Babasının hayal ettiği mesleği yapmak için hayallerinden vazgeçen bir çocuk, müdürü tarafından yükselmesi engellenen bir çalışan, kocasının kıskançlıkları sonucunda asla iş hayatına atılamayan bir kadın, karısının para hırsı ile asıl istediği şeyleri asla yapamayan bir baba... bu örneklerin hepsi birer günah.

Sokakta yürürken önümüze çıkan bir evsize kötü kötü bakmak, komşu kavga ederken televizyonun sesini kısmak, gelinine karşı oğlunu doldurmak, eşimizin ilk evliliğinden olan çocuğuna iğneleyici laflar söylemek, köpeğimiz bizi görünce sevinçten işediğinde tekme atmak, ekip arkadaşımızın fikrini kendi fikrimiz gibi ballandıra ballandıra anlatmak... bu örneklerin hepsi birer günah.
 

Günah nedir?

Günah, yazıktır. Yazık etmektir. Ziyan etmektir günah.

Gece yastığa başımızı her koyduğumuzda, gün içinde aynaya baktığımızda, tuvalette otururken boş boş ayaklarımızı seyrettiğimizde, birinden bir cümle duyduğumuzda aklımıza gelen, yanlış olduğunu derinlerde bildiğimiz, ancak işimize gelmeyen zaafımızdır günah.

Kimi buna şeytan diyor, kimisi kötü niyet, ahlaksızlık, suç. Günahlarımız, vicdanımızı boks eldivenleri ile yumrukladığımız bağımlılıklarımız.

Hepimiz günah işliyoruz. Belki gün içinde birden fazla defa. İnsan olmanın en büyük sınavlarından biri zaaflar. Zaaflarımız bizi bencillik derecesine götürebilcek, sebeplerini bulup çözmediğimizde hem kendimize hem de çevremize zarar vermemize sebep olabilecek bir şeydir. Zaaflarımız günah işlememize, yazık etmemize, ziyan etmemize sebep olurlar.

 

Günah işlememenin yolu var mı?

Kendimizi ermiş, ruhsal olarak en yüksekteki oldunluğa erişmiş, dünyevi zevklerin geçiciliğini içselleştirmiş biri olarak görmüyorsak hayır yok.  İstemeden bile olsa yazık ediyoruz. Bunu minimumda başarmanın yolu sanırım sakinlik, içe dönüş, uyaranların neden uyaranlar olduğunu fark etmek, büyük fotoğrafı görmek ve sevgi ile bakmak.

Meditasyonu ısrarla tavsiye ediyorum biliyorsunuz. İçe dönemin etkili yollarından biri. Siz içinize dönmeyi hangi ritüel ile uygun görüyorsanız onunla yapın. Kendinizle, iç dünyanızla ve düş dünyayı analiz etmekle geçireceğimiz rutinlerimizin olması bizi ayık tutar. Hayata karşı, duygularımıza ve uyaranlara karşı uyanık tutar. Bu uyanıklık bizi günahtan, yazıktan ve ziyandan korur şekerler.

Günahlarımızı fark ettiğimiz, yazık etmediğimiz ve ziyandan uzak durduğumuz günlerimiz olsun.
 

Günün Sorusu:

İşlediğinizi düşündüğünüz en büyük günahtan nasıl arındınız?

Papatya Somer

papatya.somer@milliyet.com.tr

instagram.com/papsmood