Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmada; yaklaşık olarak erkeklerin yüzde 20'si, kadınların da yüzde 40'ı obezdir! Türkiye’de hastalıklı şişmanlık yani "Morbid obezite" olan hasta sayısı 2 milyon civarındadır. Sigaradan sonra dünyada önlenebilir ölümlerin en önemli ikinci nedeni "Morbid obezite". Obezite ameliyatlarını kimler yapabilir hangi koşullarda yapabilir, sonuçları ne olur bunları tartışmak gerekir. Türkiye'de bu konu artık çok önemli hale geldi.

 

Örneğin, Vücut Kitle İndeksi 35 ve üzeri olan ve belirgin şeker hastalığı, hipertansiyon, uyku apnesi v.b eşlik eden hastalar ameliyat edilmeli. Fakat zorunlu olmayan hastaları bıçak altına yatırmak, etik kuralları zorlamakta. Bizden yardım bekleyen çok fazla hasta varken, metabolik cerrahi, diyabet cerrahisi v.b isimler altında, endikasyonu olmayan normal kilolu ya da yandaş hiçbir hastalığı olmayan VKİ 25-35 arasında olan hastaların ameliyat edilmesi ise son derece yanlış! Vücut kitle indeksi 35-40 arası olup, ek olarak kilolara bağlı diğer hastalıkları hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi gibi daha birçok nedeni olan hastalara yapılabiliyor bu ameliyatlar. Bu kriterlere uymayan hastaların ameliyat edilmeleri sonucu hastada ortaya çıkan ölüm, sakatlık v.b olumsuz durumlarda bu işi yapan meslektaşımızın mediko-legal açıdan adalet önünde suçlu duruma düşeceği aşikardır.

 

En iyisi benim" reklamları

Ülkemizde tip 1 diyabet hastalığı ve normal kilolu tip 2 şeker hastaları dahil tüm şeker hastalıklarına çare bulunduğu ve bunun "Türkiye‘ de ilk kez uygulandığı" söylenmekte. Obezite ile ilişkili Tip 2 şeker hastalığının 8-10 farklı cerrahi tedavi yöntemi var iken "Deneysel bir yöntem" ülkemizde maalesef şeker hastalığının tek tedavi yöntemi gibi pazarlanıyor. Bir kaç dernekten bu yanlışı düzeltme gayreti gelmiştir ama yeterli olmamıştır. Bu yöntem pazarlanırken ‘’bunu dünyada yapan sadece 6 kişi var’’ ve benzeri gerçek dışı bir söylem ile bilimin etik kurallarının hiçe sayılması çok ciddi bir sorundur. Ve bu 6 rakamı ne ilginçtir ki hiç 6 nın üstüne de çıkmamaktadır.

Maalesef bu rüzgarın arkasından biz ne kazanabiliriz düşüncesi ile deneysel yöntem popüler hale getirilmeye çalışılmış ve buna bilimsel camia sessiz kalmıştır. Bir kaçımızın itirazları sonucu Tip 1 diyabetin cerrahi tedavisi vurgusundan vazgeçilmiştir. 2 milyon gerçekten cerrahi tedavi bekleyen morbid obez hasta varken, normal kilolu ya da fazla kilolu hastaları ameliyat etmek ve “bunu ben yaptım”, “En iyi benim şeklinde” topluma sunmaya çalışmak hem etik değildir hem ciddi bir suçtur.

 

Her bedenin vereceği cevap farklıdır

Sadece tüp mide ameliyatını bilen bir cerrahın her hastaya tüp mide ameliyatı önermesi de diğer bir yanlıştır. Aynı kiloda, aynı cinsiyette ve aynı yaşta iki hastaya diğer faktörleri değerlendirmeden tüp mide ameliyatı yaptığınızda; biri çok memnun kalırken diğerinin hayatı kararabilir. Bu nedenle her hastaya uygulanacak cerrahi tedavi, hastanın özelliklerine, yandaş hastalıklarına, alışkanlıkları ve benzeri bir çok faktör değerlendirilerek karar verilmelidir.

Obezite ameliyatlarının bir estetik cerrahi ameliyatı gibi sunulması ise çok vahim. Obez hastaları kilo verdikleri zaman, normale yakın vücut ölçülerine gelmektedirler. Ama bu, bir çok genç yaştaki fazla kilolu, ameliyat kriterlerini taşımayan hasta tarafından ^"estetik ameliyat" olarak algılanmaktadır. Bu tür ameliyatlar ESTETİK İÇİN DEĞİL SAĞLIK İÇİN yapılması gereken ciddi ameliyatlardır.

Bariatrik cerrahi

Aşırı şişmanlara uygulanan bu tedavi yöntemlerinin hepsinin ortak adı "Bariatrik Cerrahi"dir. Peki nedir bariatrik cerrahi? Bariatrik kelimesi Yunanca baros yani ağırlık kelimesinden köken alan ve kullanıldığı ilk günden beri, özellikle şişman hastaları zayıflatmak amacıyla yapılan ameliyatları tanımlamak için kullanılan, kilo kaybettiren mide barsak sistem ameliyatlarıdır. Bu tür ameliyatların zayıflamanın yanı sıra, başta şeker hastalığı olmak üzere, hipertansiyon, yağ metabolizma bozuklukları,bu hastalıklara bağlı ölüm ve hastalık oranlarını azalttığı bilinmektedir. Bu nedenle şişmanlık hastalığı için yapılan ameliyatlar "bariatrik cerrahi ameliyatları" olarak tanımlanmıştır.

Bu konuda başta bu işe gönül veren ilgili derneklerin ve sağlık bakanlığının önlem alması gerekmektedir. Aksi takdirde 10 yıl sonra obezite cerrahisi adı altında farklı nedenler ile tüp mide yapılmış, midesiz bir toplum ve onun yan etkileri ile uğraşmak zorunda kalacağız.

 

Doç. Dr. Aziz Sümer

Genel Cerrahi Uzmanı

Obezite ve Diyabet Cerrahisi

Mail:drazizsumer@gmail.com

İletişim: 0 536 649 78 02