Gün geçmiyor ki kamuoyuna yansıyan olumsuz bir obezite cerrahisi örneği olmasın. Saygıdeğer işadamı Mustafa Koç‘un ölümünden sonra da obezite cerrahisi oldukça suçlanmıştı. Maalesef son günlerde yine obezite cerrahisi sonrası ölüm haberleri, insanları bu tedaviye karşı mesafeli olmaya itiyor, korkutuyor ve kaçırıyor.

 

Masaya yatan her vakada risk vardır

Gerçekten obezite cerrahisi tehlikeli midir? Bu sorunun iki cevabı var aslında. Birinci cevabı HAYIR tehlikesi yoktur. İkinci cevabı ise EVET çok tehlikeli olabilir. Gelin ilk cevaptan başlayalım. Neden HAYIR? Neden Obezite cerrahisi güvenilir bir yöntemdir? Tüm cerrahi işlemlerin bir ölüm riski ve komplikasyon riski vardır. Ama bu riskleri hastalığın kendi riski ile karşılaştırınca cerrahi risk çok düşüktür. Mesela apandisiti patlayan birinin ameliyata bağlı ölüm riski yüzde 1'dir. Ancak hasta ameliyat olmadığı takdirde ölüm riskleri yüzde 100 olur. Şimdi hastaların yüzde 1 ameliyat riski var diye ölüme mi terk etmeli hastayı?

 

 

Hastalığı popülerleştirmek!

Safra kesesi ameliyatı, guatr ameliyatlarında da ölüm riski var. Yemek borusu kanseri ameliyatına bağlı ölüm riski yüzde 10 civarında, yani 100 hastadan onu ameliyat masasında ölüyor. Ancak ameliyat edilmediği taktirde risk yüzde 100. Pankreas kanseri, barsak kanseri, kalça ve diz protezleri, açık kalp ameliyatları ve beyin cerrahisi ameliyatlarında da ölüm riski var. Peki bu tür ameliyatlarda ölüm riski daha yüksek olmasına rağmen neden konuşulmuyor? Çünkü POPÜLER bir alan, macazinel bir konu.

 

Sponsorlu ameliyatın yüzü ünlüler

Ve işin en kötü tarafı; bu bir hastalık olarak kabul edilmiyor. Estetik amaçlı yapılan bir cerrahi işlem olarak lanse ediliyor. Halbuki Obezite ölümcül bir hastalıktır. Ve yapılan ameliyatların "Estetik için değil Sağlık için" yapılması gerekir. Peki obezite ameliyatları nasıl popülerleştiriliyor:

 

1)Ünlüler, sponsorlu obezite ameliyatı olup, doktorlarının reklamları için çarşaf çarşaf basında boy gösteriyorlar.

2)Rant olarak bakılıyor. Obezite konusundan nemalanmak için bir çok gereksiz diyet, yaşam tarzı değişiklikleri, yaşam koçluğu v.s. adı altında kitaplar yazılıp pazarlanıyor. Bariatrik cerrahi uzmanı, bariatrik diyetisyen obezite koçluğu, bariatrik cerrahi yaşam koçu gibi içi boş, yasal karşılığı ve tanımı olmayan uzmanlık alanları oluşturuluyor. Tüm dünyada bu ve benzeri yılda 300 milyar dolarlık harcama yapılıyor. Ama sonuç? Hiç bir işe yaramıyorlar ve dünya şişmanlamaya devam ediyor. Sorun çok karışık ve derin aslında.

 

İyi cerrah olmak çok ameliyat yapmak değildir

Obezite cerrahisinde kullanılan malzemeleri satan firmalardan tutun da, doktora, ve hatta sağlık bakanlığına kadar herkesin rolü var. Firmalar bu cerrahiyi herkes yapsın, daha çok malzeme satılsın ve daha çok para kazanalım mantığı ile tüm cerrahları bu işe özendiriyor! Böylelikle cerrahların eğitim durumları, hastane koşulları ve deneyimleri görmezden geliniyor. "Sen de yaparsın hocam, aslansın" demek yetiyor. Tabii ki hasta bulabilmek için yalan skorlar ortaya atılıyor. Hekimler skora bağlı bir hayat sürüyor, sanal yalancılığa itiliyorlar. "İyi cerrah olmak çok ameliyat yapmaktır" gibi hastalıklı bir mantık var ortada. "1000, 3000, 5000 ve hatta 10.000 vakam var" diyen cerrahlar ile dolu ortalık. Bunlar maalesef gerçek de değil. Çünkü yıllık yapılan vaka sayıları tüm ülkede belli. Sayısal değeri değil, bilerek ve eğitimini alarak gerçekleştirmek önemli.

 

Bilimsellik değil pazarlama

Bir genel cerrahi uzmanı kahraman, sihirbaz v.s.gibi sıfatlarla lanse edilebiliyor.. Cerrahların duyguları okşanıyor. Oysa bilimde bu sıfatlara yer yoktur. Pankreas kanseri, barsak kanseri, fıtık, apandisit guatr yapan cerrahlara kimse "kahraman" demiyor. Diğer meslektaşlarımız da “Bizim neyimiz eksik, altı üstü tüp mide ameliyatı değil mi? Ben de yaparım” diyerek bu ialana giriyor. Sonuç: ölümler ve komplikasyonlar. Aslında bu bilimsellikten öte bir çeşit pazarlama tekniği olmuş durumda!

 

Aşırı şişmanlıkta konuya 'estetik' yaklaşamazsınız

İlk baştaki sorunun cevabı çok açık aslında; Obezite cerrahisi tehlikeli midir? HAYIR değildir. Diğer büyük ameliyatlar ile karşılaştırıldığında risk çok düşüktür. Deneyimli ve bu alanın eğitimini almış ellerde safra kesesi guatr ameliyatı kadar düşük risklidir. Bir de diğer açıdan bakalım.Obezite cerrahisi tehlikeli midir? Sorusuna farklı bir açıdan cevap verelim. Evet tehlikelidir. Peki hangi durumlarda tehlikelidir:

Eğer eğitim almamış, deneyimsiz ellerde yapılıyorsa çok tehlikelidir. Endikasyonsuz hastalara ameliyat yapılıyorsa tehlikelidir. Ve hatta suçtur. "Hastalık değildir” gibi YANLIŞ düşünce ile sadece ESTETİK amaçlı yapılır ise tehlikelidir.

 

İnanılmaz bilgi kirliliği var

Doğru hasta, doğru hekim, doğru hastanede bu işin riski çok düşüktür. Kamuoyuna yansıyan bu ve benzeri istenmeyen, üzücü haberler gerçekten hasta olan, ihtiyacı olan hastaları korkutur ve bu tedaviden uzaklaştırır.

Obezite cerrahisi inanılmaz bilgi kirliliği olan; herkesin kuralsız cirit attığı bir alan haline geldi. Bunda başta biz doktorların, sonrasında bu işle ilgili derneklerin kusuru var. Hatta Sağlık Bakanlığı'nın dikkatle izlemesi gereken bir alan. Obezite DEV bir sorun. Bu sorunun çözümü de popüler yöntemlerde değil, bilimsel yöntemlerde saklıdır.

 

Tüm cerrahlar obezite ameliyatı yapmalıdır. Çünkü 2 milyon kişi tedavi bekliyor! Ama her şeyde olduğu gibi, bu tekniğin eğitimini almadan asla olmaz! Obezite cerrahisinde eğitimli ellerin neşter tutması çok ama çok önemli

 

 

Doç. Dr. Aziz Sümer

 

 

Genel ve Obezite Cerrahisi Uzmanı

 

 

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

 

 

Antalya OFM Hastanesi Cerrahi Direktörü

 

 

http://www.azizsumer.com/

 

 

email:drazizsumer@gmail.com

 

 

İletişim: 0 536 649 78 02