Yaradan’ın bizlere bahşettiği mucize nefeslerimizi doğru kullanmayı kaçımız biliyor ? Ya da bildiğini zannediyor ?

Yazıma başlamadan önce şu an derin bir nefes almanızı rica ediyorum. Karnınız mı şişti ? Göğsünüz mü ?

Göğsünüz şiştiyse “Nefes almayı bilmeyenler” kulübüne hoş geldiniz:)

Sağlıksız yaşamlarımız, kronik hastalıklarımız, depresyonlarımız, güvensizliklerimiz.. Hepsi doğru nefes almamaktan..

Her şey en saf haliyle zaten mucize.. Bir bebeğin nefes alıp verişi gibi.. Düzen sonradan bozuluyor.

Yaşamda dibe vurduğumuz anlar artık büyük bir sıçrayışla yükselme zamanının geldiğini gösterir. Büyük sıkıntılar ve acılarla boğuşmaya başladığınızda nefes alma ihtiyacı duyarsınız. “Yeter artık” dediğiniz o an size içinizdeki mucizenizi getirecektir ve böylece arayışınız başlar.

İşte sevgili Nevşah da  “Ben artık yaşamıyorum, nefes almıyorum,herşeyim var ama mutsuzum” dediği bir dönemde kendini oradan oraya savurarak müthiş bir arayışa başlıyor. Hemen buluyor mu? Elbette ki hayır. Her tür eğitimi deniyor. Ama en azından biliyor ki artık o mutsuz haliyle olması gerektiği yerde değil.

Nefes, dünya bilincinde doğrudan Yaradanın kendisini deneyimlediğimiz tek araç” diyor Nevşah Fidan. “Nefes CAN’ın kendisi. Vücudumuza girdiğinde pozitif yönde yapamayacağı şey yok.”

Asıl mesleği mimarlık olan 2 güzel kız annesi sevgili Nevşah, 27 yaşındayken “Yaşamak istemiyorum” dediği o andan itibaren Hindistanda karşılaştığı Hollandalı bir nefes koçu aracılığıyla NEFES ile tanışıyor. Elbette ki tesadüf değil. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru insan vesilesiyle bu müthiş kadın, bugün 14 yılı aşkındır 20 bin kişiye doğru nefes almayı öğretmeye ve ortalama 100 bin kişiye seminerlerde nefes’i anlatmaya devam ediyor.

Yaşamlarına dokunduğu her insana “Nefesten önce-Nefesten sonra”yı tattırıyor.  

                                                                                                                 

“Nefes bir yaşam biçimi değil yaşamın ta kendisi” diyerek başlıyorum diğer merak ettiğim sorulara;

*Çoğunluğun bildiği üzere dünyada her şey enerjiden oluşuyor, nefes burada hangi rolü üstleniyor?

Nefesimiz bütün enerji bedenlerimizin (auralarımızın) üzerindeki bir aura. Nasıl hissettiğimizi, nasıl düşündüğümüzü, hayata nasıl baktığımızı, hatta yaşadığımız bütün olayları etkiliyor. Nefes (Oksijen) vücudun yaşamasını sağlayan tek şey. O azaldığında hücreler ölüyor, bağışıklık sistemi zarar görüyor. Oksijen yeniden yüzde 100’e çıktığında vücutta yenilenme başlıyor. Bence nefes insanın özünde varolan güce, yaratıcılığa, huzura, kutsallığa giden yol. Açık bağlantılı nefesle özümüzle öyle derin bir bağlantıya geçiyoruz ki asıl kimliğimizi tanıma, onunla BİR olma şansı buluyoruz. 

*Sence nefesimizin rengi nedir ?

Buz mavisidir.

*Daha doğum itibariyle doğru nefes almayı bilirken sonradan neden akış bozuluyor ? İç ve dış etkenlerden bahsedelim mi ?

EGO gelişmeye başladığı anda nefesle irtibatımız düzensizleşiyor. Diğerlerinden farklı olma çabası gerçeğiyle, Freud’un deyimiyle “Ben” egosuyla denge bozulmaya başlıyor.

Düşünce sistemimiz de çok önemli çünkü hemen nefesi etkiliyor. Aslında dışarıdan bozan hiç bir şey yok. "Olan" nefesi bozmuyor, olanla ilgili yorumlar nefesi bozuyor. Travma diye yorumladığımız olaylar bile başlı başına travma değil, yorumlarımız o olayı travmaya çeviriyor. “Bu berbat bir şey, benim hayatımı mahvetti” derseniz travma olur. “Yaşandı,bitti ve geçti” diye yorumlarsanız travma olmaz. Kişinin yaşanan olaylar üzerine ürettiği düşünceler her şeyi dramatik hale getiriyor. Ayrıca nesiller boyu atalarımızdan geçen.. genler de önemli faktör. Aile boyu düşünce ve nefes alışkanlıkları devam ediyor. O yüzden hastalıklar da genetik. Bunun üzerinde çok güzel çalışmalar yapıyoruz.

*Düşüncelerimiz üzerinde kontrolümüz olduğu kadar nefesimiz üzerinde de kontrol sahibiyiz. Zihnimizi olumluya odaklarsak nasıl bir nefes tarif edersin ?

Açık ve bağlantılı nefes diye tarif ederim. Zihin pozitif olduğunda nefes de kendiliğinden açılıyor. Ama bir seviyede nefes açıldığında onunla birlikte bilinçaltındaki düşünceler de günyüzüne çıkıyor. Bilinçli düşüncelerimiz yani zaten farkında olduğumuz düşünceler açılınca nefes de açılıyor. Ama bir de düşünce sistemimizin yüzde 70’ini oluşturan biliçaltı düşüncelerimiz var ki onlar da sadece nefes ile açılabiliyor ve böylece o düşüncelerin negatifliğini dönüştürebiliyoruz.

*Nefes alıp verişten bir insanın karakter analizini yapabilir misin?

Evet. O kişiyle ilgili her şeyi söyleyebilirim. Genelleme yaparsam bir çok kişi karın nefesi almıyor. Bunların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Kendilerini ikinci plana atan, özgüven eksikliği yaşayan, çok rahat kullanılabilen kişiler karın nefesi almayanlar.

Benim herkes için önerim en azından bir nefes koçu bulup analiz yaptırsınlar. Kökten bir çözüm için,doğru nefesi alışkanlık haline getirmeleri için bizim de 4 günlük kapsamlı mucize kurslarımız var.

*Tek başına doğru nefes yeterli mi? Nefes almayı nelerle desteklemeliyiz ?

Doğru nefes vücudumuzu sağlıklı tutar. Bir de bunun zihin boyutu var. Yaşam koçluğuyla desteklemeliyiz. Şu an zihin dönüşümüyle, zihni sürekli pozitif tutmakla ilgili çok güzel çalışmalar var.   

*Endişeli, öfkeli anlarda nefesin öneminden bahseder misin ?

Tam o an nefes almak gerekir çünkü bir insan ancak nefesini tutuyorsa öfkelenebilir. Kendimden örnek vereyim; o kadar uzun zamandır nefesim açık ki bu yüzden öfkeler, endişeler çok uzun zamandır uzak bana. İnsanlar bu realiteye o kadar alışmış ki benim o anki bir davranışımdan, öyle olmadığım halde acaba öfkeli miyim diye yorum yapabiliyorlar.

Oysaki bu endişesiz yaşam nefes açıldığı andan itibaren mümkün.

Hayat aslında hiçbir zaman bir stres kaynağı değil. Başına gelen olaya verdiğin tepki ve düşünce mekanizman stresi yaratır. İnsanlık bu farkındalığa iyice eriştiğinde her şey çok kolaylaşacak yaşamlarımızda.

*Çekim yasasıyla "NEFES" i nasıl ilişkilendirirsin ?

Yüzde 100 ilişkililer. Senin manyetik alanın nasılsa onu yaşamına çekiyorsun. Benzer benzeri çeker. Dengesiz nefes aldığımız zamanlarda yaşamımızın dengeli ilerlemesi mümkün değil. En dengeli insan bile karşısına çıksa o kişi hala dengesiz davranır. Binlerce kişiyi analiz etmişimdir. Ters nefes (diyaframdan başlaması gereken ve yukarı çıkması gereken nefes göğüsten başlayarak aşağı iniyor) alan bir insan yaşamına hep terslikleri çekiyor.

*Nefes tüm sağlık sorunlarımızın başucu ilacı mı ?

Kesinlikle öyle. Vücut zaten hastalığa programlı bir cihaz değil. Nefes, bütün vücudun saat gibi çalışmasını sağlıyor. Vücudun kendi bağışıklık sistemi, kendini koruma mekanizması var. Nefes bozuksa, o sistem bozuk demektir. Tamir edildiğinde hayatta kalma dürtün o kadar aktive oluyor ki zaten hastalanmıyorsun. Vücut kendi kendine virüsleri yok eder duruma geliyor. Olması gereken de bu zaten.

*Son nefes hakkında düşüncen nedir ?

İlk nefes gibi onun da bir vakti var. İnsan hayatı boyunca belli bir sayıda nefes alıyor. Ne ileride ne geride kalmalı. Anda kalarak nefes almamız en önemlisi.  

Ve son olarak doğru nefesin faydalarından bahsedelim;

Kişi daha canlı, enerjik, sağlıklı olur. Bağışıklık sistemi ve kaslar güçlenir. Hücre yenilenme hızı arttığı için bedeni hızla gençleşir. Daha huzurlu, mutlu, dingin ve motive olur. Vücutta kan dolaşımı hızlandığı için selülit azalmaya başlar. Kişinin kendine güveni artar. Hafızası güçlü olur. Daha başarılı, istekli, coşkulu ve neşeli olur.

Kadınlarımız için küçük bir not bırakıyorum buraya:)

Sevgili Nevşah diyor ki : “ Hangi rejimi yaparsan yap, nefes alış verişinde bir problem varsa vücut zaten ödem, yağ tutuyor. Nefeste problem yoksa çok rahat kilo veriyorsunuz. Tıkanıklık olmadan vücudun her bölgesi saat gibi mükemmel çalışıyor.”

Sevgili Nevşah ağzına, yüreğine ve nefesine sağlık..

Her şey nefesle başlar ve nefesle son bulur diyerek bu çok keyifli röportaj yazımı bitiriyorum.

"Nevşah'tan önce Nevşah'tan sonra" nefes alışkanlıklarınızı görmek için nevsah com sitesinden detaylı bilgileri alabilirsiniz:)

Ömrümüzce -o son gelene kadar- nefeslerimize ve bedenlerimize çok özenli davranmamız dileğiyle:)

Aşk, farkındalık ve NEFES ile kalın:)

Duygu GİRAY

www.duygugiray.com

instagram; Duygugiray

Facebook; Yaşam Koçu Duygu Giray