Neslihan Doğrusöz gerçek stilini sonunda buldu

İşte Benim Stilim yarışması bir döneme damga vurdu. 7 yıl yayınlanan programın son sezonununda en çok konuşulan isimlerden biri de elbette Neslihan Doğrusöz'dü. Yarışmanın gelmiş geçmiş en kibar, en asil, en stil sahibi, en aklı başında isimlerinden biri olan Doğrusöz, 7. sezonun sonlarına doğru yarışmaya dahil olsa da dereceye girdi ve 3'üncü oldu. Bu kadar hatırlatmayı yapmamın bir sebebi var...

Neslihan Doğrusöz gerçek stilini sonunda buldu

Radikal bir değişim

Radikal bir değişim

Neslihan Doğrusöz, artık bambaşka biri! Yarışma boyunca sakin ve sessiz tavırlarıyla dikkat çeken Neslihan Doğrusöz, oldukça radikal bir imaj değişimi yaşıyor.

Yarışma boyunca maskülen imajı, cool tavırları, stiletto ile yürürken zorlanışı, havalı kombinleriyle "İşte asalet!" dedirten Neslihan Doğrusöz yine havalı, yine sağlam, yine ayakları yere basıyor.

Ancak bu kez maskülen bir görüntüye sahip. 

'Ablaaa' diyen 'Aaa' yaptı

'Ablaaa' diyen 'Aaa' yaptı

"İşte Benim Stilim'in 3'üncüsü" havası atmıyor, tam tersi sadeleşme peşinde o artık. Instagram'da 'N. Doğrusöz' olarak kendisini lanse ediyor. Duruşuna duruş ekliyor, "Ben buyum" diyor.

Bir insanın "Ben artık buyum!" diyerek kendisini 'güncellemesi' ve bunu korkmadan, 'kim ne der'lerden çekinmeden yapabilmesi kadar doğru ve güzel bir şey olamaz.


Çok şükür şu ana kadar Neslihan Doğrusöz'ün canını sıkan olmadı. Belki de olmuştur ama yine de o, her zamanki cool'luğunu koruyup isyan etmedi. "Ben buyum" dedi, ona "Ablaaa" diyenler "Aaa" yaptı. Bu türden birkaç yoruma denk gelebilirsiniz.

'Feminen mi olsan?' eleştirisi

'Feminen mi olsan?' eleştirisi

Benim Neslihan Doğrusöz'ün imaj değişimine Molatik olma kısmım başka... Bir insan istediği şekilde kendisini ifade eder, istediği imaja sahip olabilir, istediği kadar dönüşüm yaşayabilir. Kişilerin kendi kararı. Ancak İşte Benim Stilim gibi buram buram feminenlik kokan bir programa katılan ve "Biraz feminen mi olsan be Neslihan" uyarıları alan Doğrusöz'ün o dönemleriyle şimdiyi kıyasladığımda içim hafiften bir buruluyor.

'Snobe' ediyordu

'Snobe' ediyordu

Stiletto ile yürüyemediği ama 'çabana sağlık' övgüleri aldığı anlarda neden olaya müdahil olamadık diye düşünüyor insan.

Neslihan, yarışma esnasında da maskülen tavırları olan ancak asil ve ölçülü tavırlarıyla bu maskülenliği -yarışma tabiriyle- 'snobe eden' bir isimdi. Ve mümkün mertebe 'feminenleşmesi' için çeşitli telkinlere maruz kaldı. "Sen maskülensin, birazcık feminen kıyafetler giyince şahane oluyor, snobe ediyorsun, ortaya şahane bir imaj çıkıyor" gibi taktikler işitti Neslihan.

'Standart' hale getirme inadı

'Standart' hale getirme inadı

Halbuki Neslihan maskülendi ve kendisini olduğu gibi yansıtamıyordu. Dışardan onu 'standart' hale getirmeye çalışırken aslında ne kadar anlamsız bir ısrar içinde olduğumuzu şimdi fark edebiliyor muyuz?

Neslihan şimdiki hali gibi yarışmaya katılsaydı, jüri, diğer yarışmacılar ve izleyiciler olarak, "Ooo" diyecektik. "Aşırı maskülen, yok yok" diyecektik. Halbuki o, zaten maskülen bir imaja sahip olmak istiyor.

'Saygı duyuyorum'lar hep kağıt üstünde

'Saygı duyuyorum'lar hep kağıt üstünde

Değinmek istediğim nokta, başkalarını olduğu gibi kabullenememe hali. Ortamlarda ne kadar "Aaa, saygı duyuyorum tabii ki" filan ayakları yapalım, sonuç değişmiyor. Kimse, kimseyi olduğu gibi kabullenmiyor aslında. Herkesin kafasında bir şablon var. Ve herkes, o çerçeveden bakılmasını talep ediyor. Talepler buluşmuyorsa "Boş ol, boş ol, boş ol" çeker gibi hayatımızdan uzaklaştırmaya başlıyoruz. En ufak bir tahammülümüz dahi yok.

Tam da o anda Ajda'dan 'Resim' çalıyor

Tam da o anda Ajda'dan 'Resim' çalıyor

İşte sorun da tam olarak bu... Herkes kağıt üstünde medeni. Ama iş pratiğe döküldüğünde, Ajda Pekkan'ın şarkısı çalmaya başlıyor. Etraf çerçeveden resime inemeyenlerle dolu. Daha bu dünyanın kenar süsündeyiz. Dertlerimiz, anlaşmazlığımız, medeniyetimiz... Hepsi yüzeysel.

Neslihan Doğrusöz, bu imajla kadınlara yönelik bir moda programına katılamaz mesela. Katılsa, alacağı tepki belli. Şimdiki halinden çok daha feminen bir görüntüsü dahi maskülen bulunuyor. Düşünsenize şimdiki 'N. Doğrusöz'ün İşte Benim Stilim'e katıldığını...

Belki de programa bile katılamazdı

Belki de programa bile katılamazdı

Eğri oturalım, doğru konuşalım. "Çok tepki çeker" diye kabul edilmezdi diye düşünüyorum. Geçmişteki yüzde 30'luk maskülenliği bile problem olmuşken, şimdiki yüzde 90'lık maskülenliği "Ohooo" diye karşılanırdı. Bu şekilcilik gerçekten canınızı sıkmıyor mu? Benim sıkıyor.

Rüzgar Erkoçlar'a demediğimizi bırakmadık ülkece. Ve hatırlayın, Rüzgar Erkoçlar 'güzel bir kadın' olmasaydı 'normal' bulacaktık. Onun erkek olmaya karar vermesinden çok, güzel bir kadınken erkek olmak istemesinin üzerinde durduk!

'Feminenken güzel, maskülenken yakışıklı'

'Feminenken güzel, maskülenken yakışıklı'

Hatta çirkin geyikler yaptık. Yıl olmuş 2019, hâlâ ona kadın hali hatırlatılıyor. "Kadınken güzel, erkekken yakışıklı" diyoruz. Ama bu lafın onu kırabileceğini hiç umursamıyoruz. Dünyada cinsiyet değiştiren ya da değiştirmese de feminen bir görüntüden maskülen bir görüntüye geçiş yapan (ya da maskülenden feminene) tek insan Rüzgar mı? Ya da Neslihan mı?

'Güzel' bir kadının (ya da yakışıklı bir erkeğin) kendisini yansıtmadığı, ait hissetmediği bu sürreal imajdan kurtulup bambaşka bir imaja bürünmesi, neden 'hata'ymış gibi geliyor? Anlayış seviyemiz gerçekten yüzde 5 mi? 'Feminenken güzel, maskülenken yakışıklı'lardaki kıyaslama inadımızdan ne zaman vazgeçeceğiz?

Asıl mesele 'kendiyle karşılaşmak'

Asıl mesele 'kendiyle karşılaşmak'

N. Doğrusöz, gerçek bir insan. Feminenliğin havada uçuştuğu bir programa katılan, kendisini mümkün mertebe yansıtan, herhangi bir zümreyle orta nokta bulabilen biri. Şu anda maskülen bir imajla hayatına devam etmesi, tam da bu yüzden şaşkınlıkla karşılanmamalı.

O, kendine inanıyor, gücünü kendini tanıma gayretinden alıyor. Siz hiç merak etmeyin; kendisini tanıyan, ruhunu olduğu gibi yansıtan birine hiçbir şey olmaz, olamaz da. O kendi yolunda hep dimdik yürüyecek. Ne çiğ bir laf onu incitebilecek, ne de başka bir şey...

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Herta Müller'in Türkçeye çevrilen bir kitabındaki gibi, 'kendiyle karşılaşmak' asıl önemli olan.

Ne mutlu ki, 'N. Doğrusöz' bunu çoktan başardı, kendi stilini buldu. Darısı kendini olduğu gibi yansıtamayanların başına...

 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak