Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından olan, yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen obezite;vücutta yağ dokusunun fazla olmasından kaynaklanan bir hastalıktır.Yetişkin kadınların vücut ağırlığının %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın %30’un üstüne çıkması ile obezite oluşur.

1975 yılında yapılan bir araştırmada kadınlarda obezitenin görülme sıklığı %6,4 iken; 2014 yılında bu sayı %14,9’a yükselmiştir. Günümüzde ise özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu sayı artmaktadır.

“3 kuşak sonrasındabile obezite görülebilir!”
Obezite kişide fizyolojik, hormonal, psikolojik, metabolik ve estetik sorunlara yol açabildiğini belirten Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel, bu durumun sadece obez bireyi değil çevresini, yani toplumu da etkilemekte olduğunu vurguluyor ve sözlerine şöyle devam ediyor; “Yapılan son araştırmalarda obezitenin genetik anormalliklere neden olduğu ve genlerin sonraki nesillere de aktarılabildiği bulunmuştur. Obez bireyden sonraki kuşaklar sağlıklı besleniyor olsa da metabolik sorunların genler ile aktarıldığı görülmüştür. En az 3 kuşak sonrasında bile bu sorunlar görülebilmektedir.

Obezite; kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıkları gibi pek çok sağlık probleminin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Dünyada her yıl 2,8 milyon insan obezite ya da fazla kilo nedeni ile hayatını kaybetmektedir.

Obezite tedavisinde anneler en kilit rolü oynamaktadır!
Obezite tedavisinde kadınlar evde anne olarak en kilit rolü oynamaktadır. Çünkü tüm ailenin beslenmesi kadının mutfağından çıkmaktadır. Anne evde ne kadar sağlıklı yemekler ve öğünler hazırlar ise aile obeziteden ve getirdiği hastalıklardan o kadar korunmuş olacaktır. Genelde diyet tedavisi alan kadınlar ailesininde beslenmesine etki ettiği için eşinin ve çocuklarının diyet yapmadan sağlıklı zayıfladıklarına çok fazla şahit olmaktayız.” diyor.