olduğu için zaten seninledir. Adam olduğu an seni terk edecektir.

 * Bize uymadığını, mutlu olamayacağımızı bildiğimiz birinin bize çekici gelmesinden yola çıkarak ilişkiye atılmamalıyız.  Unutmayalım ki o çekicilik, mutlak bir olumsuzluğun göstergesidir.

 * Ne olursa olsun, heyecanı az olsa da huzuru ve güvenirliği yüksek olan ilişkiyi seçmeliyiz.

 * Sağlıklı ilişki için, yanlış kişileri seçip sonuç almayı denemek yerine, gerekirse psikolojik destek almalıyız.

 * Nedenler değişmedikçe sonuç değişmeyecektir.

 * Zıt tercihler ve imkânsızın peşinde koşmanın altında; ego, özgüven sorunu , kusurluluk düşüncesi olabilir.

 * Bir ilişkide kimse adam olmaz. Mutlu ilişki için yanlış insanı doğru insan yapmak yerine, doğru insan ile en baştan başlamak gerek.

 Sonuç olarak her ilişkide kişinin bir haz noktası vardır. Fakat gerçek şudur ki; ruh haliniz, hayatınızda ilişkide olduğunuz kişinin elinde olabilmektedir. Bu nedenle; doğru insanı seçmek, doğru hayatı seçmek gibidir…

 

SERHAT YABANCI

Evlilik-İlişki Terapisti /

Psikoterapist

 www.serhatyabanci.com 

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabancii