YAZARIN
  EN SON YAZILARI  
    Öğrenmenin yaşı yok!
     
    Her akşam rutinimizde olduğu gibi yatmadan önce kitap okuma saatindeydik.
     
    O akşam okunacak kitabı dolaptan Zeynep seçti ve “bunu okuyalım” dedi. Zeynep 3 yaşında. Tahmin ettiğiniz gibi okuduğumuz kitaplar bol fotoğraflı. Seçtiği kitap hayvanları ve yaşadıkları ortamları anlatıyor.
     
    Aldık kitabımızı elimize başladık sayfalarını çevirmeye. Bir yandan sayfaları çeviriyoruz bir yandan da ben aklımdan “bak bu kitabı seçmesi iyi oldu, tam da eve küçük bir hayvan alsak ve beraber onu büyütsek” diye düşündüğümü geçiriyorum.
     
    Ben: Aaaa bak Zeynep minik bir kaplumbağa! Sana bir kaplumbağa alalım. Ona yem veririz, su veririz ve büyütürüz. Ne dersin?
    Zeynep: Hayır hayır, ona bana yaklaşabilir
    Ben: Peki bak burada da minik bir tavşan var. Sana bir tavşan alalım ona marul veririz su veririz. Ne dersin?
    Zeynep: Hayır hayır o da bana yaklaşabilir.
     
    Sonra kendisi hızlı hızlı kitabın sayfalarını çevirmeye başladı ve heyecanla “Aaaa buldum bana bir at alalım anne” dedi.
     
    Önce şaşkınlık ve gülümseme hali. Sonra küçük bir öpücük mis kokan saçlarına.
     
    Çok konuşmuştuk babası ile hayvanat bahçesi ziyaretine gitmeyi. Hepsini aynı yerde gördüğünde büyük küçük kavramını anlayabilecekti, öğrenebilecekti. Ama hayvanat bahçesi fikrinden pek hoşlanmadığımız için gitmemiştik, gidememiştik.
     
    E şimdi ne oldu? Bu çocuk sadece kitaplardan öğrenememiş büyük küçük hayvan ayrımını. Hayır, biz üzerine düşüp anlatmamışız, öğretememişiz. Onun hayal dünyasından bakamamışız.
     
    Neymiş? Öğrenmenin yaşı yokmuş. Neymiş? Bir yolu bulunacak ve öğretilecekler listesine bir madde daha eklenecekmiş.