Öfke; engellenme, yoksun bırakılma, tehdit edilme gibi durumlara karşı hissettiğimiz duygudur. Her insan öfke hisseder, yaşam için gerekli olan doğal bir duygudur. İçinde bulunduğumuz yanlış durumları düzeltmemize ve kendimizi korumamıza yardımcı olur. Bebekler de 3-4 aylık kadar küçük zamanlarda bile öfke duygusu hissedebiliyorlar. Küçük yaşlarda bu duygu, tamamen hareketlerle ifade ediliyor. Öfke duygusuyla ortaya çıkan olumsuz davranışlara agresif/saldırgan davranışlar diyoruz. Çocuklarda agresyon en çok 2 yaş döneminde görülüyor, büyüdükçe öfkenin agresif davranışlar yerine daha kabul edilebilir şekillerde ifade edilmesi öğreniliyor. 

 

Yetişkinler olarak, öfke duygusuyla agresif davranışların aynı şey olmadığını unutmamalıyız. Öfkelenmek doğal bir tepkidir, mutlaka olumsuz sonuçlar doğuracak diye bir şey yok, önemli olan öfkemizle ne yaptığımızdır. Çocuklar genellikle öfkeleri üzerinde hiçbir kontrolleri olmadığını sanır, bu yüzden onlara öfke duymanın normal olduğunu ama zarar vermenin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, bu ikisini birbirinden ayırmak yararlı olacaktır.

Öfkeyle baş etme becerileri henüz çok gelişmediğinde, çocuklar bir arkadaşı rahatsız olduğu bir davranış sergilediğinde hemen ona vurur ya da başka saldırgan bir davranışla karşılık verir. Büyüyüp dil becerileri geliştikçe ve bazı sosyo-duygusal becerileri edindikçe, daha sakin kalarak öfkesini sözel olarak ve uygun şekillerde ifade etmeyi öğrenmeye başlarlar, arkadaşına vurmak yerine ona yapmamasını, bu durumdan rahatsız olduğunu söyleyebilirler. Böyle bir tepki daha yapıcı olacaktır, çünkü hem rahatsız olduğu durumun ortadan kalkma ihtimalini artırır hem de pozitif  ilişkiler geliştirmesine yardımcı olur.

 

Çocuklar 2-3 yaşlarından itibaren, bizlerden gelen tepkilerden, saldırgan davranışlar göstermelerinin uygun olmadığını anlamaya başlıyorlar. Bundan sonra öfkelerinin üstesinden gelmek için stratejiler geliştirebiliyorlar, fakat ne kadar etkin baş edebildiklerini 5 faktör belirliyor. 

Birincisi; kişisel özellikler. Küçüklükten itibaren bazı çocuklar olumsuz durumlara daha çok tepki gösterirler ve daha zor sakinleşirler. Böyle bir durumdaki bir çocuğun, öfkesini kontrol edebilmek için biraz daha fazla desteğe ihtiyacı olabilir. 

 

İkincisi; aile ortamının ne kadar stresli olduğu. Aile ortamı ebeveynlik tarzından ya da başka sebeplerden dolayı çocuğun kaldıramayacağı kadar büyük bir stres yaşamasına sebep oluyorsa, bu durum öfkesiyle baş etmekte zorlanmasına yol açabilir. 

 

Üçüncüsü; ebeveynlerinin öfkeyle baş etme yöntemleri. Çocuklar ebeveynleri öfkeyle nasıl baş ediyorsa onu örnek alacaktır, ebeveyni öfkelenince agresif davranıyorsa, çocuğun da öfkelendiğinde agresif davranışlar gösterme ihtimali yükselir. Ebeveynleri öfke duygusuyla problemi yok sayarak baş etmeye çalışıyorsa, o da aynı mekanizmayı kullanabilir, fakat öfkelendiği problemi çözmekten kaçınması, öfkeyle baş etme, iletişim, ve çatışma çözme becerilerini geliştirme fırsatını kaçırmasına sebep olur.

 

Dördüncüsü; çocuğun duygularını ifade etme şansı bulup bulmadığı. Bazı çocuklar öfkeyle baş etmeyi öğrenemezler çünkü öfke duygusu ailelerinde hoş karşılanmıyordur. Bu yüzden öfkelendiklerini doğrudan ifade etme, duygularını gösterme, sorunlarına çözüm üretme şansı bulamazlar.

 

Sonuncusu ise; çocuğun duygularla baş etme konusunda ne kadar öğrenme şansı bulduğu. Çocukların evde, okulda, çevresinden öfke hakkında farkındalık kazanması önemlidir. Çocukların öfkeyle ilgili olarak; öfkelendiğini fark etmeyi, sakin kalma yollarını, öfkesini uygun bir dille ifade etmeyi, problemini çözmeyi ve yetişkinlerden yardım istemeyi öğrenmesi gerekir. 

 

Çocukların henüz öğrenme sürecinde olduklarını, gerekli sosyal becerileri edinmek için bize ihtiyaçları olduğunu unutmamak lazım. Bunun için öncelikle kendi öfkeyle baş etme yollarımızı gözden geçirerek onlara nasıl örnek olduğumuzu görebiliriz, daha sonra ise onları nasıl destekleyebileceğinizi düşünebiliriz.

 

Uzm. Psk. İrem Akın

 

Instagram: sosyalcocukatolyesi

 

Facebook: Sosyal Çocuk Atölyesi